Sözcükte Gerçek ve Mecaz Anlam

'Ders notları' forumunda Violet tarafından 20 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. • sözcüklerin bir tek anlamla sınırlı olmadığını
    • Sözcüklerin cümlelerde farklı anlamlar yüklenebileceğini
    • Sözcüklerin anlamını, kullanıldığı cümlenin belirlediğini
    • Sözcüklerin gerçek, mecaz ve terim anlamını birbirinden ayırabilmeyi
    • Deyimlerle ikilemelerin anlam özelliklerini
    • Yansıma sözcüklerin nasıl türetildiğini
    • Eş anlamlılık, yakın anlamlılık, karşıt anlamlılık ve sesteşlik gibi kavramların ne anlama geldiğini
    • Somut ve soyut anlamlı sözcükleri ayırmayı

    Gerçek anlam:

    Her sözcük, bir kavramı karşılamak üzere doğmuştur Sözcüğün bu ilk anlamına temel anlam ya da kon ulus anlamı denir Temel anlam, sözcüğün, tek başına söylendiğinde, herkeste çağrıştırdığı anlamıdır Ancak zamanla sözcüklerin yeni anlamlar kazandığı görülür İşte, sözcüklerin temel anlamı ile sonradan kazandığı ama ilk anlamla az çok ilişkili olan anlamlarına gerçek anlam denir
    Örneğin “ağız” sözcüğünün tek başına söylendiğinde bizde ilk uyandırdığı anlamı: “iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan boşluk”tur Ancak, ağız sözcüğü, zamanla aşağıdaki örneklerde görüldüğü gibi, değişik anlamlar kazanmıştır:

    1 Kapların veya içi boş şeylerin açık yanı (bardağın ağzı, mağaranın ağzı)
    2 Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer (çay ağzı)
    3 Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açık yanı (liman ağzı, körfez ağzı)
    4 Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak (yol ağzı)
    5 Kesici aletlerin keskin yanı (bıçağın ağzı)

    Dikkat edilirse “ağız” sözcüğünün sonradan kazandığı bu anlamları, temel anlamıyla yakından ilgilidir, işte “ağız” sözcüğünün ilk anlamıyla sonradan kazandığı, ancak ilk anlamı ile ilişkili olan bu anlamları onun gerçek anlamıdır

    Mecaz Anlam;

    Değişmece anlam

    Sözcüğün gerçek anlamının dışında kullanılmasıyla kazandığı anlamına mecaz anlam denir Sözcükler, ancak cümle ya da deyimlerin içerisinde mecaz anlam kazanır

    Şu örnekleri inceleyelim:
    1 Yusuf Efendi, biçareye ağız açtırmıyordu
    2 Onun iğneleyici sözleri hepimizi rahatsız etti
    3 Ahlâkla hukuk arasında sıkı bir bağ vardır

    “Ağız”, “iğneliyici” ve “bağ” sözcükleri bu cümlelerde gerçek anlamlarından sıyrılmıştır: “Ağız” sözcüğü, “ağız açtırmamak” deyimi içerisinde “başkasına söz söyleme fırsatını vermemek” anlamında; “iğneleyici” sözcüğü, “dokunaklı” anlamında; “bağ” sözcüğü de “ilgi” anlamında kullanılarak mecaz anlam kazanmıştır

    Örnek Soru 1:
    “İnce” kelimesi, hangi cümlede gerçek anlamıyla kullanılmıştır?
    A) Kızlar, halı dokurken ince düşüncelere dalmışlardı
    B) İnce ipek ipliklerle dokunan halılar daha güzeldir
    C) Halı satıcısının ince davranışı müşteriyi etkiledi
    D) Halı dokumak, herkesin beceremeyeceği ince bir iştir

    Çözüm
    “ince” sözcüğü “B’de gerçek anlamıyla kullanılmıştır: “kalınlığı az olan” Diğer seçeneklerde ise mecaz anlamıyla kullanılmıştır
    Cevap B’dir

    Örnek Soru 2

    Hangi cümlede mecaz anlamıyla kullanılan bir kelime vardır?

    A) Günlerce ondan hiçbir haber alamadım
    B) Bahçenin etrafını dikenli tel ile çevirdim
    C) Fırsatı kaçırdığıma hâlâ yanarım
    D) Söyleyecek hiçbir sözüm yok

    Çözüm:

    C’deki “yanmak” sözcüğünün temel anlamı “bir nesnenin ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçmesidir Halbuki burada sözcük, temel anlamından bütünüyle sıyrılarak “çok üzülmek” anlamında kullanılmıştır
    Cevap C’dir



    -----------------------