Siz Bu Kadar Sevebilirmisiniz?

'Eğlence' forumunda Kircicegi tarafından 5 Eylül 2010 tarihinde açılan konu


  1. > >>> >>BU KADAR SEVEBİLİRMİSİNİZ!!!!
    > >>>>>
    > >>>>>>Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez…. Biri
    > >>>>>
    > >>>>>>tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan
    > >>>>>
    > >>>>>>sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha
    > >>>>>
    > >>>>>>karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan,
    > >>>>>
    > >>>>>>aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç…
    > >>>>>
    > >>>>>>Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz
    > >>>>>
    > >>>>>>zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah
    > >>>>>
    > >>>>>>otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında.
    > >>>>>
    > >>>>>>Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti
    > >>>>>
    > >>>>>>otobüse, kız ise ablasında….
    > >>>>>
    > >>>>>>Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden
    > >>>>>
    > >>>>>>evlerinden çıkıp,Sehrin öbür ucundaki o durağa,
    > >>>>>
    > >>>>>>onların durağına geldiklerini, gülerek
    > >>>>>
    > >>>>>>İtiraf ettiler bir süre sonra…
    > >>>>>
    > >>>>>>Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem
    > >>>>>
    > >>>>>>de çok mutlu… Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar
    > >>>>>
    > >>>>>>ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri
    > >>>>>
    > >>>>>>hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zoR
    > >>>>>
    > >>>>>>getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir
    > >>>>>
    > >>>>>>mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına
    > >>>>>
    > >>>>>>uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen,bankahesabında
    > >>>>>
    > >>>>>>para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da
    > >>>>>
    > >>>>>>kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren
    > >>>>>
    > >>>>>>sevgilerden değildi onlarınki…
    > >>>>>
    > >>>>>>Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri
    > >>>>>
    > >>>>>>de büyüdü, büyüdü… Tek eksikleri çocuklarının
    > >>>>>
    > >>>>>>olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman çocuk
    > >>>>>
    > >>>>>>sahibi olmayınca, “bütün mutlulukların bizim olmasını
    > >>>>>
    > >>>>>>beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler
    > >>>>>
    > >>>>>>hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler…
    > >>>>>
    > >>>>>>”Senin için ölürüm” derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama
    > >>>>>
    > >>>>>>ve adma”Hayır, ben senin için ölürüm” diye yanıt
    > >>>>>
    > >>>>>>verirdi hep…
    > >>>>>
    > >>>>>>Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not
    > >>>>>
    > >>>>>>görürdü kadın, “Bir tanem,kütüphanenin ikinci rafına
    > >>>>>
    > >>>>>>bak….” Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not
    > >>>>>
    > >>>>>>olurdu, “Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok
    > >>>>>
    > >>>>>>sevdiğimi sakın unutma” Mutfaktaki masadan, salondaki
    > >>>>>
    > >>>>>>dolaba sevgi dolu notları okuya
    > >>>>>
    > >>>>>>Okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet
    > >>>>>
    > >>>>>>çiçek, kimi zaman en
    > >>>>>
    > >>>>>>Sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla
    > >>>>>
    > >>>>>>karşılaşırdı…
    > >>>>>
    > >>>>>>Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi
    > >>>>>
    > >>>>>>zaten….Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne
    > >>>>>
    > >>>>>>kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak
    > >>>>>
    > >>>>>>zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların
    > >>>>>
    > >>>>>>ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar
    > >>>>>
    > >>>>>>verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde
    > >>>>>
    > >>>>>>hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu
    > >>>>>
    > >>>>>>kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık
    > >>>>>
    > >>>>>>daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde
    > >>>>>
    > >>>>>>dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde
    > >>>>>
    > >>>>>>”satılık” levhası asılı olan.
    > >>>>>
    > >>>>>>”Ne dersin, bu evi alalım mı?” dedi adama. “Bu
    > >>>>>
    > >>>>>>viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi
    > >>>>>
    > >>>>>>kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları
    > >>>>>
    > >>>>>>kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım
    > >>>>>
    > >>>>>>burayı…”
    > >>>>>
    > >>>>>>”Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?\” diye
    > >>>>>
    > >>>>>>yanıt verdi adam. “Amerika’daki tıp kongresinden döner
    > >>>>>
    > >>>>>>dönmez ararım emlakçıyı… Kaç para olursa olsun
    > >>>>>
    > >>>>>>burası bizimdir artık….”
    > >>>>>
    > >>>>>>Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde,
    > >>>>>
    > >>>>>>ayrılmaları zor oldu adam Amerika’ya giderken. Her
    > >>>>>
    > >>>>>>gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde
    > >>>>>
    > >>>>>>kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün
    > >>>>>
    > >>>>>>sonra,kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın.
    > >>>>>
    > >>>>>>Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan
    > >>>>>
    > >>>>>>kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki
    > >>>>>
    > >>>>>>Evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç
    > >>>>>
    > >>>>>>beklemediği bir cevap aldı: “Canım, o ev bizim
    > >>>>>
    > >>>>>>bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut…
    > >>>>>
    > >>>>>>”Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha
    > >>>>>
    > >>>>>>da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu
    > >>>>>
    > >>>>>>beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı
    > >>>>>
    > >>>>>>adama, “Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat”
    > >>>>>
    > >>>>>>diye dil döktü boş yere… Yıllardır sevdiği adam,
    > >>>>>
    > >>>>>>duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki.
