Sinopun Tarihi Yerleri

'Türkiye Coğrafyası' forumunda YAREN tarafından 1 Şubat 2011 tarihinde açılan konu




  1. Sinop İlinin Tarihi Yerleri


    Sinop Kalesi

    İ.Ö. VIII. Yüzyılda Milet ‘ten gelerek Sinop ‘ta yerleşip koloni kuran göçmenler tarafından ilk defa yapıldığı düşünülmektedir. Kaleler VII. Yüzyılda Kimmerlerin istilasından sonra yeniden onarılmıştır. VI. yüzyılda Pers hâkimiyetine geçen şehir Pontus Krallığının önemli bir merkezi olmuş, surlar IV. Mitritathes tarafından bugünkü sınırlarıyla onarılıp geliştirilmiştir.

    Romalılar ve Bizanslılar döneminde de devamlı onarım görmüştür. 1214 ve 1261 yıllarında Selçukluların eline geçen kale yeniden onarılarak savunmayı güçlendirmek amacıyla iç kale oluşturulmuştur. Sinop şehir surları yarım adanın en dar olan boyun kısmını tamamen çevrelemektedir. Kuzey surları 1800 m. güney surları 400 m. doğu surları 500 m. batı surları 273 m. olmak üzere toplam sur uzunluğu 2973 m. ‘dir. Sur kalınlığı 8 m. olup yüksekliği 25-30 m. arasında değişir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde Kumkapı, Tersane kapı, Yenice kapısı, Tabakhane kapısı, Lonca kapısı ve Deniz kapısından bahseder.

    Sinop kent surları, yarımadanın en dar olan boyun kısmı ve Yalı ile Kefevi mahalleleri hariç olmak üzere tüm şehri çepeçevre kuşatmaktadır.. Günümüze kadar Kumkapı ve lonca kapısı ayakta kalmıştır. Kuzey surları denizin etkisiyle çok yıpranmıştır.

    İçkale

    Şehrin batı tarafında, Kaleyazısı ile Kumluk denilen sahanın arasındadır. Güney ve kuzey tarafları denizdir. Kale, Selçuklular Sinop’u aldıktan bir yıl kadar sonra esas kısma doğu tarafından uzun bir sur ilave edilerek yapılmıştır. Bu kısım yapılırken Şehrin Eski Mabet, Saray gibi enkazından da istifade edilmiştir. Bu nedenle, bir çok sütunlar, sütun başlıkları ve mabet yazıtları duvar aralarına konulu bir şekilde bulunmaktadır.

    İçkale kuzey ve güney bölümü olmak üzere iç içe iki bölümden ibarettir. Selçuklular döneminde iç kale 1877 tarihinden itibaren hapishane olarak kullanılmaktadır. 06 Aralık 1997 tarihinde cezaevi yeni hizmet binasına taşınmıştır.

    Boyabat Kalesi

    Boyabat ilçesinin bulunduğu Gök ırmak Vadisi'nde, karşılıklı sarp iki kayalık tepeden biri üzerinde kurulmuştur. Kale, kayaların doğal yapısına uygun şekilde inşa edilmiştir. Kale bedenleri arasındaki kulelerin bazıları dikdörtgen bazıları yuvarlak olarak yapılmış olup iç kısmında kulelere çıkan merdivenler yer almaktadır. Kaleye giriş güneydoğu köşesinden büyük yuvarlak kulenin yanındaki küçük bir kapıdan sağlanmaktadır. Geç Roma, Erken Bizans dönemine ait buluntuların da sergilendiği yapı, bugünkü haliyle Osmanlı Kalesi özelliği göstermektedir. Bu durum kalenin, Geç Roma döneminden Osmanlı dönemine kadar kullanıldığını göstermektedir. Bugünkü durumu ile sur ve burçları ve yapım malzemesi, Osmanlı Kalesi olduğunu açıkça ortaya koyar. Ancak kalenin temelleri daha önceden atılmıştır. Bu nedenle kaleyi, eski ve yeni kale olarak iki bölümde incelemek mümkündür.

