Sen Olsaydın Ne Yapardın (Öğretmen)

'Eğlence' forumunda HazaN tarafından 14 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu


  1. Merhaba arkadaşlar yeni bir konu başlatmak istedim. Düşünürken aklıma böyle birşey geldi. Her hafta farklı bir olay ve meslek gurubunu buraya taşıyıp hep birlikte tartışalım diyorum. Bölümümüzün adı "Benim Yerimde Olsaydın"
    burda amaç seçilen meslek grubuyla alakalı olarak sizlerin düşünceleri, fikirleri ve sorunları nelerdir, bunları dile getirip paylaşmak ve tartışmak...
    İlk hafta olması nedeniyle biraz konuyu basit tutalım istedim. Şimdi ben başımdan geçen bir olayı paylaşayım sizlerle...
    "Bir arkadaşımın oğlu ilkokul 3. sınıfta okumakta, okulların kapanmasına 1 ay kadar bir süre kalmasına rağmen, öğretmen bu çocuğu tembel, çalışmıyor diye sınıfta bırakacağını ve o okulda öğretmen olarak kaldığı sürecede çocuğun okuldan mezun olmasına engel olacağını söylüyor. Arkadaşıma oğlun çok mu yaramaz dediğimde:
    _Bir bayrak istemiş çocuktan güzel boyayamadı diye oğlumu dövmüş, yani yaramazlıktan değil sadece öğretmen kendi başarısını yüksek tutmak için çocukların mükemmel olmasını istiyor olmayanlarada böyle davranıyor. Benim oğlum ilk değil daha önce pek çok velide bu tarz olaylarla karşılaştı... diye yanıt verdi!!
    Şimdi diyorum ki "Ben Öğretmen Olsaydım" bu çocuğu tembel yada çok çalışkan değil diye dışlamak yerine onun kapasitesini kabul eder fazlasını beklemezdim. Öğretmenlik sabır işi değil midir? Muhakkak bir anda 30-40 çocukla ilgilenmek zordur ama bir çocuk kolay öğrenemiyor diyede onun okul hayatıyla, psikolojisiyle oynamaz onu topluma kazandırmaya çalışırdım...
    sizinde başınıza gelen ve konuşup paylaşmak istediğiniz ve tartışmak tabiki bu tür sorunlarınız oldumu Öğretmenlerle ilgili ;)
     



  2. Bir ilkeye göre : Yeterli zaman ve uygun olanaklar sağlandığı taktirde her çocuk öğrenebilir.Burda öğretmenin yapması gereken çocuğa öğrenmesi için uygun ortamı sağlamaktır.
    Eğer ben öğretmen olsaydım ki -inşallah hazirandaki KPSS den sonra olacak- :oops::f196:öğrencilerden yüksek başarı beklemek tabi ki normal görülebilir.Ama herkesin mükemmel olmasını düşünmek anlamsız.Her birey birbirinden farklıdır , farklı özellikleri ve yetenekleri vardır.Kimisi bir paragraf yazıyı ona sadece okuduğunuzda yerleştirir hafızasına kimisine ise defalarca tekrar gerekir.

    Burda sorun çocuktan mükemmellik beklemektir.Ona uygun öğretme yöntemini belirlemek gerekirdi ;ben olsam bunu yapardım.

    Son söz: Bir görüş te der ki : '' Öğrenemeyen öğrenci yoktur ; öğretemeyen öğretmen vardır ''
     



  3. Sabırlı öğretmenle ilgili Dark arkadaşımızın eklediği videoyu buraya taşımak istiyorum. Güler misiniz, yoksa takdir mi edersiniz bu öğretmenimizi...
    Sabırlı Öğretmen

    Ayrıca bu yazıyı okuyan Öğretmen, öğrenci ve velilerinde kendi fikirlerini paylaşmalarını bekliyoruz. Sadece benim anlattığım konuya bağlı olarak değil tabiki sizlerde başınızdan geçen benzer olayları burada yazıp Ben olsaydım böyle yapardım diyebilirsiniz :f196:
     



  4. öğretmen bu çocuğu tembel, çalışmıyor diye sınıfta bırakacağını ve o okulda öğretmen olarak kaldığı sürecede çocuğun okuldan mezun olmasına engel olacağını söylüyor.

