Sivil Toplum Örgütlerinin Amacı Nedir

'Kısa Bilgiler' forumunda YAREN tarafından 18 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Sivil Toplum kuruluşları

    Sivil toplum örgütleri demokratik sistemler içinde vazgeçilmez temel unsurlardan biridir. Bilindiği gibi önümüzdeki yıllar tüm dünyada dernekler, vakıflar ve sivil toplum örgütleri büyük önem arz edecektir. Hatta siyasi partiler de hükümet olmadıkları sürece sivil toplum örgütü olarak görülebilir.

    Sivil toplum örgütleri kendi içinde aynı düşünceyi paylaşan insanların bir araya gelmesiyle kurumsallaşmaktadır. Bu örgütler her ne kadar tek tip özellik gösteriyor olsalar bile bunlar kendi çatıları altında bir güç oluşturmaktadır. Farklı amaç ve anlayış altında çalışan sivil toplum örgütleri bir şehirde, bölgede ya da ülke bütününde bir demet oluşturmaktadır. Bu da çeşitlilik ve zenginlik olarak değerlendirilmelidir. Toplumda sosyal dokuyu koruyan bölgesel özelliklere ve güzelliklere sahip çıkan ve yaşatan kuruluşlardır. Bu örgütler toplum düşüncesinin özgürleşmesine ve siyasi kalitenin yükselmesine büyük katkı sağlamaktadır. Sivil toplum örgütleri kendi ürettiğini bir başkasına dayatmaz. Eğer bir dayatma olursa bir başka örgüt de kendi üretimini dayatır. Bu bakımdan dayatma sivil toplum kuruluşlarının düşmanıdır. Sivil toplum örgütleri özgür düşünce ve özgür teşebbüsle beslenir. Bu yapılardan dolayı sivil bir gücü temsil etmekte ve üçüncü sektör olarak isimlendirilmektedir.

    Birinci sektör; yasa yönetmelik ve mevzuatla yönetim ve faaliyet içinde bulunan devlet sektörüdür. İkinci sektör ise kazancını maksimum kılacak anlayış içinde çalışan sermaye sahipleri, şirketler ve çalışanlardır.

    2- Türkiye’ deki Sivil Toplum Örgütleri

    Sivil Toplum Örgütleri – Devlet İlişkileri

    Türkiye’deki sivil toplum örgütleri Kızılay, Türk Hava Kurumu, Mühendis ve Mimarlar Odası, Ticaret ve Sanayi Odaları gibi yarı resmi örgütler , Dernekler, Vakıflar ve Sendikalar gibi sivil örgütler olarak sınıflandırılabilir. Bu ikinci grup örgütler yasalar çerçevesinde devlet kurumlarından izin alarak faaliyet göstermektedirler. Böyle olmasına karşılık en üst düzeyde devlet yetkilileri ” sivil toplum örgütleri falan, filan…”, “kıytırık bir dernek” gibi tanımlara ve yoğun ve uzun bürokratik süreçlere sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerini engellemektedir. Yasal olarak kurulmuş sivil toplum örgütleri aşağılanmakta ve önemsenmemektedir.

    Maddi Kaynak Temini;

    Sivil Toplum Örgütleri; ihtiyacı olan maddi kaynakların temininde ve harcamasında profesyonel bir çalışma içinde görülmemektedir. Çoğu “bağış” kavramına sıkışmış kalmıştır. Bağışların yanında bu örgütler kamu ve özel kuruluşlar tarafından desteklenmelidir. Mesleki faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin ise mesleki üretim ve hizmet faaliyetleri göstererek yeni maddi kaynaklar temin etmelerinin yasal olarak önü açılmalıdır.

    Kararlara Katılma;

    Öncelikle Sivil toplum örgütleri kendi içinde üyelerinin kara verme sürecine özgürce katılmalarını sağlamalıdır. Bunun yanı sıra toplumsal ve siyasal sürece katkıları olmalıdır. Sivil toplum örgütlerinin görüş ve düşüncelerini her türlü iletişim araçlarıyla topluma sunabilmelerinin yasal olarak önü açılmalıdır.

    Sivil Toplum Örgütlerinin Kendi Aralarındaki İlişkiler;

    Türkiye’de faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri arasında iletişim ve diyalog eksikliği bulunmaktadır. Bu bakımdan toplumsal sorunlarda ortak hareket ve güç birliği kolayca sağlanamamaktır. Bu bakımdan Türkiye’deki sivil toplum örgütleri kendi aralarında iletişim kurmalı, ortak projeler üretmeli ve yardımlaşma, işbirliği ve diyalog gayreti içinde olmalıdır.


    Sivil Toplum Kuruluşları

    Sivil toplum kuruluşları, resmi kurumlar dışında ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukuki ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar ve/veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır.