tek kişilik skeçler

Konusu 'Soru Çözüm' forumundadır ve Misafir tarafından 17 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. Misafir Ziyaretçi

    tek kişilik skeçler lazım arkadaşlar
  2. EyLüL

    EyLüL Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2006
    Mesajlar:
    26.884
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    38
    Yer:
    İzmir
    Cevap: tek kişilik skeçler

    TEK KISILIK SKEÇ

    Buraya niçin çıktım biliyor musunuz? Nereden bileceksiniz! Bari ben söyleyeyim. Efendim size şimdi bir nutuk çekeceğim.
    Neden şaştınız? Yalnız büyükler nutuk çekmez ya biz de çekeriz.. Hem de sık sık...

    Bayram Haftası der nutuk çekeriz. Kitap Haftası der nutuk çekeriz.

    Allah korusunVerem Haftası Tutum Haftası anneler Günü Babalar Günü Yılbaşı Yıl sonu Çocuk Haftası der çekeriz nutukları...
    Biz bu sayılı haftaları günleri arkadaşlarla paylaştık. Bana Tutum Haftası düştü. En zoru da işte bu... Ben size şimdi ne söyleyeyim bilmem ki!..
    (Biraz durur.) Arpacı kumrusu gibi düşünmektense bir şeyler söylemeliyim...

    Hah aklıma geldi durun... (Yüksek sesle) Kumbarası olanlar ellerini kaldırsınlar! (Bekler sayar gibi yapar) Gördünüz mü? Kumbarasızlar daha çok... Ben şimdi size ne söyleyeyim bilmem ki!..

    Peki bankada hesap açtıranlar ellerini kaldırsınlar! (Bekler gene sayar gibi yapar.) İşte demedim mi? Gene hesapsızlar daha çok... Ben size şimdi ne söyleyeyim; bilmem ki!...

    Haa affedersiniz. Başkasının parasını malını mülkünü sormak ayıp sayılır ama ben size başka ne sorayım bilmem ki!..
    Durun durun buldum... Yerli malı sevenler ellerini kaldırsınlar! Çekinmeyin canım kaldırın. Bu da ayıp değil ya... Hem yerli malını sevmek bir vatan borcudur. (Çabuk çabuk sayar.) Bakın eller Mehmetçiklerin süngüleri gibi havaya dikildi. Elleriniz gönülleriniz dert görmesin!

    Ama öğretmenimiz diyor ki: Yerli malını sadece sevmek yetmez. Onu kullanmak çoğaltmak da gerek.
    Ben giyimden kuşamdan pek anlamam ya zannedersem hepiniz tepeden tırnağa yerli malı giymişsiniz. İşte buna çok sevindim doğrusu...
    Hem yerli malı kullananlar tutumlu da olurlarmış... Demek hepiniz tutumlusunuz. İşte buna da çok sevindim...

    Zaten bu zamanda tutumsuz olanlar gemilerini kolay kolay yürütemezler. Ya kömürleri biter ya karaya otururlar...

    (Biraz dolaşır düşünür.) Ben size bir şey daha söyleyecektim ama neydi acaba? Neydi acaba?

    Siz de bilirsiniz Nasreddin Hoca bir gün camide vaaz edecekmiş. Yani benim gibi nutuk çekecekmiş...

    - Ey cemaat! Size bir şey söyleyecektim ama bir türlü aklıma gelmiyor deyip gene durmuş.

    Bu hale dayanamayan oğlu bağırmış:

    - Baba kürsüden inmek de mi aklına gelmiyor?

    Siz söyleyin büyüklerim ben size daha ne söyleyeyim bilmem ki!..
  3. zamaneanne

    zamaneanne Üye

    Katılım:
    4 Haziran 2012
    Mesajlar:
    7.801
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    36

    Cevap: tek kişilik skeçler

    29 ekimle ilgili tek kişilik skeç

    (sokağın başından 90 yaşlarında bir adam görünürelinde bastonu ile iki büklüm olmuş bir vaziyette sahnenin ortasındaki bankın oraya kadar ilerlerzorlanarak oturduktan sonra kendi kendine başlar konuşmaya

    __ kaç aydır dışarı çıkamıyordum Ne kadar güzelmiş hava Ne güzel herkes barış içinde Ne kavga, ne gürültü ne de silah sesleri var Ah gençliğim Şimdi yanımda olsaydın ne güzel olurdu Hep istediğin hayat bu değil miydi ki?

    Eeeee normal tabii Biz barışa , rahatlığa hasrettik Şimdi ki gençlere bakıyorum da gözlerime inanamıyorum kimi zaman Onlar silahlanmaya, kavga etmeye her zaman hazırlar Üstelik bunlar için de ellerinden ne gelirse yapıyorlar ya ben bunu anlayamıyorumne zaman dışarı çıksam ya bir kavga görüyorum ya da zorluk içinde geçen hayatlar Gazeteleri açıp okumaya gücüm yetmiyor artık Bütün sayfalarda kan , vahşet Yahu bu ne rezalet? ama şimdilik sokak sakin görünüyor ne güzel

    (sokaktan geçen iki üç kişi konuşması sırasında O’na bakar, gülerek gelip geçerler yanından Bir müddet sonra yaşlı adam yine konuşmaya başlar Ama sanki bu sefer birisi vardır yanında)

    ___ aleyküm selam evladım( ayağa kalkar, şapkasını çıkararak selamlar)



    ___ tabi, tabi Oturabilirsin İsmin ne senin bakalım



    ___ Abdullah’mı Güzel isim Nerelisin sen bakalım?



    ___haklısın haklısın Hepimiz Türk’üz Nereli olduğunun ne önemi var Bağışla beni, yaşlılık işte Kaç yaşındasın?



    ___Sen artık kocaman delikanlı olmuşsun evlat Ben senin yaşlarındayken cephede savaşıyordum Geriye bakınca ne iyi etmişim diyorum kendi kendime Eskiden böyle rahat yaşayabilmek imkansızdı bizler için? Sokakta yürürken bile rahat edemezdik biz

    ( bir anda sinirlenir yaşlı adam Sesi şimdi yüksek ve kızgın bir tondadır)

    ____ dört bir yandan sarılmıştık düşmanlarla Artık yaralı bir insandan farkı yoktu ülkenin Ölüm döşeğinde, kan kaybeden bir yaralı her nasılsa öyleydi işte Ta ki Samsun’dan doğan o iki güneşe kadar Birisi normal bildiğimiz güneşti tabii Diğeri ise Mustafa Kemal’di Hayal etsene evlat, Allah’ın bize sunduğu güneş gibi parladı Mustafa Kemal Düşmanların karanlık düşüncelerine ateş, bizlerin karanlık günlerine ışık oldu Türklüğün şanını göklere çıkarttı Aslında üçüncü bir güneş de vardı Biliyor musun o neydi?



    ____TÜRK HALKI Zaferden zafere koştuk, canımızı hiçe sayarak

    (hüzünlenir bir anda Cebinden mendilini çıkarır gözyaşlarını siler)

    ____ Annem 50 yaşında bir köylüsüyken başlamıştı savaş Ben cephedeyken aldım haberini Cephane taşırken kurşunlar karnına isabet etmiş Ama o durmamış Yaralı da olsa taşımış cepheye onları Son nefesinde ne demiş biliyor musun?

    ____ bu vatan için keşke bir canım daha olsaydı Hiç düşünmeden onu da verirdim

    ____Şimdi en çok neye seviniyorum biliyor musun evlat? Çektiğimiz çileler boşa değilmiş Biz özgürlüğümüzü kazandık Biz bağımsızlığımızı kazandık Eğer ki yürekten inanmasaydık bunlar da olmazdı Özgürce düşünebiliyoruz haklarımız var Kendi kurduğumuz ülkede, kendi inançlarımızla, kendi bayrağımız altında yaşıyoruz Bunlar hep Cumhuriyet’in armağanı bizlere Cumhuriyet ise bizim kendimize olan güvenimizin, inancımızın armağanı

    Bak sana ne anlatıcam Sıkılmadın umarım?



