Sürüsüne Bereket Fıkralar

'Eğlence' forumunda 4yc4_r0ck3r tarafından 16 Temmuz 2008 tarihinde açılan konu


  1. Anaokulunun son günü küçük öğrenciler öğretmenlerine hediye verdikleri bir parti duzenler. Çiçekcinin oğlu öğretmene bir hediye paketi uzatır. Öğretmen paketi yavaşça sallar eliyle tartar ve
    - Sanırım bu bir buket çiçek..?
    - Doğru.. Nerden bildiniz öğretmenim ??
    - Şey, tahmin ettim..

    Sıradaki öğrenci şekercinin kızıdır. O da öğretmene bir hediye verir. Öğretmen gülümseyerek paketi alır, eliyle tartar ve hafifçe sallar:
    - Sanırım bu bir kutu çikolata..
    - Aaa, nerden bildiniz öğretmenim ??
    - Şey, bir tahmin sadece. Nasılsa tuttu işte..

    Bir sonraki hediye TEKEL bayisinin oğlundan gelir. Öğretmen paketi alır ama alttan küçük bir sızıntı vardır. Paketi tutarken parmağı ıslanan öğretmen yavaşça parmağını diline sürer:
    - Bu şarap olabilir mi ?
    - Hayır öğretmenim !! …diye bağırır çocuk heyecanla.
    Öğretmen tekrar sızan yerden bir damlayı parmağıyla alıp tadına bakar:
    - Şampanya öyleyse...?
    Daha da heyecanlanan çocuk ..
    - HAYIR öğretmenim !!
    Öğretmen sızıntının bir daha tadına bakar:
    - Tamam.. Pes ediyorum, bilemeyeceğim. Nedir bu ??
    Çocuk neşeyle haykırır:
    - Bir köpek yavrusu !..?


    SU ATEŞ VE AHLAK

    Eski zamanlarda bir gün su, ateş ve ahlak askere gitmeye karar vermişler. Bir gün tatbikatta birbirlerini kaybetteklerinde nasıl bulacaklarını sormuşlar bunun üzerine;

    Ateş, nerede bir duman görürseniz beni orada bulabilirsiniz oraya gelin demiş.

    Su ise nerede bir şırıltı duyarsanız oraya gelin beni orada bulabilirsiziniz demiş.

    Ahlak ise beni bir kere kaybederseniz bir daha bulamazsınız boşuna aramayın demiş.



    KAYSERİLİ VE TERZİ

    Kayseri`li Ali`ye babası hayat dersi veriyormuş oğlum senden ne kadar isterlerse istesinler yarısından fazla verme.
    Ali birgün terziye takım elbise diktirmiş.
    Kayseri`li sormuş borcum nedir?
    Terzi cevap vermiş 6 milyon
    Kayseri`li mümkün değil 3 milyon demiş.
    Terzi kurtarmaz 4 milyon demiş.
    Kayseri`li mümkün değil 2 milyondan fazla vermem demiş.
    Terzi lanet olsun tamam demiş.
    Bu sefer Kayseri`li 1 milyondan fazla vermem demiş.
    Terzi sinirlenmiş para falan istemiyorum al elbiseni defol demiş.
    Kayseri`li bir takım elbise daha dikmezsen şurdan şuraya gitmem demiş.


    ÇİFTÇİ


    İki tane çiftçi, biri Adanalı, diğeri Kayserili, sohbet ederken, tabi haliyle zenginlikleriyle övunecekler... Adanalı başlamış :
    -Bizim orda sabah günes doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyo biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoz, demiş... Kayserili de demiş ki :
    -Yav bizim de vardı öyle bir arabamız ama geçenlerde satıp yeni modelini aldık....




    KARNE

    Karne günüydü.Küçük oğlan okuldan döndü.
    Annesi "Karnen nerede?" diye sordu.
    Çocuk güldü :
    -Arkadaşıma ödünç verdim. Babasını korkutacak...


    KAPI AÇMAK

    Arizona'da demiryolu yapımı sırasında mühendis, yaşlı adamı ikna etmeye çalışıyordu:
    - Tom Baba, başka çözüm bulamadık. Demiryolunu sizin evden geçirmek zorundayız.
    Tom Baba öfkelendi:
    - Demek benim evimden! Olur mu öyle şey! Yani trenin her geçişinde gelip kapıyı açacağım, öyle mi?



