TBMM yemin krizi 2011

'Genel Türk Tarihi' forumunda Sitem tarafından 30 Temmuz 2011 tarihinde açılan konu


  1. TBMM yemin krizi detaylı bilgi
    TBMM yemin krizi sebepleri
    TBMM yemin krizi sonuçları

    TBMM yemin krizi, 12 Haziran 2011 seçimleri sonucu meclise girmeye hak kazanan bazı milletvekillerinin tutuklu olması ve tahliye edilmemesi ile Hatip Dicle'nin vekilliğinin düşürülmesi sonucu meydana geldi. Parlamentoda yapılan yemin törenine Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) katılırken Barış ve Demokrasi Partisi (BDP)'nin bağımsızlar katılmadı fakat CHP'li vekiller (Oktay Ekşi hariç) yemin etmedi.

    8 ve 11 Temmuz 2011 tarihlerinde AK Parti ve CHP arasında yapılan görüşmelerin ardından iki parti anlaşmaya varınca CHP'li milletvekilleri, 11 Temmuz'da Genel Kurul'a "Egemenlik Milletindir" kokartıyla gelerek yemin ettiler.

    Seçim öncesi

    Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından gazeteci Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan ve eski Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal[3], CHP'de milletvekili aday adayı oldular. Nisan 2011'de Yüksek Seçim Kurulu (YSK)'na verilen aday listesinde Balbay ve Haberal yer alırken Özkan yer almadı. BDP'nin de desteklediği Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun bağımsız adaylarından altısı KCK davasında tutuklu yargılanan kişilerdi: DEP eski milletvekili Hatip Dicle, Faysal Sarıyıldız, Selma Irmak, İbrahim Ayhan, Kemal Aktaş, Gülser Yıldırım.

    11 Nisan 2011'de YSK, bağımsız milletvekili adayları ile siyasi partilerin milletvekili geçici aday listeleri üzerindeki incelemelerini tamamlamadı ve bağımsız milletvekili adaylarının adli sicil kayıtlarını inceledi. İnceleme sonrası aralarında Hatip Dicle'nin de olduğu on iki bağımsız milletvekilinin sabıka kayıtları bulunduğunu tespit ederek söz konusu kişilerin 'eski mahkumiyetleri' gerekçe gösterilerek adaylıkları iptal edildi. BDP eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, YSK'nin on iki bağımsız milletvekili adayının adaylığını iptal edişi ile ilgili olarak, "Seçime girmeme ve bütün adayları geri çekme dahil bütün alternatifleri tartışacağız." dedi. 21 Nisan'da YSK, bazı bağımsız milletvekili adaylarının adaylıklarının iptaline ilişkin değerlendirme toplantısı yaptı. Kurul tarafından yapılan açıklamada, BDP'den bağımsız olarak müracaat eden yedi adaydan İsa Gürbüz hariç diğer adayların seçime katılabileceği belirtildi.

    Seçim sonrası

    12 Haziran 2011'de yapılan seçimler sonucunda CHP adaylarından Balbay ile Haberal ve BDP destekli KCK davası tutuklu adaylarından Mehmet Hatip Dicle, 77 bin 37 oy ile Diyarbakır'dan; Selma Irmak, 46 bin 275 oy ile Şırnak' tan; İbrahim Ayhan 75 bin 58 oy ile Şanlıurfa'dan; KCK Mardin davasından Gülser Yıldırım 53 bin 891 oy ile Mardin'den ve Faysal Sarıyıldız ise 39 bin 351 oy ile Şırnak'tan milletvekili seçildi.