    > >>>>>
    > >>>>>>Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu
    > >>>>>
    > >>>>>>kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği…
    > >>>>>
    > >>>>>>Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının
    > >>>>>
    > >>>>>>birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, “Artık
    > >>>>>
    > >>>>>>dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım” diye sözünü
    > >>>>>
    > >>>>>>kesti arkadaşı. “O, seni aldatıyor. İş yerimin tam
    > >>>>>
    > >>>>>>karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor
    > >>>>>
    > >>>>>>her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya….”
    > >>>>>
    > >>>>>>”Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları” diye
    > >>>>>
    > >>>>>>bağırdı kadın.
    > >>>>>
    > >>>>>>Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla
    > >>>>>
    > >>>>>>suçladı….
    > >>>>>
    > >>>>>>Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında
    > >>>>>
    > >>>>>>bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece
    > >>>>>
    > >>>>>>masal olduğunu anladı… Kocasının eskiden aynı
    > >>>>>
    > >>>>>>hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen.
    > >>>>>
    > >>>>>>Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını
    > >>>>>
    > >>>>>>gördü adamın…
    > >>>>>
    > >>>>>>Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen
    > >>>>>
    > >>>>>>ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de
    > >>>>>
    > >>>>>>yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi
    > >>>>>
    > >>>>>>adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların
    > >>>>>
    > >>>>>>orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir
    > >>>>>
    > >>>>>>şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden.
    > >>>>>
    > >>>>>>Kapıdan çıkarken, “son bir kez kucaklamak isterim
    > >>>>>
    > >>>>>>seni” diyecek oldu ama kadın, “defol” dedi nefretle…
    > >>>>>
    > >>>>>>İlk celsede boşandılar… Modern bir aşk hikayesinin
    > >>>>>
    > >>>>>>böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının
    > >>>>>
    > >>>>>>desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın,
    > >>>>>
    > >>>>>>sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi.
    > >>>>>
    > >>>>>>Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini
    > >>>>>
    > >>>>>>hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini,
    > >>>>>
    > >>>>>>en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması
    > >>>>>
    > >>>>>>için dua ediyordu.
    > >>>>>
    > >>>>>>Aradan bir yıl geçti… Her şeyin ilacı olduğu
    > >>>>>
    > >>>>>>söylenen zaman bile,kadının
    > >>>>>
    > >>>>>>derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan
    > >>>>>
    > >>>>>>zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o
    > >>>>>
    > >>>>>>kadını gördü. “Sen, buraya ne yüzle geliyorsun” diye
    > >>>>>
    > >>>>>>bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. “Lütfen, içeri
    > >>>>>
    > >>>>>>girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.” dedi
    > >>>>>
    > >>>>>>genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle
    > >>>>>
    > >>>>>>konuşmaya başladı:
    > >>>>>
    > >>>>>>”Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm
    > >>>>>
    > >>>>>>ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’daki
    > >>>>>
    > >>>>>>kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir
    > >>>>>
    > >>>>>>senelik ömrü kaldığını.Buna dayanamayacağını, hep
    > >>>>>
    > >>>>>>söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini
    > >>>>>
    > >>>>>>biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden
    > >>>>>
    > >>>>>>sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber
    > >>>>>
    > >>>>>>vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını
    > >>>>>
    > >>>>>>yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının
    > >>>>>
    > >>>>>>karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve
    > >>>>>
    > >>>>>>kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış,
    > >>>>>
    > >>>>>>bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim.
    > >>>>>
    > >>>>>>Sana bu kutuyu vermemi istedi…” Gözlerinden akan
    > >>>>>
    > >>>>>>yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen
    > >>>>>
    > >>>>>>oracıkta ölmek istiyordu.
    > >>>>>
    > >>>>>>Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl
    > >>>>>
    > >>>>>>edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu
    > >>>>>
    > >>>>>>kutuda. İlk kağıtta, “Lütfen bütün notları sırayla oku
    > >>>>>
    > >>>>>>bir tanem”diyordu…
    > >>>>>
    > >>>>>>Sırayla okudu; “Seni çok sevdim”, “Seni sevmekten hiç
    > >>>>>
    > >>>>>>vazgeçmedim”,
    > >>>>>
    > >>>>>>”Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini
    > >>>>>
    > >>>>>>bilirdim.” “Fakat benim için ölmeni istemedim” “Şimdi
    > >>>>>
    > >>>>>>bana söz vermeni istiyorum.” “Benim için
    > >>>>>
    > >>>>>>yaşayacaksın, anlaştık mı?” son kağıdı eline alırken,
    > >>>>>
    > >>>>>>kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın… Ve son
    > >>>>>
    > >>>>>>kağıtta şunlar yazılıydı:
    > >>>>>
    > >>>>>>”Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre
    > >>>>>
    > >>>>>>yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı
    > >>>>>
    > >>>>>>ederken, ben hep seni izliyor olacağım….”