Şintoizm Hakkında bilgi

'Sorun Cevaplayalım' forumunda farid tarafından 16 Kasım 2012 tarihinde açılan konu


  1. Şintoizm ya da Şintoculuk, (Şin-to, “Tanrısal Yol, Tanrılar Yolu’ndan). Japonların ulusal dini. En eski yazılı metinler 8. yüzyıldan kalmadır. Şintoculuğun getirdiği yaşam biçimi, geleneğin sürdürülmesine önem verdiğinden bu iki metinde yer alan eskiye ait bilgiler, bu inanışın geçmişini oldukça açıklar. Şintoculuk yaşanan bir dindir. Yazılı kuralları, gerektiğinde başvurulacak kitabı, Kutsal Kitaba uygun bilgece gösterilmiş yaşama tutumlarından oluşan bir inanış sistemi değil, yaşamayla kaynaşmış, bütünleşmiş bir inanma yoludur.
    Yine de bazı temel kurallar, yaşama ilkeleri vardır. Fakat bunlar yukarıdan değil, içtendir. Şintoculuk temelde bir tür ruhlara tapınma dinidir. Bu nedenle Şintoculuğun çatısını kuran başlıca esaslar şöyle sıralanabilir:
    1. Ruh ölümsüzdür,
    2. Ölülerin ruhları yaşamayı sürdürür,
    3. İnsan ölünce ruhu Tanrılaşır,
    4. Ölü ruhları, yaşayan insanların yaşamına olumlu ve olumsuz bakımlardan etkili olurlar.
    5. Yaşayan insanlar ölü ruhlarıyla etkileşime girebilirler.
    6. Kimi ölü ruhları, çok daha fazla kudret kazanıp, evreni yaratan, evrene biçim veren Tanrılar haline girerler.
    Ölü ruhlar, yani Karniler de rahat etmeyi isterler ve bu yalnızca yaşayanlar tarafından sağlanabilirler. Önce ölüye saygı duymak gerekir. Ölülerin sevgiyle anılmaları, mezarlarına gereksindikleri şeylerin koyulması onları sevindirir. Mutlu olmanın yolu da Karnileri hoşnut kılmaktır. Şintoculuk bir tür animizmdir. Şintoculukta bu dünyadaki yaşamın düzenlenmesi, bireyin erdemli olması temeldir. Eski atalarına gerekli saygıyı göstermeyen, onların anısına bağlı kalmayan insan erdemli sayılmaz. Böylece bireyde geçmişine sahip çıkma, geçmişteki deneyimlerden yararlanma, geçmişle bütünleşme ortaya çıkar. Böylece Şintoculuktan ortaya çıkan toplumsal gerçeklik, yazılmamış bir yasa olarak toplumu düzenler. Şintoculuk bu bağlamda insanı kutsal, Tanrısal davranışlara çeken, insanı Tanrısal yaşamaya yönlendiren bir din olmaktadır. Atalara duyulan bağlılık, bireye, aileye, topluma, imparatora ve devlete duyulan bağlılığa kadar uzanmakta, birey bu nedenle toplumu ve devleti için olduğu kadar kendi onuru için de aynı sevinçle her türlü özveriyi gösterebilmekte, hatta ölmektedir. Şintoculuk Japonya’da Çin etkisiyle birlikte giren Konfüçyüs dini ve Kore’den gelen Mahayana Budizmi ile karşılaşmıştır. Şintoculukta uygun olan yönleri bakımından kabul gören bu iki dinsel akım, pek çok bakımdan Şintoculuğa uymuş, onun etki alanında kalmıştır. Çünkü Şintoculuk Japon insanının karakter yapısını oluşturan en önemli etmendir.