Septisizm (Septikler) Nedir?

Konusu 'Sorun Cevaplayalım' forumundadır ve YAREN tarafından 13 Mayıs 2011 başlatılmıştır.

  1. YAREN Üye

    Septisizm Nedir,Septisizm Ne demek,Septikler kimlerdir,Septisizm Akımı,Septisizm temsilcileri

    Septisizm; her tür bilgi savını kuşkuyla karşılayan, bunların temellerini, etkilerini ve kesinliklerini irdeleyen, ayrıca aklın kesin bir bilgi elde edemeyeceğini, hakikate erişilse dahi sürekli ve tam bir şüphe içinde kalınacağını, mutlak`a ulaşmanın mümkün olmadığını savunan felsefi görüştür. Septisizm felsefe tarihi açısından çok önemli bir yere sahiptir; zira felsefe tarihi boyunca yerleşik kanılar ve inançları sarsmış, felsefe, bilim ve özellikle din konusunda birçok anlayışın değişmesine ortam hazırlamıştır

    Thales’ten beri ortaya atılan felsefi açıklamalarının çokluğu ve çeşitliliği doğal olarak eleştiriyi ve şüpheyi gerektirmiştir. Antik çağ Yunan bilgiciliğinin kurucusu Protagoras tarihte ilk şüphelenen, şüpheci (septisist) düşünürdür. Protagoras “Her şeyin ölçüsü insandır. Her şey bana nasıl görünürse benim için öyledir. Üşüyen için rüzgar soğuk, üşümeyen için soğuk değildir. Her şey için birbirine tümüyle karşıt iki söz söylenebilir” diyerek tümel (külli) bir hakikatin var olmadığını, her insanın kendine ait kanaat ve düşünceleri olabileceğini belirtmiştir. Buna göre Protagoras’ın şüpheciliği göreli şüphecilik olarak tanımlanır. Bilgi sorununu sistematik olarak inceleyen ilk şüpheci filozof ise Pyrrhon'dur. Pyrrhon ile birlikte şüphecilik görüşü okullaşmıştır.


    Phrrhon (Pirron)
    Timon
    Protogoras


    Phrrhon (Pirron, Piron) Kimdir? (MÖ 365-275)

    Elealı Pirrhon (MÖ 365-275) kuşkuculuğun kurucusudur Sokrates gibi oda hiç yazmamıştır Düşüncelerini öğrencileri aracılığı ile tanıyoruz Hekim Sextus Empiricus, Pirrhoncu betimlemelerde kuşkucu öğretileri özetlemiştir (MÖ 3 Yy)

    Pirrhon’a göre evrendeki her şey aynıdır Değişik bir şey yoktur Evren ne düşünce ile kavranabilir ne de üstüne bir yargıya varılabilir Hiçbir tutanağımız yoktur, hiçbir tarafa yönelemeyiz Gerçeği doğrudan doğruya bilemediğimize göre, gerçek üstüne yargılardan sakınmalıyız

    Kuşkuculuğun ahlaksal sonuçları da vardır: madem dünya da değişik bir şey yoktur, duygu ve isteklerimizi de yok etmeliyiz Ölümdeki duygusuzluğa isteksizliğe ulaşmalıyız Kurgusal düşünceyi ve sonuçlar çıkarma eylemini de ortadan kaldırmalıyız Bundan dolayı Pirrhon hiç yazmamıştır.

    Timon Kimdir? (MÖ 365-275)

    Pirrhon’un ardılı Timon, bununla birlikte Grek mantığının görüş noktasından, karşılık vermenin çok güç olduğu ve zekayla ilgili kimi kanıtlar ileri sürdü Gerkler yönünden tek kabul edilmiş mantık, tümdengelimseldi Bütün tümdengelimse Eukleides gibi, apaçık sayılan genel ilkelerden başlamak zorunda idi

    Timon bu tür ilkeler bulma olanağını kabul etmeli Böylece her şey başka bir şeyin yardımıyla belgelenebilecek Ve bütün kanıt ya dönel (circular), ya da bir hiçten sarkan bitimsiz bir zincir olacaktır Her iki durumda da hiçbir şey saptanamaz Görebildiğimiz denli, bu kanıt, orta-çağlara egemen olan Aristoteles felsefesini kökünden koparmıştır

    Günümüzde bütünüyle kuşkucu olmayan kişilerce savunulan kimi kuşkuculuk biçimlerini, eski çağın kuşkucuları görememişlerdi Onlar, görüntülerden kuşkulanmamışlar ya da kendi kanılarınca, yalnızca görüntülerle ilgili dolaysız bilgimizi dile getiren önermeleri kuşkulu bulmamışlardır

    Timon’nun yapıtlarından çoğu yok olmuştur Elimizde bulunan iki parça bu noktayı açıklayacaktır Bunlardan biri “görüntünün tümüyle geçerli” olduğunu söyler, öbüründeyse şunlar okunmaktadır: “bal tatlıdır” demem, “bal tatlı görünür” “balın tatlı olduğunu ileri sürmeyi hatırlıyorum Onun tatlı göründüğünü bütünüyle evetlerim” derim


    Protogoras Kimdir? (MÖ 482-411)

    Sofistler arasında düşünür olarak özgünlüğü nedeniyle kuşkusuz en önemli yeri tutan Abderalı Protagoras tahminen MÖ 481-411 yıllarında yaşamıştır; Platon’un ifadesine göre o Grek topraklarında ‘bilgelik öğretmeni” olarak 40 yıldan fazla etkinlikte bulunmuştur Sicilya ve güney İtalya’da, ama özellikle sık sık ziyaret ettiği, uzun süre kaldığı Atina’da da kendisinden övgüyle söz ettirmiştir Bu kentte bir yabancı için eşi görülmemiş, şaşkınlık verici bir saygınlık kazanmış, hatta Periklesle tanışmış, onun nüfuzu sayesinde, yeni kurulan Thurioi (MÖ 444-443) kenti için yasa taslağı hazırlamıştır Sofist olarak gezgin yaşamında nereye gittiyse, bize adeta masal gibi gelen bir rağbet görmüş, buna uygun olarak yüksek ücretler almıştır (ilk kez bir “bilgelik öğretmeni” olduğunu iddia eden ve bu etkinliği için dinleyicilerinden ücret alan Protagoras’tır) Atina’nın seçkin gençleri üzerinde bıraktığı büyüleyici etkiyi Platon ünlü diyaloGu “Protagoras”ta eşi bulunmaz bir canlılıkla betimler Ancak ömrünün sonuna doğru “Tanrılar Üstüne’ adlı eserinin başlangıcındaki tanrıtanımaz ifadeler yüzünden, eski inançlara bağlı Atinalılardan bir kişi Protagoras’ı mahkemeye vermiştir; Protagoras idama mahkum edilmiş, eserleri devlet eliyle toplatılmış ve pazar meydanında yakılmıştır Gerçi kendisi karar infaz edilmeden kaçmış, ama gemiyle Sicilya'ya giderken yolda ölmüştür Sayısı pek çok olan eserlerinin listesinden bize sadece ek bölüm kalmıştır.

    Alıntı