    Eski kalenin temelleri M.Ö. 6. Yüzyılın başlarında Paflagonyalılar zamanında yapılmıştır. Kalenin eski temellerinde kale iç duvarlarının bir kısmında Roma ve Bizans eserlerine rastlamak mümkündür. Yeni kalenin bugünkü halinin Osmanoğulları zamanında yaptırıldığı kesindir. Ancak kalenin bir kitabesine rastlanılmaması yüzünden yapılış tarihi bilinmemektedir.

    Boyabat Kaya Mezarları

    Boyabat İlçesine bağlı ve Boyabat-Kastamonu yolunun 15. Km.sinde bulunan Salar Köyünün güneydoğusunda yer alan, yaklaşık 200 metre yüksekliğindeki kalker kaya oyularak yapılmıştır. Mezarda iç sütunun birer girişi bulunmakta olup, sütunlar üzerinde üçgen alınlık yer almaktadır. Yuvarlak gövdeli sütunlar yukarı doğru incelmektedir. Sütun baş kısımları ve sütun kaideleri kare şeklinde yapılmıştır. Sütun başlıkları aslan figürü şeklindedir, üzerinde iki kademeli olarak oyulmuş düzgün kiriş bölümü vardır. Üçgen alınlığın ortasında aslan kabartması ve alınlığın dışında sağ tarafta iki aslan kabartması daha yer almaktadır. Alınlığın sol tarafında ise aslan ve insan kabartması yer almıştır. Mezar anıtının Paflagonyalılar tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

    Paşa Tabyaları

    Sinop yarımadasının güney doğusunda l9.yy.da Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır. Yarı ay şeklindedir. 11 top yatağı, cephanelik ve mahzenlerden oluşmaktadır. Paşa Tabyası yeme içme tesisi olarak hizmete açılmış olup İlimiz turizminehizmet vermektedir. Diğer bir tabya da Korucuk Tabyası'dır. Bu Tabya özel şahsın mülkiyeti içindedir.

    Tarihi Su Kanalı

    Sülüklü Göl mevkisindedir. Antik döneme ait bu tünelde yapılan incelemelerde, yaklaşık 230 m. uzunluğunda ve 1,5 m. yüksekliğinde olduğu tespit edilmiştir. Giriş kapısından itibaren doğal kayanın oyularak işlenmesinden oluşan tünel, 20-30 m. uzunluğunda ve 1.5 m. çapında silindirik bir havalandırma bacasına sahiptir. Bu havalandırma bacaları, doğal kayalardan oyularak yapılmış olup, üst kısımlardaki moloz taşların birbirine sıkıştırılması suretiyle kapatılmıştır. Sağa ve sola zikzak yaparak ilerleyen tünelde herhangi bir kitabe bulunmamaktadır. Yapılan araştırmalara göre, Sinop'un su seviyesine yakın bir yerleşim yeri olması nedeniyle, kuyu gibi derinliğine değil yatay olarak yapılan bu tünelin su kanalı olabileceği düşünülmektedir.

    Alaadin Camii

    Selçuklu Dönemine ait bir yapıdır. Sinop ‘un fethinden hemen sonra 1214 ‘te yaptırılmıştır. Rumların şehre yaptıkları baskın anında büyük zarar görmüş, 1268 yılında Süleyman Pervane tarafından onarılmıştır. Sonra sırasıyla Candaroğullarından Celaleddin Beyazıt ve İsfendiyar Bey, Osmanlı çağında Mutasarruf Tufan Paşa tarafından tamir ettirilmiştir. Türk taş oymacılığının güzel bir örneği olan minberi ne yazık ki büyük kubbenin çökmesiyle kırılmıştır.

    Camii erken Türk cami tiplerine güzel bir örnek teşkil eder. Dikdörtgen planlı olup, beş kubbeli bu yapıdan giriş geniş olan revaklı son cemaat yerinden sağlanır. Avlunun ortasında bir şadırvan, kuzey doğu köşesinde de İsfendiyar Oğullarına ait bir türbe bulunmaktadır.

    Kefevi Camii

    Kefevi mahallesinde bulunan bu cami Şeyh Mahmut Kefevi tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Harap bir halde iken Sancak Mutasarrufu Bekir Paşa tarafından 1896 yılında tadilatı yaptırılmıştır.

