Şiirde söyleyiş ve ses anlamı nasıl etkiler?

'Ders notları' forumunda HazaN tarafından 6 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu


  1. Şiirde asıl önemli olan neyi nasıl anlattığımızdır. Türkçeyi bir deryâya kelimeleri de onun içinde yaşayan balıklara benzetirsek; bütün cömertliğini bize gösteren deniz karşısında hep aynı balıkları tutmakta ısrar etmenin bizi tekrara düşürdüğünü ve gereksiz laf kalabalıklarının şiirimize zarar verdiğini görürüz. Dili bilinçli kullanırsak araştırma ve düşünme neticesinde kelimelere zamanla hükmedeceğimizi unutmamalıyız. Böyle yapmaz ve kelimelerin ses ve anlam güzelliğini ön plana çıkarmazsak şiirden bahsetmemiz beyhûde bir uğraş olur. İşte bu yüzden günümüzde şairden çok “manzume” yazarı var.

    1-Şiirlerimizde dolaylı ama etkileyici anlatımı kullanmalı; gerektiği yerde deyim ve atasözlerinden yararlanmayı bilmeliyiz.

    “Ben toprak oldum yoluna Hem öyle olur hem böyle
    Sen aşurı gözetirsin Hem kara olur hem ak.
    Şu karşıma göğüs geren Hem davul çal hem rebâp
    Taş bağırlı dağlar mısın?”( Yunus Emre) Oh ne âlâ memleket
    “NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP”(Semih Sergen)

    2-Şiirimizi kurarken hem ses hem de anlam özelliklerinden yararlanmak lazım. Anlamla beraber imge oluşturabilecek alışılmamış bağdaştırmalardan da yararlanırsak şiirimiz etkileyici bir söyleme kavuşur.

    “Bu emel gurbetinin yoktur ucu “Gördüler aynada bir gizli cihân
    Daima yollar uzar kalp üzülür” Ufku çepçevre ölüm servileri”
    ( Mehlika Sultan-Yahya Kemal Beyatlı) ( Mehlika Sultan-Yahya Kemal Beyatlı)

    3- Kelimelerin gerçek anlamlarının yanında yan ve mecaz anlamlarından da istifade edersek şiirimiz mana olarak zenginleşir.
    “ Garbın ucunda son kıyıdan en gürültülü (Burada “kurşun” sözcüğü bulut anlamında)
    Bir med zamanı gökyüzü kurşunla örtülü” (Yahya Kemal Beyatlı)

    4- Şiirin düzyazıdan farklı olduğunu kabul etmemiz lazım. Şiir mısralarla kurulur cümlelerle değil; ama birçok şairin şiirini mısralar yerine cümlelerle yazdığını görüyorum. Bazen mısralarımız cümleye de benzeyebilir; fakat şiiriyet içinde bunlar kaybolur gider.
    Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
    Dante gibi ortasındayız ömrün.
    Delikanlı çağımızdaki cevher
    Yalvarmak yakarmak nafile bugün
    Gözünün yaşına bakmadan gider. (Otuz Beş Yaş- Cahit Sıtkı Tarancı)

    5- Kelimeleri sadece ses ve mana olarak değerlendirmemek lazım. Biz kelimeyi duyduğumuz an onun arkasındaki manayla beraber kelimenin duyguya dair değerlerini de hissederiz. Unutmayalım ki şair kelimelerini ses mana ve duygu yönüyle en etkileyici biçimde seçmesini bilen adamdır.

    Sevmek kimi zaman rezilce korkudur (Sevmek-tutku-yalnızlık-ustura ağzı-rezilce
    İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Kapının çalınması kelimelerinin
    Tutsak ustura ağzında yaşamaktan manası dışında bize ulaşan duygu
    Kimi zaman ellerini kırar tutkusu değerleri de vardır.)
    Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
    Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
    Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu (Ben Sana Mecburum-Atilla İlhan)

    6- Özel adlardan ve sıfatlardan yararlanmak. Özel adlar bazen “telmih” sanatına yol açar; sıfatlar ise tasvirin daha güçlü bir şekilde bize ulaşmasını sağlar.
    Leylâ gelin oldu Mecnun mezarda Bursa'da eski bir cami avlusu
    Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda Küçük şadırvanda şakırdayan su.
    Ateşten kızaran bir gül ararda Orhan zamanından kalma bir duvar...
    Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi. Onunla bir yaşta ihtiyar çınar.
    (Çoban Çeşmesi- F. Nafiz Çamlıbel) ( Bursa’da Zaman- A. Hamdi Tanpınar)

    7- Benzetme tezat kinâye hüsn-i tâlil tecahül-i ârif ve diğer edebi sanatlardan yararlanmak. Dolaylı anlatım şiir dilinin vazgeçilmez özelliklerdendir. Tabi ki bu sanatları yerinde kullanmak şartıyla.

    Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
    Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
    Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak... (Merdiven- Ahmet Haşim)

    8- Şiirde sesi güzelleştirecek ve mısralar arasında bir musiki oluşmasını sağlayacak kafiye vezin ve ses oyunlarından gerektiğince yararlanmak. Burada şairlerimizin bilinçsizce yaptığına inandığım şiirlerindeki sesi bozan bir hatadan bahsetmenin gerekliliğine inanıyorum. Kalın seslilerle kafiyeye başlıyorlar ince sesliyle devam ediyorlar ve böylece şiirin kafiye değeri de düşmüş oluyor.

    İçimde damla damla bir korku birikiyor; ( “i” ve “a” sesleri çokça kullanılmış)
    Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler...
    Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor;
    Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler. (Kaldırımlar- N. Fazıl Kısakürek)

    Çok az kaldı vuslâta gönül sakın vazgeçme (Vazgeçme-seçme-kaçma ses bozulmuş)
    Kaderimdir diyerek acıyı derdi seçme
    Yoksa olanlar olur nasıl mutlu olursun
    Yüzleş korkularınla çekinme ondan kaçma ( Şevki Dinçal)

    9- Şiirde söylemin vezne en uygun şeklini tercih etmek ancak dili ve kelimeleri tam olarak tanımakla mümkündür. Serbest yazılması gereken bir şiiri heceyle yazmak şiirin şiiriyetini düşürdüğü gibi anlatımda da arızalara yol açabilir.