    NALLARI DİKMİŞ

    Padişah bir gün atıyla kır gezintisi yaparken seyislerine demiş ki:
    -Bu atı çok sevdiğimi bilirsiniz. Bu atın ölüm haberini bana getiren seyisin kellesini vururum, atıma çok iyi bakacaksınız. Aradan birkaç yıl geçmiş, seyisler bakmışlar ki padişahın atı ahırda ölmüş. Seyislerden biri padişahın sözünü hatırlamış, telaşlanmışlar, ne yapacaklarını bilememişler. Birinin aklına İncili Çavuş gelmiş, bu işi ona danışalım demişler. İncili'ye varmışlar, durumu anlatmışlar. İncili demiş ki
    -Ben bu işi çözerim, siz işinize gücünüze bakın. İncili, padişahın huzuruna varmış.
    -Padişahım, senin bir küheylan vardı ya...
    -Evet...
    -Ahırda gördüm. Yanına yaklaştım. Su verdim içmedi, yem verdim yemedi, nalları da havaya dikmiş öylece duruyor.
    -Yahu sen şuna öldü desene!
    -Padişahım ben demedim, sen söyledin öldüğünü. Bir ceza vereceksen kendine ver..


    FIKRANIN TANIMI

    Fıkra, yaşamsal olaylardan hareketle anlatılan, anlatılanlardan bir sonuç çıkarma amacında olan, nükte, hiciv, mizah unsuru barındıran kısa sözlü ürünlerdir.

    Mizah sanatının en temel unsurlarından fıkralar, çok eskiden beri var olan edebi metinlere örnek teşkil ederler. Türkiye' de fıkra, çoğu zaman şahıs, yöre, topluluk ile özdeşleştirilir, ve bu unsurlara ait güldürücü öğeleri hatırlatışı ile güç kazanır. Nasreddin Hoca fıkraları, Karadeniz Fıkraları, Bektaşi Fıkraları bunlara örnektir.

    Fıkralarda siyasal ve toplumsal olaylar ele alınırken belgelere,kanıtlara,aşırı ayrıntıya yer verilmez iddalı ve ispatlayıcı yönü ağırlıklı değildir.

    Gazete ve dergilerde yayınlanan günlük,siyasal,toplumsal sorunları ele alan yazılardır. Fıkralar, gülme nitelikli olmakla birlikte; yazılı kompozisyon türü olarak fıkra,düşünsel ağırlıklı kısa yazılardır. Fıkralarda siyasal ve toplumsal olaylar ele alınırken belgelere,kanıtlara,aşırı ayrıntılara yer verilmez.Makaleler gibi iddialı ve ispatlayıcı yönü ağırlıklı değildir.Fıkra yazarı,geniş kitlelere seslendiği için dili kolay anlaşılır bir dil olmalıdır. Her konuda fıkra yazılabilir.[
    ----------------------------------------------------------------------------------------------

    temele arkadaşları kahfede sorarlar temel saçların neden döküldü üzüntüden peki neye üzülüyorsun temelin cevabı şaşırtıcı olur saçlarımın dökülmesine
    --------------------------------------------------------------------------------------------------

    Adam o kadar sakinmiş ki, arkadaşları ne derse desin "Daha kötüsü olabilirdi" diyerek yanıtlar ve ciddiye almazmış. Arkadaşları bir süre sonra bundan çok rahatsız olmaya başlamışlar ve gerçekten onu rahatsız edecek bir haber bulmak istemişler. Bir gün bulduklarına ikna olarak, adamın yanına gitmişler.

    - Merhaba, Mustafa'yı duydun mu?

    - Hayır, ne olmuş?

    Adam'a, geçen Çarşamba gecesi Mustafa'nın iş gezisinden eve erken döndüğünü, karısını yatakta bir başka adamla yakaladığını ve adamı öldürdüğünü anlatmışlar.

    Adam: "Daha kötüsü olabilirdi" diye yanıtlamış.

    Arkadaşları sormuş: "Bundan daha kötüsü ne olabilir ki?"

    - Ben onlardayken Salı gecesi geziden geri dönebilirdi.

    -----------------------------------------------------------------------------------
    Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken Çarpışırlar.ikisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur.
    Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp: Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın.Arabalarımız mahvoldu ama ikimizde hiçbir şey olmadı.Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatimizin sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir" der.
    Müthiş heyecanlanan adam: "Evet, galiba haklisin" diye cevap verir.
    KADIN şaşkınlıkla :"Bak, arabam hurdaya döndü ama bir sise sarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabi içip şansımızı kutlamalıyız" derken, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına Verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır.
    Bunun üstüne adam sorar: "Sen içmeyecek misin ?"
    Kadın cevap verir: "Hayır, ben polisi bekleyeceğim!"

    /SIZE]