    Saray Camii

    Tersane çarşısının arkasındaki sokakta bulunan Saray Camii, 10.65 m. Uzunluğunda ve 11.70 m. Eninde olup kesme taştan yapılmış tek kubbelidir. Cami 1374 yılında Candaroğullarından Celalettin Beyazıt zamanında yapılmıştır. Bu çağa ait çok güzel işlemeli bir mihrap ve kapı üzerinde kitabesi vardır.

    Fetih Baba Mescidi

    Meydankapı çarşısında yer alan mescit 1353 yılında İsmail Bin Uslu Bey tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra harap bir halde iken Fetih Baba adıyla anılan bir zat tarafından onarılmıştır. Mermerden yapılmış ve Candaroğulları zamanına ait süslü bir küçük mihrabı vardır.

    Mehmet Ağa Camii (Mescidi)

    Kaleyazısında olan bu camii 1648 yılında inşa edilmiş ve sonradan yapıya 1910 yılında bir minare eklenmiştir.

    Cezayirli Ali Paşa Camii

    Selçuklu çağına ait olan bu camii Seyit Bilal Türbesine bitişiktir. 1876 ‘da Ali Paşa ve 1898 Abdülhamit tarafından tamir edilmiştir.

    Meydan Kapı Camii

    Meydankapı Sakarya Caddesi üzerinde bulunan bu caminin ilk yapılış tarihi belli değilse de Şeyh Ömer Efendi adında bir zat tarafından yaptırıldığı vakıf kayıtlarından öğrenilmektedir. 1878 ‘de ise Mutasarruf Ahmet Kamil Paşa tarafından Kanuni Süleyman ‘a izafe edilmek üzere tamir edilmiştir.

    Caminin ahşap minaresi Sinop minarelerinin en güzel örneklerindendir.

    Süleyman Pervane Medresesi

    Selçuklu dönemine ait bir yapıdır. XII. Yüzyılda (1262) Sinop ‘un düşman baskınından kurtarılmasının bir hatırası olarak Selçuklu veziri Süleyman Pervane tarafından yaptırılmıştır. Döneminin taş işçiliğini gösteren görkemli bir giriş kapısına sahiptir. İçinde eyvan karşısında geniş avlu, ortasında şadırvan, sağ ve sol yanlarında revaklara açılan 16 küçük oda yer almaktadır.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü’ nün malı olup, 2002 yılında Kültür ve Turizm amaçlarında kullanılmak üzere Sinop Valiliğine tahsis edilmiştir. Sinop Valiliğince Sinop’ a özgü el sanatları ve mutfağı ile ilgili kişilere tahsis edilerek çarşı haline getirilmiştir.

    Boyabat Evleri

    Osmanlı dönemi sivil mimari eseri olan evler yoğun olarak il merkezi ve Boyabat ilçesinde bulunmaktadır. Yöresel kaynaklara bağlı olarak ahşap malzemenin ağırlıklı olduğu konutlar, Bağdadi tekniği kullanılarak ve ahşap çatkı arası dolgulu bir tür tuğla malzeme ile inşa edilmiştir. Katlara geçişte, ahşap kuşaklar kullanılmaktadır.

    Konsollarla desteklenen çıkmalarla taşınılmış bindirme katlar, cumbalar, her cephede iç içe ve havayı içeri dolduran bol miktarda pencere, ön cephede iki çıkma arasında ve üçgen alınlıkla son bulan kapı girintisi ortak cephe özelliklerini oluşturmaktadır. Odalar genel olarak oturma, yatma, yıkanma ve yeme-içme ihtiyacına cevap vermek üzere tasarlandığı için, dolaplara ve ocaklara da sahiptir.

    Balatlar Kilisesi

    Bizans dönemine ait bir yapıdır. Çağının tipik mimari örneklerini gösterir. Geniş bir alana yapılmış büyük bir avlu, haçvari simetrik planlı bir mekân vardır. Şapel ve diğer mekânlardan oluşan yapı, tümüyle dikdörtgen yapılıdır.

    Kilisede sadece şapelin tonozla örtülü üst yapısı sağlam kalmıştır. Diğer bölümlerin üstü açıktır. Şapel tavanı ve giriş mekânında boyalı freskler günümüze kadar sağlam kalmışsa da çok tahrip olmuştur. Bizans yapı tekniğinin güzel bir örneğidir. Tüm duvarlarda dört sıra tuğla kullanılmıştır.

    Türbeler




    • Seyit Bilal Türbesi

    • Gazi Çelebi Türbesi

    • Sultan Hatun Türbesi (Aynalı Kadın Türbesi)

    • Hatunlar Türbesi

    • Yeşil Türbe

    • İsfendiyar Oğulları Türbesi

    • Çeçe Sultan Türbesi
     



  2. Cevap: Sinopun Tarihi Yerleri

    Roma Köprüsü

    İlimiz Çiftlik köyü, Sazlı imam mevkiinde bulunan köprü 20 metre uzunlukta 3.65 metre genişliktedir.

    Doğu-batı konumlu iki ayak üzerine oturtulmuştur. Tek kemerlidir. Kemer kısmı iri yontulmuş taşlarla çok az harç kullanılarak yapılmıştır. Üzerinde korkuluk taşları tamamen düşmüş olup köprü bugün yayaların kullanabileceği durumdadır.

    Durakhan Kervansarayı

    Durağan-Vezirköprü yolu üzerindedir. Selçuklu dönemi vezirlerindendir. Muiniddün Pervane Paşa tarafından 1260 ‘lı yıllarda yapıldığı düşünülmektedir. Han dikdörtgen planlı birbirine bağlı iki mekândan oluşur. Giriş batı cephesinde kesme taştan yapılmış kemerli bir kapı ile sağlanmıştır. Girişin sağında ve solunda iki oda yer almaktadır. Ayrıca kuzey ve doğu duvarı boyunca 10 adet oda mevcuttur.

    Odalar ortadaki büyük mekâna açılmaktadır. Üzeri kum ve tonozla örtülüdür. Hanın güney batısında Büyük Cami yer almaktadır. Hanın kitabesi bu caminin ön cephesinde yerleştirilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restorasyonu yapılmıştır.

    Korucuk Tabyaları

    İl merkezine 3 km. uzaklıkta, yarımadanın güney batısında Korucuk mevkiinde yer almaktadır. Geniş bir alanı kaplayan yapı, batı kısmında toprak altında kesme taşlardan örülmüş tonozlu koridor ve iki oda ile batıdan doğuya doğru uzanmış küçük tepeler arasında yer alan 5 adet top yuvasından oluşmaktadır. Osmanlı döneminde savunma amacıyla yapılmış askeri bir yapıdır.

    Saat Kulesi

    Doğu surları üzerinde, Özel İdare Binasının güneyindeki burcun üzerine inşa edilmiş bir yapıdır.

    Kare planlı, düzgün kesme taşlardan inşa edilmiştir. Burcun batısından çıkan taş merdivenle kuleye varılır. Cumhuriyet dönemi yapılarından olan kule, bugün Sinop ile özdeşleşmiş durumdadır.

    Kaya Mezarları


    Ambarkaya Mezarı

    Ambarkaya mezar anıtı, Durağan-Vezirköprü yolu üzerinde Durağan ilçesine 8 km. uzaklıkta ve Gök ırmak kenarında Ambarkaya üzerine oyulmuştur. Girişte 3 sütun vardır. Hiçbir yerinde kabartma ve süs yoktur. M.Ö. 700 yıllarında Paflagonyalılar tarafından yapılmıştır.

    Terelek Kaya Mezarı

    Terelek Kaya mezar anıtı Durağan ilçesi, Kökler köyü sınırı içerisindedir. Mezarda 3 sütunlu bir giriş yeri ile alınlık kısmında bazı kabartmalar vardır. Mezar odasına kare şeklin bir kapı ile girilmektedir. Alınlık yerinde sağda bir mücadele sahnesi, solda hayvan boynuzları arasına oturtulmuş bir insan başı figürü yer almaktadır. Bu eserin Paflagonyalılar tarafından M.Ö. 7. Yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir.

    Salar Köyü Mezar Anıtı

    İlimiz Boyabat ilçesine bağlı ve Boyabat Kastamonu yolunun 15 km. yakınında bulunan Salar Köyü ‘nün güney doğusunda yer alır. Mezarda üç sütunlu bir giriş vardır. Sütunların üzerinde üçgen alınlık bulunmaktadır. Ayrıca sütunların baş kısmı kare şeklinde ve üzerinde aslan figürleri yapılmış sütun başlıkları bulunmaktadır. Üçgen alınlığın tam ortasında ön ayaklarını ileri doğru uzatmış bir aslan figürü ayrıca alınlığın dışında sağ tarafta iki aslan kabartması daha vardır. Aynı şekilde alınlığın sol tarafında bir aslan ve bir insan kabartması yer almaktadır. Ancak kabartmaların bir kısmı tahrip olmuştur. Mezara dikdörtgen şeklinde bir kapıdan girilir. Kalker kayaya oyularak yapılan mezar anıtının Paflagonyalılar tarafından M.Ö. 7. Yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir.

    Dodurga Kaya Mezarı

    Dodurga kaya mezarı, Sinop ili Boyabat – Durağan karayolu üzerinde Kayaboğazı köyünün sapağının yaklaşık 10 km. içerisinde yer alır. Dodurga köyünün girişindeki köprünün kuzeybatı yamacı ile yamacın kuzeyindeki kaya üzerine kayalara kazınmış bir büst yer almaktadır. Bu mezarın Vitridades dönemine ait olduğu düşünülmektedir.


    İkonalar

    Sinop Müzesinde teşhir edilen ikona koleksiyonunun sanat tarihi bakımından büyük bir önemi vardır. İkona Hıristiyan dininde doğu kiliselerinde duvar fresklerine karşılık ahşap pano üzerine yapılan her türlü dini resme verilen isimdir.

    İkonalar kiliselerde halk tarafından kolayca görülebilecek yerlere asılıyordu. Bizans dönemine ait ikonaların ana konuları sıkı bir taoloji programı ile saptanmıştır. Bunlar İsa, Meryem ‘in resimleri yanında Havari ve Aziz kişilerin resimleri yer almaktadır. Ya da yaşam öyküleriyle birlikte çeşitli dinsel ve tarihi olaylar anlatılır.

    XIX. yüzyılda ilimiz ve çevresinde bulunan kiliselerden, günümüze kaldığı tahmin edilen ikonaların müzeye ne zaman ve nereden geldiği bilinmemektedir.

    Bunlar kestane ağacından yapılmış panolara alçı sıvanarak, bazılarında da bez alçı bir arada kullanılarak, üzerine çeşitli boya ve altın yaldızla yapılmıştır.

    Hamamlar


    Aşağı Hamam (Tuzcular Hamamı)

    Cami-i Kebir Mahallesi, Tuzcular caddesinde bulunan hamam Osmanlı karakterindedir. Kuzey-güney konumlu olan yapının soyunmalık ve külhan bölümleri bir eksen üzerinde uzanır. Moloz taştan inşa edilmiş olan cephelerde örtü sisteminin tonoz ve kubbeleri fark edilir. Güney cephesinin sağ köşesinden 1986 yılında tamir edilen çift katlı camekân bölümüne geçilir. Bu mekân söz konusu tamirattan önce tek katlı idi. Yalnız giriş üstünde bir sıra soyunma hücresinden oluşur. Bir asma katı bulunmakta idi. Günümüzde betonarme olarak yenilenen bu mekân eski karakterinin tamamen kaybetmiş ve mekânın aydınlık olabilmesi için ahşap bir fener çatıya eklenmiştir. Hamamın sıcaklık mekânıyla soyunmalık arasında, kuzey-güney yönünde uzayan dikdörtgen bir ılıklık mekânı ve bunun ucunda bölmeyle ayrılmış tuvalet mekânı bulunmaktadır. Mekânların örtüsü yayvan beşik tonoz üzerine kubbeciklidir. Ilıklık bölümünde iki küçük kubbecik, tuvaletin kare mekânında da bir kubbe bu bölümü kapatır. Merkezleşme ve eksen fikri, soyunmalık mekânının ortasındaki sekizgen şadırvan havuz ve sıcaklık ortasındaki sekizgen göbek taşı ile kuvvetlendirilmiştir.