    _____ Savaş bitti Bütün herkes bize büyük bir özentiyle bakıyorlar Dört bir yandan, bütün ülkelerin kralları, cumhurbaşkanları ülkemizi, Atatürk’ü ziyaret ediyorlar Bunlardan birisi olan Yugoslav kralı Alexander bir ziyaret sırasında Atatürk’e;

    Size bir sırrımı söyleyeceğim diyor ve ekliyor Bazı Avrupa devletlerinin vaadlerine kanmış olsa idik Yunanlıların yerine, Anadolu’ya biz çıkacaktık

    Atatürk gülerek kralın elini sıktıntan sonra yanıtlıyor

    ____O halde geçmiş olsun Majeste

    ____Atatürk kendine ve Türk milletine büyük güven duyardı Hep en iyi olmayı isterdi En çok kızdığı da bir şey vardı Fes takmayı gericiliğin işareti olarak görürdü Bilirsin tebdili kıyafette değişiklik kanunu çıkartmıştır O zamanlar feslerimizin yerine farklı bir şapka takmak beni çok heyecanlandırmıştı İnanır mısın, yeni kıyafetlere ısınana kadar dışarı çıkmaya utandım Mısır elçisini bir toplantıda Atatürk kırmızı, uzun püsküllü bir fesle görmüş O bunlara çok karşıydı ve bunu herkes de bilirdi Adamın üstüne sinirli bir şekilde yürüyünce Mısır’lı çok korkmuş ama yine de fesini çıkartmamış Çünkü iş kralının emrinde

    ___ o başındaki de ne diye bağırmış Atatürk

    Korkuyla karşılık vermiş elçi;

    ___Fes

    Herkes Atatürk’ün elçiye vuracağını hesap ederken O herkesin şaşıracağı bir şey yapmış

    ___ “iyi öyleyse Çıkartmayın başınızdan” demiş

    Anlayacağın Atatürk öyle sertliği pek seven bir insan değildi Sadece prensiplerinden, kurallardan ödün vermeyi sevmezdi Zaten kaba kuvvet güçsüzlerin silahıdır Atatürk gereksiz sözleri, konuşmaları sevmezdi Sanat’a çok büyük bir düşkünlüğü vardı Bütün hareketlerinde bir incelik, zekice bir tavır vardı Bak sana bir şey daha anlatıcam Sıkılmadın umarım Anlatmamı ister misin?



    ___iyi öyleyse senin gibi meraklı, öğrenmeye niyetli gençleri görmek ne hoş Boğaziçinde bir bahçeye kendiliğinden uzak, etiketsiz bir ortama girmek istemiş Tabi mümkün mü O girince herkes gözünün Boğaz’ın eşsiz maviliğinden alıp O’nun mavi gözlerine bakmaya başlamışlar Bakmış ki bir yurttaş özgürlüğünü istediği gibi yaşayamayacak bir gence yönelmiş

    ___Siz delikanlı ne işle uğraşıyorsunuz?

    ___Resim yaparım Paşam

    Gülümsemiş Atatürk;

    ___ Güzel, demek sanatçısınız Bize sanatın ne olduğunu anlatır mısınız diye bir sohbet açmış Sonra konu uzadıkça uzamış ve hukuk konusuna kadar gelmiş Herkes Atatürk’ün bu konudaki düşüncelerini büyük bir sessizlik ve merakla beklemeye başlamış Büyük sessizliği bir şangırtı bölmüş Dönüp baktıklarında arka masalardan birisinde, bir bardak düşürüldüğünü görmüşler Herkesin kinci bakışları bu adama yönelmiş Adam utançtan ölecek Yerin dibine giriyor derken ikinci bir şangırtı duyulmuş Sesin geldiği yöne baktıklarında gördükleri herkesi büyük bir şaşkınlığa itmiş Ata’nın eli düşürdüğü bardaktan sonra hala o şekilde havada duruyor Bu büyük davranışı insanlar alkışlarıyla ödüllendirmişlerdir

    ____Şimdi bakıyorum da, böyle halkını seven devlet adamları kaldı mı?



    ____ Haklısın Böyle bir insanla tanışmak kadar onur verici bir şey yok Savaş dönüşü kendime bir tekne aldım ve balıkçılığa başladım Denize küçüklüğümden beri büyük bir aşkım vardır O yüzden bu işi seçtim Bir gece sabahçı kahvesinde otururken kapıdan Gazi Mustafa Kemal Atatürk girdi Hiç birimiz gözlerimize inanamıyorduk Üstelik o anda hiç de bir cumhurbaşkanı gibi değildi Üstünde gelişigüzel bir elbise, bir de kasket vardı Daha sonra hep birlikte sahildeki gazinoya indik Sabaha kadar danslar edildi, tartışmalar yapıldı, oyunlar oynandı Sabaha karşı omuz omuza vermiş kasabiko oynuyorduk ki Vali Muhittin Üstündağ geldi mecburen o da katıldı bize Ne yapıp edip Ata’yı götürmeliydi

