Şehitlerle İlgili Yazılar

'Masallar ve Hikayeler' forumunda By RiZeLi tarafından 16 Haziran 2010 tarihinde açılan konu


  1. Şehitlerle İlgili Yazılar
    Şehit Yazıları
    Şehitten Yazılar



    Şehidin anası cekmesin acı Derdi varsa bulunmalı ilacı Şehidin anası olur baş tacı Şehit anasına evlat olmalı…

    Nasıl öldü dedim nasıl ben ona, Mehmet’ler ölmez, Şehitler ölmez. Öldü denilmezmiş şehit olana Mehmet’ler ölmez, Şehitler ölmez.

    Yetmiş milyon gül dalı…Bu yurt Türk’ün öz malı, Yine Türk’ün kalmalı,Diyen yiğit dilleriyiz

    Senin kanınla yoğuruldu bu kutsal topraklar Senin kanınla yeşerdi nefes aldığımız bu ağaçlar gözün arkada kalmasın, ey şehidim!

    Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım Hadi yavrum hadi git ya gazi ol ya şehit


    1972 doğumluyum...

    Şehidim, 1992''den beri....

    Komando er olarak Diyarbakır''in Kulp ilçesinde görev yapıyordum.

    Devriyeden dönüyorduk.

    Ansızın üzerimize el bombaları fırlattılar; kurşun yağdırdılar. Karşılık verdik...

    Teröristler kaçtılar...

    Baktım ki teğmenim yaralanmış..

    Gittim onu kucağıma aldım ve askeri cipe doğru götürmeye başladım.

    Ansızın dünyam karardı...

    Bir kurşun, kafamin sağından girip solundan çıktı...

    Kucağımda teğmenim, yola devrildim...

    Kanım toprağa yayıldı...

    Ben ne suç işledim?

    Ben Şükrü Eraslan...

    Tokat'ın Reşadiye ilçesine bağlı Büsürüm Beldesi'ndenim...

    Ailem ve akrabalarım düğün dernek ederek yolladılar beni askere...

    Milletim ve vatanım için...

    Diyarbakır'ın kırsalında bir suikast silahı ile beynimi parçaladılar...

    Soruyorum şimdi size: Suçum neydi benim?

    Soruyorum Başbakanıma, dışişleri bakanıma:

    Ben şehit miyim, hain miyim?

    Ben şehit isem beni vuranlar neci?

    Millet de sorsun bunu …

    Güneydoğu'da yolu kesilen, pusuya düşürülen, saldırıya uğrayan ve bu nedenle can veren askerler suçlu mudur?

    Onlar, oralara gidip bu ülke uğruna canlarini vermekle hainlik mi etmişlerdir?

    Sakın, bu nasıl soru demeyin...

    Bakın iki günde beş arkadaşımı daha vurdular...

    Vuranlar mı doğru vurulanlar mı?

    Cevabını başbakanımız versin...

    Çünkü, bizi hatırlayan yok...

    Bütün övgüler, bütün televizyonlar, bütün gazeteler çetecilere...

    Öyle değil mi ey halkım, öyle değil mi?

    Bize vuranlara devlet töreni düzenleniyor…

    Ben Şükrü Eraslan...

    Büsürüm Beldesi''nden...

    Taşı sıksam suyunu çıkartırdım.

    Bu vatan uğruna bin canım olsa binini de verirdim...

    Çünkü, biliyordum ki ölürsem şehit olacağım...

    Gel gör ki şimdi şaşkınım...

    Çünkü, beni Kanas tüfeğiyle vurduranlar; devletimizi yönetenler tarafından neredeyse törenle kabul ediliyorlar...

    Bütün övgüler onlara...

    Suikastçinin akıl hocalarının siyasi hakkı, kültürel hakkı...

    Soruyorum başbakanıma:

    Ya benim yaşama hakkım...

    Bundan büyük hak olur mu?

    Neden kimse onu savunmaz?

    Neredesin komutanim?

    Ben Şükrü Eraslan! Komando er...

    Tokatlı...

    Isparta'da eğitimde iken bana ne demiştin komutanım?

    Siz bu milletin göz bebeğisiniz.

    Ölürseniz şehit, yaşarsanız gazi olacaksınız....

    Öyle mi komutanim?

    Beni vuranlara, şimdi en üst yöneticiler gülücükler yolluyor...

    Kanas silahını kullanan, neredeyse kahraman ilan edilecek...

    Herkes onların kültürel haklarının peşinde...

    Benim yaşama hakkımı düşünen bile yok.

    Neden bizi kandırdınız kumandanim?

    Ve neredesiniz?

    Resmim size yadigar

    Ben Tokatlı komando er Şükrü Eraslan!

    Bir nisan günü Kulp'ta, pusuda kaldım...

    Şu an o kurşun yarasından daha derin bir yaram var.

    Kendimi fena halde aldatılmış hissediyorum.

    Binlerce arkadaşım adına...

    Kanı ile yeri sulayan; arkasından ağıtlar yakılan

    Türk bayrağına sarılı tabutları ile giden arkadaşlarım adına...

    Diyorum ki resmime bakın, bir karar verin:

    Ben Şehit miyim, hain miyim?.