    Yukarı Hamam (Alaeddin Hamamı)

    Kuzey-güney konumlu ve dikdörtgen dış duvarlar sisteminin içinde yer alan hamam tonoz ve kubbelerle, soyunmalık bölümü ise çatı ile örtülüdür. Hamam 50 x 20 m. ölçüsündedir. Kuzey cepheye bitişik olarak yapılan soyunmalık ise 10 x 12 m. ölçüsündedir. Soyunma ve hamam bölümleri iki bölmeli ve simetrik olarak planlanmıştır. Doğudaki bölme erkekler, batıdaki bölme kadınlar hamamı olarak kullanılmaktadır. Soyunmalık iki katlıdır, moloz taşından yapılmıştır. İç kısmı ahşap kabinlerle çevrilidir. Bu mekânın kuzeyinden küçük kemerli bir kapı ile dikdörtgen şeklinde ve tonozlu ılıklığa geçilir. Buraya açılan sıcaklık “L”şeklinde plana sahiptir. Bu bölüm iki kubbe ve tonozla örtülüdür. Kadınlar kısmı da aynı planla yapılmıştır. Yanyana yerleştirilmiş bir çifte hamam olan yukarı hamamın bölümleri birbirine benzer planlı olmasına rağmen erkekler bölümü kadınlar bölümünden daha geniştir. Her iki bölüm için de ortak olan sıcak su deposu arkasındaki külhan, Sakarya caddesi yönünde dükkânlar arasında kalmıştır. Yukarı hamama ait envanterde hamamın Alâeddin Camii ile birlikte yapılmış gibi gösterildiği tespit edilmiştir.

    Yalı / Varoş Hamamı

    Şehrin doğusunda, sahil yolu yönünde bulunan çok harap durumdaki hamamın vakfiyesi İsfendiyaroğlu II. İbrahim Bey adına düzenlenmiştir. Doğu –Batı ekseninde ve kitabesiz olan hamam mekânları bir eksen üzerinde ard arda sıralanır. Camekân bölümü yenilenmiş olup harap ve örtüsünü kaybetmiş durumdadır. Cepheler kesme taştan, iç duvarlar tuğla ve moloz taştan yapılmıştır. Yapı XVIII. Yüzyıl sonlarında yenilenircesine onarılmıştır. Bu onarım, kurnaların Barok görünüşünden de anlaşılmaktadır. Duvarlarında bol miktarda devşirme malzemenin kullanıldığı yapının ahşap soyunma yeri 8 x 8 m. ölçüsündedir ve yıkıktır. Bir avlu görünümü sergiler. Mekân kemerli bir kesme taş giriş ile kenarlarında taş setlere sahiptir. Kemerli bir geçit ile girilen ılık mekânın 3 m. çapındaki orta kubbesi deliklidir. Sıcaklık mekânına setli ve kubbeli odanın karşısındaki kapıdan girilir. Bu mekânın ortasında bir kubbe ve buna iki yandan açılan kubbecikli beşik tonozlar, örtü sistemini oluşturur. Bu tonozlu mekânların diplerinde iki kurna, kubbeli sıcaklığa yan yana açılan iki halvet girişi vardır. Bu bölümler günümüzde çok haraptır. Külhanı dikdörtgen planlı olan yapının kubbeleri üçgen bingilere oturmaktadır. Sıvanın altından duvarların tuğla oldukları görülür. Arşiv bilgilerinde buranın 1856 yılında tamir edildiği ve kiraya verildiği yer almaktadır.

    Sivil Mimari Örnekleri

    Yakupağa Konağı

    Gerze İlçesinde olup sivil mimari örneklerinden biridir. Yapının tüm pencereleri giyotin çerçevelidir. Üzeri kırma çatı olup olukluk kiremitle örtülüdür. İç kısımda odaların tavan ve duvarları çok zengin bir süslemeye sahiptir. Çeşitli renkte çiçek ve geometrik motifler tüm tavanı, dolap kapılarını ve duvarları süslemekte olup eşsiz sanat eserleridir.