    Öncelikle bu konuya bir açıklama getirmek isterim bildiğim kadarıyla yeni yönetmelige göre ilk öğretimde öğrenciyi sınıfta bırakmak yada mezun etmemek diye bişey yok.

    Ben olsaydın ilk önce çocuğun gelişimi için aileyle işbirliği yapardım . çocuğa kızmak ve azarlamak yerine, olumlu davrandığında yüreklendirerek ve takdir ederek onun yalnış davranışlarını değiştirmesini sağlardım.Çocuk kendine değer verildiğini hissederse öğretmenini daha iyi dinler ve birşeyler için daha çok gayret eder diye düşünüyorum..
     



  5. Her çocuk için yapılabilecek mutlaka birşeyler vardır.Her öğrencinin herşeyi aynı anda öğrenmesi imkansız.Sınıfta kaç öğrenci varsa o kadar da kabiliyet var.Öğretmenin böyle bir şeye kesinlikle hakkı yok.

    Bu konuda her türlü hak veliden yana.Sınıfta bırakamayacağı gibi bunları söylemesi bile başlıbaşına suç.

    Buna benzer şeyler sürekli duyuyorum fakat daha birinci sınıf öğrenci annesi olarak ciddi sorunlar henüz yaşamadım.Fakat bizimde tek sorunumuz öğretmenimiz çok hırslı :(

    Evet kabul ediyorum eğitimi çok güzel .Hakkında çok iyi şeyler duydum buna güvenerek tercih ettik öğretmenimizi.Sadece 1 yıl bitmek üzereyken gözlemlediğimiz şu oldu;öğretmenimizin beşeri ilişkileri biraz zayıf :f196:bunun ne gibi zararı olabilir yaşayıp göreceğiz.....
     



  6. Öncelikle Tüm öğretmenlerimizi selamlıyorum.
    Öğretmenlik Kutsal bir meslek ve zor bir meslek ,Bir öğretmenin başarılı olabilmesi için Öncelikle insanları ,Vatanını sevmesi gerekiyor.
    Eğitim verdiği çocukların ileride bu vatana hizmet edecek kişiler olduğunun farkında olması gerekiyor,İnanıyorum Öğretmenlerimiz bu şekilde hareket ediyorlardır.
    Bizim zamanımızda Tembel öğrencileri en arka sıralara atarlardı en çalışkan öğrenci en ön sırada
    en arka sıradaki öğrenci zaten kopuk olan derslerden tamamen kopuyordu.
    Günüzümde de Bu türlü davranışların yapıldığını zaman zaman duyuyoruz.

    Tabiki her öğrencinin anlama ve kavrama kabiliyeti aynı değildir,her mesleğin zor bir yanı vardır derslerinde başarısız olan öğrencilerin,
    öğrenci velilerininde yardımıyla diğer öğrencilerin seviyesine gelmelerini sağlamak.
    Ben olsaydım böyle yapardım :f63:
     



  7. Sınıfta bırakma gibi bir hakkı olmadığı konusunda bende duyumlar aldım ama yinede bunları söylemesi bile o çocuğun psikolojisini yerle bir etmeye yetmez mi?
     



  8. Her çocukta her yetenek olacak diye düşünmek cahillikten başka birşey değildir. Eğer çocuk hemen hemen bütün derslerde başarısızsa onun başarısızlığının nedeni araştırılmalı,okul ve aile işbirliği içinde çözüm yolları aranmalıdır. Anladığım kadarıyla öğretmenin tavrı sadece bu çocuğa karşı değil ve diğer öğrencilerede benzer davranışlarda bulunmuş. Bu durumda iş okuldaki öğrencilere veya okul müdürüne düşmektedir. Okul müdürü öğretmenlerin öğrencilere davranışlarını yakından takip etmeli, öğretmenlerin öğrencilere karşı olumsuz davranışlarını gördüğünde uyarmalı, gerekirse cezalandırmalıdır. Çünkü iyi bir eğitmen hoş görülü, anlayışlı ve sabırlı olmalıdır.

