Şiir sözleri Yılmaz Erdoğan

'En Güzel Şiirler' forumunda Büsra tarafından 5 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu


  1. Şiir sözleri Yılmaz Erdoğan
    Yılmaz Erdoğan sözleri
    Acaba?

    Aşkları da devralır mı
    kalp nakli yaptıranlar?

    -

    Acı
    Yaşamak uğruna
    ölmek bu olsa gerek
    Sevmek uğruna
    acı çekmek bu olsa gerek
    Hayat uğruna
    savaşmak bu olsa gerek
    Peki ya senin uğruna
    Üzülmek niye?

    -

    Adın Bahardı
    Kente yanlızlık gelirdi sen uyuyunca
    Yüzümde mevsim değişirdi uyandığında
    Bilmezdin gizliden seni sevdiğimi
    Aşkın içimde solardı adın bahardı

    Eteğini koştururdun sokağımızda
    Sokak sus pus olur sana bakardı
    Bilmezdin gizliden izlediğimi
    Gözlerim gözlerinden korkardı
    Hatırlıyorum adın bahardı

    Sokakta bir bayramdı durakta bekleyişin
    Sanki sonsuz bir ayrılıktı okula gidişin
    Bilmezdin her sabah seni yolcu ettiğimi
    Yüreğim yol boyu ardından ağlardı
    Hatırlıyorum adın bahardı

    -

    Akbaba

    Tanrım nereye baksam yeşil kasırgalar
    O sevip gitmekse o
    Çok uzak ve yemyeşil bakmaksa
    Tanrım nereye baksam yeşil kasırgalar



     



  2. Cevap: Şiir sözleri Yılmaz Erdoğan

    Alkol İkindisi

    Biz ne zaman içsek,
    Köfte geç gelir
    Ve oturur muhabbetin terkisine
    Çıplak bir efkar sözcüğü

    Biz ne zaman içsek,
    Sabah akar meycinin cebine
    Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan
    Biz ne zaman içsek,
    İç değilizdir aslında.
    Dışımızda bronz bir akşam sözcüğü,
    Çırıl bir efkar sözcüğü
    Delikanlı kıvamında sevda değilse de
    Tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık
    Biz ne zaman içsek,
    iç değilizdir aslında.

    Bu alkol ikindisi şiirle
    Şimdi burda açılsaydın
    Adımın baş harfi gibi
    Belki ağustos kokardı ağustos
    Sen,
    Fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara
    Senine boyuna sevilmiş sen
    Yalanı sevdasından büyük sen
    Bir bil-sen.

    Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz
    Genzimizde göl gözyaşları
    Biz ne zaman içsek,
    İç değilizdir aslında.

    Dışımızda bronz bir İzmir akşamı...

    -

    Aman Ormancı
    nasıl hecelersen hecele
    hep aynı biçimde yazılıyor
    ayrılık

    çok yol bilenler geçti
    ayağını yordamına göre uzatan
    kurdun kuşun bileceği hal değilmiş ya öylesi işte
    eski sözlere yeni kafiye bulmak gerekmez
    suyu sefası kendine yeten
    stabilize bir eğlenmektir hayat
    her sevdalıya aşık atmak gerekmez

    sen, o hep önden giden
    çatallanan bahçesindeyken sevişmenin
    ki çıplak ve bensizliği ele almışken
    ne anlattığını bilmek istemeyen
    şiirler getiririm arkandan
    bir devrik cümlem kalır acınası
    iki çekingen benzetmem belki
    ve derisi soyulmuş bir nakaratım kalır
    yoluna ağladığım o türküden
    artık ehemmiyeti kalmaz
    köprünün
    ve hoş gül içimlik suların
    ya da
    -içkiden olsa gerek-
    masayı yıkan ormancının
    nasıl kıydın diye sormanın da manası yoktur
    suç delilleri ortadadır
    ve zaten
    kim olsa katılır akışına gerisinin

    aman ormancı
    canım ormancı
    köyümüze bıraktın
    yoktan bir acı

    acı köyde ya o yüzden türkü,
    yoksa roman olacak
    kentimizde geçse öyküsü

    bir de gülüşün kalır
    dişlerinin etrafından
    ve bilişin kalır
    her şeyi ama her şeyi
    eski haliyle
     



  3. Cevap: Şiir sözleri Yılmaz Erdoğan

    Aşk Hayatı
    Sevmek gibi geliyordu her şey,
    sevmek gibi gidiyordu kadın
    adının anlattığı,canın teni yakmasıydı,
    bir bulut evet ama aslolan
    bulutun suyu yağmasaydı...

    'bir insanı sevmekle başlıyordu her şey'
    ve boşanmak için
    en az iki şahit gerekiyordu

    -


    Aşkımız

    Aşkımız iki gözlüklünün öpüşme çabasıydı;
    gözlükleri çıkarmak hiç aklımıza gelmedi.

    Hiç düşündün mü belki
    Belki, eline en yakışan takı benim elim.
    Belki de en belli olacak yalan, benim söylediğim...
    Belki sen ve belki ben...

    Yoksulluk, kirden rengi tanınmayan
    bir beyaz tutsaklık...
    İnsan kendine iltica edebilir mi?

    Ölü olarak ele geçiriliyor en sıcak insan sözleri..
    Ve hüznüm bir kamu morgunda işe başladı.
     



  4. Cevap: Şiir sözleri Yılmaz Erdoğan

    Beyoğlu'ndan Dolmabahçe'ye Taşınan Bir Aralık Akşamı

    Sus pus olmuş puslu bir İstanbul muydu yüzünyoksa çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne.
    Dolmabahçe'de, çay tadında...
    Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında, tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
    Ben rehnedilmiş yelkovan gibi...Hani akrep'i seven ama yüreği takvim yokuşlarında...
    Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı, sesinin sesimde yankılanmasının...Sanki perdedekine üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün içime...Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim seyir defterimde...Ve ben amerikanca bir filmi kürtçe seyrediyorum.
    Kadın, Beyoğlu'nda bir kış akşamında, üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan muzdarip yürüyordu...Adam da...Yürümek hiçbir şeyi çözmüyordu, bazı aralık akşamlarında...Parmağında yaralı bir öyküyü taşıyordu adam...Kadının yüzünde bir hüzün...Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...Soğuğun ve karanlığın vehameti!
    Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi küçültülmüş, daraltılmış..İlk sahibinin o pantolonla yaşadığı şeyler, yani pantolonu pantolon yapan anılar, bazı ilkbahar bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen yazlar...Yaşananlara bir beden büyük geliyor artık hayat!
    Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık olmak içinse erken...Beni sevda yerimden vurdu yine zaman...Şimdi sana söylenecek tek cümle:
    BENDE SANA YETECEK KADAR BEN KALMADI...