Tansiyon Yükselmesi

'Hastalıklar' forumunda HazaN tarafından 26 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. Yüksek tansiyon nedir, Tansiyon neden yükselir, Tansiyon nasıl düşürülür, Tansiyonun yükselmesi nasıl anlaşılır

    Yüksek tansiyon (hipertansiyon) te*rimi atardamarlardaki büyük kan basın*cının 150 mmHg (mm cıva basıncı), küçük kan basıncının ise 90 mmHg’ye eşit ya da daha yüksek olduğu durum*larda kullanılır.
    Tansiyonu uzun süre*lerle bu değerlerin üstüne çıkan birey*lerde beyin, böbrek, kalp ve damar has*talıklarının daha çok görüldüğü ve ge*nellikle tansiyonu normal olanlara oranla yaşam süresinin daha kısa oldu*ğu kanıtlanmıştır.
    Büyük kan basıncı (büyük tansiyon) kaç olursa olsun, küçük kan basıncı (küçük tansiyon) 90 mmHg ya da daha yüksekse sistemik yüksek tansiyon söz konusudur ve tedavi edilmesi gerekir. Son istatistiklere göre normalin üst sını*rına yakın küçük kan basıncının (85-89 mmHg) bile bir risk etkeni olduğu anla*şılmaktadır.

    Küçük (diyastolik) tansiyonun yük*sek olmadığı, yani 90 mmHg’nin altın*da kaldığı, yalnız büyük (sistolik) tansi*yonun yükseldiği durumlarda sistolik yüksek tansiyon söz konsudur. 70 yaşın altındaki kişilerde küçük tansiyon 90 mmHg’nin altında kalırken büyük tansi*yon 160 mmHg ve daha yüksekse teda*vi edilmesi gerekir. 70 yaşın üzerinde tedaviyi başlatacak büyük tansiyon de*ğeri 170 mmHg ve daha üstüdür.
    Hipertiroidizm, aort kapak yetmez*liği ve atar-toplar damar bağlantılarında büyük tansiyon yüksek olmasına karşın ilaç tedavisi gerekmez. Bu durumlarda asıl hastalık tedavi edilmelidir.Yüksek tansiyon günümüzde hâlâ beyin damarlarındaki tıkanıklık ve ka*namalar açısından başlıca risk faktörü*dür. Ayrıca, kolesterol ve sigara alışkanlığının yanı sıra miyokart enfarktü*sünün başlıca nedenleri arasında yer alır; kalp ve dolaşım yetmezliği olan ki*şilerin yüzde 75′inde bu hastalıklara ne*den olduğu bildirilmiştir. Ayrıca tansi*yon yükselmesinin damar duvarında ka*lınlaşma gibi belirgin değişikliklere yol açarak tıkayıcı damar hastalıkları, anev*rizmalar ve böbrek yetmezliği gibi bir dizi doku bozukluklarına neden olduğu kanıtlanmıştır.Son 35 yıl içinde yüksek tansiyonun ilaçla tedavisinde dev adımlar atılmış olmasına karşın, yukarıda belirtilen ol*gular güncelliklerini korumaktadır. Gü*nümüzde fazla yan etkisi olmayan, bu*na karşılık son derece etkili ilaçlar var*dır. Son yıllarda bu tedaviler sonucunda kan basıncının düşürülmesiyle kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ve bu hastalıklardan ölme oranının belirgin ölçüde azaldığı kanıtlanmıştr.

    Bu teda*vilerin yüksek tansiyonlu hastaların tedaviden sonraki yaşanılan üzerindeki etkileri incelenmiş ve özellikle felç, kalp ve dolaşım yetmezliği ile böbrek yetmezliğinin ortaya çıkma sıklığının azaldığı, buna karşılık, söz konusu ilaç*ların yüksek tansiyonlu hastada miyo*kart enfarktüsü ya da anjina pektoris gi*bi kalp kasının yeterince kanlanamama-sına bağh hastalıkların önüne geçilme*sinde daha az yararlı oldukları belirlen*miştir.Bu ilerlemelere karşın, en son ista*tistiklerin de doğruladığı gibi, yüksek tansiyon hâlâ ölüme neden olabilmekte*dir. Bunun nedeni bazen hastanın ih*malkârlığı nedeniyle hekim kontrolün*den geçmemesi ve hastalığa tanı kona-mamasıdır. Bazen de tanı konduktan sonra hekimin önerdiği ilaçların gere*ğince kullanılmaması ya da uygun oJ-mayan ilaçların seçilmesi ve daha sık*lıkla muayene edilen kişinin kalp ve da*marlarının yapısı nedeniyle tedavi yetersiz kalır.Kuramsal olarak, daha iyi sonuçlar elde etmek mümkün olduğundan, kalp ve damarlarla ilgili komplikasyonların önlenmesindeki bu başarısızlıklar, sü*rekli bir tedavi uygulamanın gerektiğini vurgular. Yüksek tansiyon tehlikesi olan hastanın doğru saptanması, öte yandan hastaya verilmesi gereken ilaç*ların seçiminde etkili bir düzenleme ya*pılması gerekir.

    NEDENLERİ
    Oluşum mekanizması bakımından iki tür yüksek tansiyon vardır: Birincil ya da esansiyel ve ikincil. Birincil yüksek tansiyonun nedenleri tam olarak bilin*memekle birlikte, hastalığın oluşumun*da kalıtım, ruhsal açıdan çabuk etkile*nen heyecanlı kişilik, şişmanlık gibi ba*zı etkenler saptanmıştır, tkincil yüksek tansiyon aşağıdaki hastalıklardan sonra ortaya çıkabilir: Böbrek dokusu ve böb*rek atardamarlarında yerleşen hastalık*lar (akut ve kronik böbrek iltihabı, poli-kistik böbrek), böbreküstü bezinin ka*buk bölümündeki hastalık nedeniyle kortizon ya da aldesteron hormonları*nın fazla salgılanması sonucu görülen Cushing hastalığı ve Crohn hastalığı, böbreküstü bezinin iç kısmının (medul-la) tümörü (feokromositom), aortun kalpten çıktığı bölgedeki darlığı, kafa içi basıncının artması.Yüksek tansiyonla basınç reaksiyo*nu arasındaki ayrımın da yapılması ge*rekir. Yüksek tansiyon terimi kan ba*sıncının sürekli olarak bazı sınırların üzerinde kaldığım belirtirken, basınç reaksiyonu tansiyonun heyecanlanma ya da kan içine ilaç şırınga edilmesi gi*bi bir uyaran nedeniyle geçici olarak yükselmesidir. Yükselmeye yol açan uyaranın etkisi kaybolunca tansiyon normale döner.