    Sınıfta kalma konusu bildiğim kadarıyla öğrencinin devamsızlığı 20 günü aşarsa devamsızlıktan kalır.Derslerinin zayıflığından dolayı ise sene sonunda yetiştirme kursuna kalır ve bu kursun bitiminde bir üst sınafa geçer diye biliyorum.
     



  9. Sözlü iletişim veya konuşma diyelim,insanoğlunun günlük yaşantısında en çok kullandığı araçlardan biridir. Eğitimde yine başvurulan etkinliklerin çoğu da konuşmaya dayanmaktadır.
    Çocuğun okuldaki başarısızlığı öğretmenle sınırlı kalmamalı yani bir ölçüde öğretmen sorumlu tutulmamalı.Çocukların ilk eğitimcilerinin anne, babaları olduğu görüşünden yola çıkarak yetersiz olduğu konularda onlara daha çok iş düşüyor.Çocuklardaki öğrenme zorluklarının belirlenip, bunların üstesinden gelmelidirler.
    Gelelim öğretmenin tutumuna,kızımın eğitim döneminde şuana dek ciddi herhangi bir problemle karşılaşmadım.Ama öğretmenleri hakkında ufak tefek rahatsız olduğum konular da olmadı değil.İyi niyetle çözülmeyecek konu yoktur.Burada velilerin de tutumu çok önemli.Çünkü öğretmene karşı yaptıkları her davranış onların öğrenciye karşı olan tutumlarını etkiliyor görüşündeyim.
    Ama sabır ve özveriyle öğrencilerin başaramayacağı hiçbir şey olamaz..:f196:
     



  10. Kabul edilemez bir tutum. Üzülerek söylüyorum ki benzer olaylar yaşanılıyor okullarımızda… :(

    Öğrencileriyle dostça ve iş birliği içinde çalışma alışkanlığı kazanmış, alan bilgisi tam, öğrencisinin tabiatını ve ihtiyacını anlayan, genel eğitiminde ve bilimsel tavrında eksiği olmayan, saygılı, sevgi dolu, öğrenciler arasındaki bireysel ayrılıkları analiz edebilen, derslerinde çeşitli metot ve teknikleri kullanabilen öğretmenim ben… :f196:

    Not: Devam edecek!
     



  11. Konuyla ilgili farklı, güzel bir tutum bir başka öğretmenden:

    Öğrencilerini ders çalışmaya daha iyi motive etmek için akşamları evlerini ziyaret ediyor bir öğretmen… Kendisi ilk önce velilerle görüşüp, ziyaret için randevu alıyor. Akşam herhangi bir saatte öğrencilerinden habersiz evlerine gidiyor. “Derslerine bakmaya geldim.” diyerek çalışma odasındaki öğrencisiyle görüşme yapıyor. Ders çalışıp çalışmadıklarını kontrol ediyor. Verdiği ödevlere de bakıyor, öğrencilerinin derslerine takıldıkları yerde yardımcı oluyor. Öğrencisinin sorunlarını da dinliyor, velilerle de görüşüp, ayrılıyor.

    Öğrencileri derse ilgiyi amaçlayan böyle bir uygulama, farklı bir ortamda öğrenciye kendi kendine ders çalışma alışkanlığını kazandırdığı gibi öğretmen korkusu sevgiye dönüşüyor. Başarı da kendiliğinden geliyor zaten…

    Bu sıcak ziyaret, farklı insanların başkalıklarını da kaldırıyor, kaynaştırıyor. Mutlu oluyor öğretmen… Öğrenci ve ailesinin o farklı duygularını bir yaşayın duygu dünyanızda! :f196:
     



  12. ama be nöbetçi öğretmen olsaydın ne yapardın diye yazmıştım yaaaaaaaaaaaaaa :((((((((((((((((((((((