Tahammülümüzü kaybediyoruz

'Bunları biliyormusunuz' forumunda Aderito tarafından 15 Aralık 2012 tarihinde açılan konu


  1. Tahammülümüzü yitiriyoruz


    İnsanlarımız günden güne daha bir sabırsız oluyor, bekleme ve tahammül eşiği düşüyor.


    Bilimsel ve teknolojik ilerlemeye paralel hayatımızda, sosyal, kültürel, ekonomik birçok alanlarda yaşanan değişim ve gelişim, ilişkilerimizi şekillendirmekle birlikte, ruh dünyamızı da etkiliyor. Modernleşmenin getirdiği hızla birlikte maddi noktada yaşam kalitesinde bir yükselme söz konusu olurken, yaşanan değişim aslında kişinin ruh dünyasında tahribatlara neden oluyor. Kişiler günden güne daha bir sabırsız oluyor, bekleme ve t ahammül eşiği düşüyor . Bu da ortaya mutsuz ilişkileri çıkarıyor.

    Bu modernleşmenin insanlara sunduğu en büyük avantajın hız olduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi, Feneryolu Polikliniği Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel, hızın çok daha artacağının altını çiziyor. Avantaj gibi görülen bu gelişimin dezavantajları olduğunu hatırlatan Evrensel, hıza alışan insanların daha da sabırsızlaştığını vurguluyor. Beklemeye dayanma eşiğinin, kişilerde günden güne düştüğünü kaydeden Yrd. Doç. Dr. Evrensel, "İnsanlar her şeyin biran önce olmasını istiyor. Bu süreçte kişilerin hedefe ulaşmak için bir miktar çile çekilmesi gerektiği, zorluklara katlanılmasına ihtiyaç olduğunun göz ardı edildiğinin altını çiziyor. Evrensel bu süreçte çocukluk yıllarının önemli rol oynadığını da hatırlatıyor.

    Mesela bir bebekte irade yoktur. İrade hayatın içinde karşılaşılan zorluklarla gelişir. Aynen vücudumuzdaki kas ve kemik yapısının sporla gelişmesi gibi...

    "Her problemde olduğu gibi çocukluk yılları önemli rol oynuyor. Kişinin stresle mücadele etmesini, sabretmesini dürtülerinin denetlenmesini iradesi sağlar. Sağlam bir irade yapısının temeli çocuklukta atılır. Bir bebekte irade yoktur. İrade hayatın içinde karşılaşılan zorluklarla gelişir.Aynen vücudumuzdakikas ve kemik yapısının sporla gelişmesi gibi düşünebiliriz. Eğer çocukların sıkıntı çekmesine müsaade edilmez ise iradeleri de gelişmez. Çok koruyucu ebeveyn yaklaşımları çocukların kişilik gelişimini olumsuz etkiler. Bedensel olarak yetişkin hale gelseler bile kişilik olarak hep çocuk kalırlar." İradesi yeterince güçlü olmayan yetişkinlerin sıkıntıya gelemediklerini belirten Evrensel, bu kişilerin sıkıntıdan bir an önce kurtulmak istediklerini, sorumluluktan da kaçtıklarını kaydetti. Evrensel, onlar için hayatın bir oyun alanından ibaret, sadece oynamalı ve zevk verici etkinlikleri yapmaları gerektiğine inandıklarını da söyledi. Evrensel bu kişilerin aynen bir çocuk gibi davrandıklarını vurguladı.

    "Öğrenim hayatı sıkıcı gelirse okulu bırakırlar.Bundan dolayı zorlu iş hayatından sorunlar yaşarlar, sık sık iş değiştirirler. Evlilik zor gelirse boşanırlar. Yaşları büyür ama onlar hiç büyümezler. Bu insanlar strese maruz kaldıklarında da çok fevri tepkiler ortaya koyabilirler. Saldırganlık dürtülerini de denetlemekte güçlük çekerler. Vurma, kırma, bağırma, saldırma gibi eylemler sık görülür. Eğer tablonun altında bir hastalık varsa mutlaka tedavi edilmelidir. Ama asıl tedavi psikoterapi ile olmalıdır.Terapist eşliğinde yetişkinlik, olgunluk öğretilmelidir."