Sünnet Yerine Kaza kılınırmı ?

Konusu 'Sorularla İslamiyet' forumundadır ve Semerkand tarafından 8 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. Semerkand

    Semerkand Üye

    Katılım:
    13 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    1.213

    Sünnet Yerine Kaza kılınırmı ?
    Kaza borcu olanalar nasıl kılar

    Kazaya kalmış namazların gecikmeye bırakılmadan acilen kazası farz olduğu için, kaza borcu olanların sünnet ve nafile namazlarla meşgul olması, Şafiî mezhebinde caiz görülmemiştir. Malikîler de kazası olanlar için sabah namazının sünneti hariç, sünnet ve nafileye vakit ayırmayı caiz görmezler. Hanbelîler ise, kaza namazı olanların sünnet kılmalarını caiz görmekle birlikte, sabah sünneti hariç, sünnet yerine kaza kılmayı daha faziletli ve öncelikli görürler.

    Hanefilere göre ise, kaza borcu olanların bir taraftan kazaları kılarken, beş vaktin sünnetlerini de kılmaya çalışması efdaldir, daha iyidir. Hatta kazaya namazları kalanlar, kuşluk ve teheccüd namazı gibi nafileler de kılabilir. Ancak sünnetler dışında, diğer nafilelere fazlaca vakit ayırıp kazaları geciktirmek doğru değildir. (2)

    Sünnet yerine kaza kılmaktan maksat, sünnetleri terketmek değil, farz olan kazaya zaman kazanmaktır. Yani gerekirse vakit namazlarının aslında sevap olan sünnetini de bırakarak, ağır borç olan farz namazların kazasını bir an önce tamamlamaktır. Bu konudaki mezhep görüşlerini belirttik. Fakat hiçbir müctehid alim, sünnet yerine kaza kılmak "caiz değil" dememiştir. Bazı iyi niyetli, fakat sağlam bir dayanağı olmayan iddialar dışında, "tek niyetle hem kılınmamış bir namazın kazası, hem vaktin sünneti kılınabilir" diyen bir müctehid ve temel fıkıh kaynağı da görülmemiştir.

    Hanefi müctehidlerinden İmam Muhammed'e göre, bir niyetle kaza veya eda hem farz hem sünnet kılmaya niyetlenen kimsenin bu namazı geçersiz olur. Yani farz da sünnet de kılınmamış olur. Diğer Hanefi müctehidi İmam Ebu Yusuf'a göre ise, böyle bir durumda yalnız daha kuvvetli olan farz namaz kılınmış olur, sünnet namazı kılınmış olmaz. (3) Tercih edilen hüküm de budur.

    Durum böyle olunca, herkesi bütün sünnetler yerine kaza kılmaya zorlamanın da, hiç terketmeden sünnet kılmaya öncelik verip, yalnızca "boş vakit buldukça" kaza kılmayı yeterli görmenin de lüzumu yoktur. Hele kaza ve sünnetleri bir niyetle birleştirmek gibi faydasız bir uygulamaya girmenin hiç gereği yok.

    Bir orta yol olarak diyebiliriz ki: Aylarca ve yıllarca kazası olan kimseler, Hanefi mezhebinde olsalar bile, bir an önce kazalarını bitirmek için her fırsatta kaza kılmaları gerektiği gibi; ikindi ve yatsının ilk sünneti, bir de öğlenin ilk sünneti yerine, zaman kazanmak için bu sünnetleri bırakıp kaza kılabilirler. Böylece her gün kolayca en azından beş vakit kaza kılınabilir.

    Sünnet ve diğer nafileleri kıldığı halde geçmiş farzları kaza etmeyenler, şüphesiz günahkâr olurlar. Fakat kazaları daha kısa zamanda tamamlamak için, bazı sünnet ve faziletlerden vazgeçenlerin günahı olmaz. Esasen bu durumda, sünnet yolu da terkedilmiş sayılmaz. Bu konuda tercih hakkı, kaza kılanlara kalmıştır.

    Kaynaklar:

    1- Şevkânî: Neylü'l-Evtâr, Beyrut-1998, 2/439-40; Emir Abdülaziz: Fıkhu'l-Kitab ve's-Sünne, Kahire-1999, 1/592.
    2- el-Cezirî: Kitâbü'l-Fıkıh, Kahire-1994, 1/403; İbn-i Âbidin: Reddü'l-Muhtâr, Beyrut-1994, 2/536.
    3- İbnu'l-Hümam: Fethu'l-Kadir, Beyrut-1995, 1/274.

    Yusuf Özcan / Semerkand Dergisi / Ocak 2000 13. sayı

    Kaynak: Serhaber