    Keyfi bozuldu diye bir güzel payladı Vali’yi Atatürk

    ___Yahu dedi Felekten bir gece çalıp eğlenmeye, alelade bir vatandaş gibi eğlenmeye kalktık Buna sen engel oldun

    Meğer Atatürk özgürlük isteğine dayanamayıp saraydaki kafesinden geceyarısı fırlayıvermiş Sonra da bize katılmıştı

    Ben bu büyük insanla tanışma onurunu tattım evlat Bu yüzden de çok mutluyum Vatan uğruna canımızı vermek isterdim en başlarda Daha sonra O’nu tanıyınca ölmediğim için çok şükrettim Ama bizim yaptığımız bu vatan için sadece küçük bir hizmetti Şimdi sıra senin gibi gençlerde evlat Birlik olmak, faydalı işler yapmak zamanı Unutma delikanlı; hayat barış içinde geçince gerçek değerini kazanır Kinle, nefretle geçen ömür kaybedilmiş yaşamdır Ara sıra çok üzülüyorum Tek başıma ağladığım bile oluyor Ama hiç kimse beni anlamıyor evladım Herkes yalnızlığıma ağladığımı sanıyor ama ben yalnız değilim Bunu anlatamıyorum hiç kimseye Benim yanımda bu cennet vatan için ölen arkadaşlarımın sevgileri, inançları, hayalleri var Ama bu vatan hiç de hak ettiği değeri görmüyor Ben işte buna ağlıyorum

    Şu olayı da dinleyince eminim bana daha iyi hak vereceksin;

    ___Atatürk 1929’un o müthiş kışında memleket ne halde sualine cevap için kar buz içinde zorla Kırşehir’e varıyor Şehrin kapısında vali üzerinde frak, başında silindir şapka ile karşılıyor Ata’yı Atatürk soruyor bunun üstüne;

    ____Vali beyefendi Bu kıyafet nerden icab etti

    vali efendimiz yol, erkan diye başlayınca sözünü kesiyor Ata

    bu memleketin beklediği yol,şu karda kışta üzerinden emniyetle geçilebilecek yoldur

    Ve bu olay üzerine orada kalmıyor Ata ve Yozgat’a geliyor Yozgaz sınırında vali Boran kamyonlarla yolu açmaya uğraşırken karşısında buluyor Mustafa Kemal’iBunun üzerine yanındaki içişleri bakanı Şükrü Kaya’ya dönüyor

    ___Her ile böyle yol, erkan bilen valin yok mu? Ve ekliyor ardından Dilediğin zaman gidemediğin yere nasıl Vatanım diyebilirsin ki?

    (bu sözün ardından bir müddet dalar yaşlı adam sonra konuşmasına devam eder)

    ___İşte, o büyük insan 10 Kasım sabahı saat 9’u 5 geçe son nefesini verir Bunu duyan herkes çok üzülür Herkes şaşkındır İstanbul Üniversitesinde de bu haber duyulmuştur Hukuk fakültesinde olan Alman Prof de şaşkındır Derse girsin mi girmesin mi? Bir türlü karar veremez ve en sonunda rektöre sormaya karar verir kalkıp gider yanına;

    ___Efendim Müteerridim Acaba ne yapsam?

    ___Sizde bir büyük adam ölünce ne yaparsanız Onu yapın

    Prof şaşkın, şaşkın kolunu iki yana açıp;

    ___ Biz de hiç böyle büyük bir adam ölmedi ki

    O zamanlar herkes çok üzülmüştü Bizler bu vatanı bize bırakan insanın gözlerinin arkasında kaygılı kalmasına razı olamazdık Ama öyle sanıyorum ki şimdi kaygılı gözlerle bizi izliyor

    (sahne arkasından sesler işitilir)

    __ Burada deli var, deli Saatlerdir kendi kendine konuşuyor Gelin de gülelim

    (Yaşlı adam bunu duyunca büyük bir üzüntü duyar Sahnenin ortasına gelir ve seyircilere)

    ___ Yaptıklarımın delilik olduğunu söylüyor herkes Ama ben deli değilim ki İnsanlar beni gerçekten bilmiyorlar Ne diyebilirim ki? İsteyen inansın isteyen inanmasın Ama asıl beni dinlemek istemeyenler, benimle dalga geçenler deli ben deli değilim.