    Ergenekon davası sanıkları
    Ergenekon davasından ötürü tutuklu olarak yargılanan CHP'den aday olan ve milletvekili seçilen Mustafa Balbay ile Mehmet Haberal mazbatalarını aldılar. Balbay'ın mazbatasını avukatı Mehmet İpek aldı ve 21 Haziran'da Balbay'ın yargılandığı İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak, tahliyesini talep edeceklerini söyledi.[36] Haberal'ın mazbatasını ise oğlu aldı ve tahliyesi için dilekçe verildi İkisinin de tahliyesi için mazbata ile birlikte sunulan dilekçeler davanın görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirmeye alındı. Tahliye talepleri ile ilgili mahkemenin savcıları Nihat Taşkın ile Mehmet Ali Pekgüzel'e de görüşleri soruldu ve savcılar, Balbay ile Haberal'ın tahliye taleplerinin "reddi" konusunda görüş bildirdi. Savcıların ret yönündeki görüşlerine ise Anayasanın 83/2 maddesinin göndermesiyle 14. madde gerekçe gösterdikleri belirtildi. Tahliye talepleri için yapılan görüşmede İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Balbay ile Haberal'ın tahliye taleplerinin reddine karar verdi. Balbay, mahkemenin tahliyesini reddetmesini gazetecilere gönderdiği mektubunda "Bu karar, millet iradesini hiçe sayıyor. TBMM'nin yasama gücünü ve işlevini hiçe sayıyor. Siyasi partilerin 'demokrasinin vazgeçilmez unsurları olduğu' ilkesini hiçe sayıyor. Başta masumiyet karinesi ve tutuksuz yargılama esastır ilkesi olmak üzere bütün temel hukuk kurallarını hiçe sayıyor." dedi.
    Balbay ve Haberal'ın tahliye edilmemesiyle Kılıçdaroğlu, CHP milletvekillerinin mecliste yemin etmeyeceklerini açıkladı.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu karar sonrası, "Bu yargı kararı halkın iradesine vurulan bir darbedir." dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Dün, bizim tek başımıza yürütmek zorunda kaldığımız reformlara karşı çıkanların, bugün işin ucu kendilerine dokununca hukuku ve demokrasiyi hatırlamaları manidardır." dedi ve yasalara yönelik eleştirileri olduğunu fakat bunun, yasalara uymayacakları, yasaları çiğneyecekleri anlamına gelmediğini ifade ederek "Bu eleştirilerimizi konuşuruz, paylaşırız, istişaremizi yaparız ve hep birlikte gereken değişiklikleri de gerçekleştiririz." yorumunda bulundu. Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk, CHP'li Süheyl Batum'a "Siz de boykot edin." önerisinde bulundu. Mehmet Ali Şahin, davaya bakan mahkemenin CHP milletvekilleri Balbay ve Haberal'ı tahliye edip etmeme hakkına sahip olduğunu söyledi.

    Balbay ile Haberal'ın red kararları bir üst mahkemeye, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne, gönderildi ve üst mahkemeye yaptıkları itiraz konusunda görüş bildiren 14. Ağır Ceza Mahkemesi savcısı Hikmet Usta, itirazın reddedilmesi yönünde görüş bildirdi. Karar sonrası CHP'lilerin yemin etmeyecekleri konuşuldu ve Kılıçdaroğlu, NTV'ye verdiği demeçte TBMM'ye gideceklerini belirtti ve "Yemin konusundaki kararımızı bugün belirleyeceğiz." diye konuştu. 28 Haziran'da Kılıçdaroğlu, CHP'nin basına kapalı grup toplantısından sonra yaptığı açıklamada, "Halkın seçtiği milletvekillerinin yemin etmesine izin vermeyen, antidemokratik ve hukuk dışı uygulamaların parçası olmayacaklarını" ifade etti ve "Bu anlayış, ilke ve demokrasi inancıyla yeminleri engellenen milletvekili arkadaşlarımıza yemin etme yolu açılmadıkça, biz CHP milletvekilleri de yemin etmeyeceğiz." diye ekledi.TBMM'de yeni dönemin ilk oturumu ve yemin töreni 28 Haziran'da yapıldı fakat CHP, Genel Kurul'a katılmasına rağmen geçici meclis başkan olan Oktay Ekşi hariç diğer CHP'liler yemin etmedi

    Çözüm arayışları

    CHP'li ve bağımsız milletvekillerinin TBMM'de yemin etmemesiyle ortaya çıkan gelişmeleri görüşmek üzere Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 30 Haziran'da Kılıçdaroğlu ve 1 Temmuz'da Şerafettin Elçi ile Ahmet Türk'ü kabul edeceği açıklandı. MHP'ye gelen görüşme teklifi ise "MHP, Meclis'teki krizin tarafı olmadığı için gidilmedi." gerekçesiyle MHP tarafından reddedildi. BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekilleri içinde bir heyet oluşturuldu. Heyet, Ankara'da çözüm için bir dizi görüşme programı yaptı. Bu çerçevede Elçi ile Türk'ün de içinde yer aldığı bir heyetin, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan ile "çözüm görüşmesi" yapmak için randevu talep ettiği öğrenildi ancak Erdoğan'ın yanıtı "Gelip mecliste yemin etsinler, görüşeyim." oldu.[59] BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP bloku olarak krizin bir an önce çözülmesi gerektiğini düşündüklerini belirterek, "Herkes şartı, koşulu bir tarafa bırakıp, şartsız koşulsuz bu meseleyi nasıl çözebiliriz gelirse bizler de BDP bloğu olarak katkı sağlarız." diye konuştu. Bülent Arınç katıldığı NTV'deki Seçimin Ardından programında, çözüm açısından Hatip Dicle olayıyla tutuklu vekillerin durumunu birbirinden ayırarak yapılabilecek bazı yasal düzenlemelerin bugün için olmasa da gelecek açısından Dicle benzeri olayları ortadan kaldırabileceğini söyledi. MHP'li Oktay Vural, krizinin çözümü için hazırladıkları dört aşamalı planı bugün AKP ve CHP'ye sunacaklarını söyledi.

