Sen Yoktun (Dursun Ali Erzincanlı)

'Dini Konular' forumunda Wish tarafından 9 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. SEN YOKTUN

    Sen yoktun...

    Hz Âdemdeydi nurun

    Önce cenneti,

    Sonra yeryüzünü sereflendirdin.

    Âdem nuruna affedildi

    Arafat bu affa sahitti




    Sen yoktun

    Nuh un gemisindeydi Nurun...

    Dalgalar yeryüzünü bosarken

    Tapragin bagrindaki su

    Gökyüzüyle bulusurken

    Ve bu bir ilahi azap derken,

    Allah nurunu tasidi binbir sebeple

    Tûfan, nurunu selamladi edeple...




    Sen yoktun...

    Hz.Ismail in alnindaydi Nurun
    Ibrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden

    Rabbimiz dedi,

    Onlara kendi içlerinden

    Senin ayetlerini okuyacak

    Kitap ve hikmeti ögretecek onlara,

    Onlari temizleyecek bir elçi gönder,

    Amin dedi on sekiz bin âlem

    Nurunla aydinlanan minicik ellerini semaya kaldirarak

    Amin dedi Ismail.

    Hira Nur dagi amin diyerek ayaga

    Medineden adI Uhud olan bir amin yankilndi sevr daginda.




    Sen yoktun...

    Hz.Isa Ahmed diye mujdeledi seni

    Alemlerin efendisi diye sana seslendi.

    Artik ben sizinle çok söylesmem, dedi havarilerine..

    Çünkü bu âlemin reisi geliyor...

    Bekleyin Ahmed geliyor.

    Kainata rahmet geliyor.

    Havarilerin yüzünü oksayan,

    Ölüleri dirilten bir nefes oldun

    Ama sen yoktun...
     



  2. Sen yoktun Sultanim

    Hz. Abdullah in alnindaydi Nurun

    Basi egik gezerdi mazlum

    Kuteyle göklerden seni sorardi

    Varaka seni arardi semada

    Anneler kiz çocuklarini hep aglayarak sevdiler.

    Aglayarak süslediler ölüme...

    Aglayarak hadi dayina gidiyorsun dediler.

    Sen yokken,

    Canli canli topraga gömülmenin adiydi dayiya gitmek.

    Anne yüreginin çildirtan çaresizligiydi.

    Ve yavrusunun ölüme gidisini seyretmesiydi...

    En son çocuk atilirken cukura çukura

    Annesinin suretinde bir melek tuttu onu

    Ve tebessüm ederek hira nur dagini gösterdi.

    Melekler süslüyordu hirâyi.

    Efendisine hazirlaniyordu cebel-i nur,

    Efendisine hazirlaniyordu mekke.

    Âlem Efendisine hazirlaniyordu

    Kainatýn gözü Hz. Aminedeydi.

    Toprak yalvariyordu rabbine,

    Allahim gönder artik diyordu.

    Gel diye agliyordu mazlumlar, gözleri semada





    Ve bir gelisiin vardi ya rasulallah,

    Bir inisin vardi yer yüzüne...

    Önünde cebrail!

    Ardinnda yalin kilic melekler!

    Bir inisin vardi yer yüzüne...

    Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de

    Öksüzler annelerine sarildi doya doya.
     



  3. Sonra bir sessizlik kapladi seher vaktini.

    Hersey sus pus olmustu.

    Hadi diyordu yildizlar, Hadi diyordu ay!

    Kainat bir isim duymak istiyordu.

    Ve bir ses yükseldi Âmine nin evinden;

    Muhammed!

    Karanliklar aydinliga brakti yerini.

    Muhammed!

    Melekler öptü o nurdan ellerini.

    Muhammed!

    Seni yaratan Allaha kurbâniz ey dürri yekta!

    Sana o adI veren rahmana kurbaniz





    Artikk sen vardin

    Susuz topraklara rahmet indi seninle

    Annenden sonra anne halime sevindi seninle

    Yagmura mi ihtiyaç var?

    Kaldir sehadet parmagini,

    yagmurlari salsinn Allah.

    Sonra tut agacin yapragini,

    Köklerini çikarttirip yaninda yürütsün Allah.

    Yeterki sen iste,

    Sen iste yarasulallah

    Deki ben kimim?

    Daglar, taslar dile gelsin,

    Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,

    Ente Rasulullah desin.




    Sen vardin

    Bedir kârdi,

    Uhut dardi;

    Hendek yârdi;.

    Yigitlerin vardi.

    Ölmek için yarisan yigitler...
     



  4. Hele bir enesin vadi senin.

    Enes bin malik...

    Uhut ta öldügünü duyunca arkadaslarina,

    Niye burada oturuyorsunuz diye sormustu.

    Onlar da

    Allahin Rasulü öldürülmüs deyince

    Enes kükremimis:

    Peki o öldükten sonra yasayip da ne yapacaksiniz?

    Kalkin ve Onun gibi ölün! Demisti.

    Ve savasin en yogun oldugu yerde sehit düsmüstü.

    Hem de ne sehit ey nebi!

    Vücudu yaralardan taninmaz haldeydi.

    Kizkardesi ancak parmaklarindan tanidi onu...



    Musab Bin Umeyrin vardi senin.

    Uhutta sancagini tasiyan.

    Öyle bir askla sana bagliydi ki

    Allah o gün melekleri Musabin suretinde indirdi.



    Ebu hureyren vardi...

    Acikinca mescidin önünde durur sana bakardi.

    Sen anlardin,

    Ya Ebâhir gel! Derdin.





    Ve sen gittin...

    Bir gidisle gittin

    Ardinda hüznün kaldi.

    Hasretin kaldi göklerde.

    Bilal ezan okuyamaz oldu

    Ne zaman tesebbüs etse

    Muhammed rasulullah demeye

    Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.
     



  5. Sonra günler ay,

    Aylar yil oldu.

    Ve asirlar oldu

    Sensizlige açtik gözlerimizi.

    Ama sen birakmadin bizi.

    Sen varsin ey sehitlerin sultani

    Sen varsi!

    Bir sehit bile ölmezken

    Sana nasil yok deriz.

    Ebutalip sama giderken devesinin önüne geçip

    Beni burda kime birakip gidiyorsun demistin.

    Ne anam var ne babam...

    Ebutalip birakmamisti bu yüzden .





    Sensizlgin izdirabiyla inleyen ümmetini kime birakip gidiyorsun Ya Rasûlallah!

    Birakma bizi ki; Allah;

    Sen onlarin içindeyken onlara azab edecek degiliz buyuruyor.

    Birakma bizi!

    Hayati seninle ögretti Rahman.

    Kullugu seninle tanidik.

    Duayi senden ögrendik sevgili!

    Hz Ömer umre için senden izin isteyince,

    Kardeslik dedin ona,

    Kardescik, duanda bana da yer ayirirmisin?

    Bizler Ömer degiliz ama

    Bütün dualarimiz senin için



    Ey Rabbimiz!

    Rasulünü anisimizdan haberdar et!

    Ona binler salat, binler selam!

    Habibine Makam-i Mahmutu ver

    Ona vesileyi lutfet.

    Onu refik-i Âlâya yükselt

    Bizi de affet

    Onun hatrina affet

    Zatinin hatrina Affet.