    4 Temmuz 2011'de TBMM Başkanı seçilen Cemil Çiçek, yemin ve boykot krizini çözmek için BDP'li Hasip Kaplan ile Sırrı Sakık ve MHP ve CHP ile görüştü. Görüşme sonrası Kılıçdaroğlu, "Bizim hiçbir zaman parlamentoyu kilitlemek, çalıştırmamak gibi bir amacımız olmadı. Amacımız Türkiye'deki demokrasi ayıbını gidermektir." dedi. Kaplan ise "yemin" konusunun ancak liderler ve yetkili kurullarda konuşulacak konular olduğunu ifade etti. Çiçek'in çağrısıyla AKP ve CHP heyetleri biraraya geldi ve toplantı sonrasında yapılan açıklamalarda "Pazartesi [11 Temmuz] yemin edebilir misiniz?" sorusuna "CHP, parlamentoyu çalıştırmak isteyen, yasama sürecine katkı vermek isteyen, Türkiye'nin sorunlarını çözmek isteyen bir partidir. Parlamento bizim olmamız gereken yerdir." karşılığını verildi.Çiçek ile görüşen Demirtaş ile Gültan Kışanak, demokratik siyasetin önünün açılması için Meclis’te mutabakat sağlanması halinde gelip yemin edeceklerini söyledi.

    CHP'nin yemin etmesi

    Meclis Başkanı Çiçek'in çağrısıyla AKP ve CHP heyetleri 8 Temmuz'da görüştükten sonra 11 Temmuz'da tekrar biraraya geldi. Görüşmeye AK Parti'den Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli ve Ahmet Aydın ile Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek, CHP'den Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın katıldı. Görüşme sonrasında heyetler mutabakat hazırladı ve hazırlanan ortak metin, Kılıçdaroğlu'nun onayını aldı. Heyet tarafından yapılan açıklamada "TBMM'nin, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, Kurtuluş Savaşı'nı yöneten ve olağanüstü koşullarda dahi toplanarak, bugün yaşanılanlarla kıyaslanamayacak, çok daha büyük sorunların üstesinden gelen bir Meclis olduğu" vurgulandı. Ortak metinde şu ifadelere yer verildi:

    "Siyaset kurumu için sorunların gündeme getirileceği, tartışılacağı, değerlendirileceği ve çözüm bulunacağı yegane ortam TBMM'dir. Siyasi partiler sorunların çözümü için TBMM zemininde olmalıdır. TBMM'nin açılışından bugüne kadar yasama faaliyetine katılmamış olan milletvekillerinin Meclis çalışmalarına iştirak etmelerini ve katkı sağlamalarını arzu ediyoruz."

    TBMM'de başalayan oturumda yemin krizinin çözümüyle ilgili ilk açıklamayı Bekir Bozdağ yaptı ve iki parti heyetinin yaptıkları mutabakatla bu sorunu aştığını, kendilerinin de milletin iradesinin meclise yansıması için bu sonucu arzu ettiklerini söyledi. Bozdağ, BDP grubu için de "onları da mecliste görmek istiyoruz." yorumunda bulundu. CHP'nin mecliste yemin etmeye karar vermesi sonrası Cumhurbaşkanı Gül, "Diyalog kapıları açık olunca, karşılıklı oturulup konuşulunca her şey halloluyor. Ümit ederim ki; BDP'ye bağlı milletvekilleri de Meclise katılırlar, aynı şekilde görevlerini yerine getirirler ve milletvekilliği faaliyetlerini gerçekleştirmeye başlarlar." derken,Erdoğan, "Beklentimiz de buydu." dedi. Kılıçdaroğlu ise şöyle konuştu: "Milli iradeye duyduğumuz saygının gereği yerine getirildi."



    alıntı viki