Şehitler Günü Oratoryosu

'Önemli Gün ve Haftalar' forumunda Yasemin tarafından 12 Mart 2013 tarihinde açılan konu


  1. Şehitler Günü Oratoryosu Programı




    18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ VE ŞEHİTLERI ANMA GÜNÜ ORATORYO PROGRAMI

    Kötü bir gün geldi
    Susuverdi mehter, susuverdi davullar
    Susuverdi Türk'ün susmaz hürriyeti

    Bozuluverdi dirlik ve düzen
    Bozuluverdi birlik
    Gölgemize sığınmış uluslar ters döndü

    Dayandı vatanın bağrına hançer ve ağlıyordu Türk,
    Ağlıyordu kader

    Yıldırım olduk, yağdık düşman mevzilerine,
    Teslim etmedik canım toprakları düşman eline

    Bir yanda Yemen, bir yanda Tuna'm,
    Bir yanda Akdeniz, bir yanda Karadeniz,bir yanda Çanakkale'm
    Bir yanda ben oy! Bir yanda Suna'm oy!


    YEMEN TÜRKÜSÜ

    Havada bulut yok
    Bu ne dumandır
    Mahlede ölen yok
    Bu ne figandır
    Şu yemen elleri
    Ne de yamandır

    Alu yemendir
    Gülü çemendir
    Giden gelmiyor
    Acep nedendir

    Burası huştur
    Yolu yokuştur
    Giden gelmiyor
    Acep ne iştir

    Kışlanın önünde
    Redif sesi var
    Bakın çantasında
    Acep nesi var
    Bir çift kundurayla
    Bir de fesi var

    Bir ayağım Balkanlarda kaldı, bir kolum Trablusgarp'ta
    Arap çöllerinde gördüm kalleşliği
    Çanakkale dedim son gücümle
    ..ÇANAKKALE

    ..Kalk yiğitim, yine dağ başını duman aldı...
    Parçalandı bir kıtanın toprakları,
    Aslan payını aslan olmayan aldı...
    Kalk yiğitim, yine dağ başını duman aldı.

    ..Ege'den,Marmara'dan zeybekler ve efeler
    ..Ankara'dan seymenler
    ..Erzurum'dan dadaşlar,
    ..Halep'ten Kosova'ya balabanlar
    .Kınalı kuzular Osmanlı'nın dört bir yerinden akın etmişlerdi Çanakkale'ye
    GÖNÜLLÜ


    Ateş çevresinde uçuşan pervaneler gibiydiler
    Uğradılar ceylanlar gibi yağlı kurşunlara
    Sivaslı,Malatyalı anaların çocuklarıydılar
    Onlar ki bütün ANADOLUYDULAR

    ..Her beş evden bir yiğit destanlaştı Çanakkale'de. Onbinlerce şehidin kim bilir kaç tanesini sırasını,kitap ve defterini; lisesini, fakültesini bırakıp cepheye koşmuştu.
    ...YÜREKLERDEN FIGAN KOPMUŞTU!


    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,

    Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

    Ne hayasızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı!
    Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"

    Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvam-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.

    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk;
    Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk.

    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela...
    Hani, taûna de züldür bu rezil istila!

    Öteden saikalar parçalıyor afakı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;

    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
    O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaz-ı beşer...

    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
    Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

    Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar

    Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.

    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhidi...
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.

    "Bu, taşındır" diyerek Kabeyi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

    Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,
    Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber.


    . Çanakkale bir ölüm kalım savaşıydı. Ülkenin her köşesinden, dağ başlarından, köylerden kopup gelen çocuk yaşta gençlerin ana kuzularının aslana dönüştüğü yerin adıydı Çanakkale. Her kınalı kuzu bir kahramandı, bir destandı. Yozgatlı Hasan da bunlardan biriydi. Annesi saçlarını kınalayıp göndermişti cepheye.

    .Haydi yavrum, köyüne, nişanlına veda et. Sabanını, tarlanı, her şeyini feda et. Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım. Haydi oğul, haydi git! Ya gazi ol ya şehit

    Kumandanı Hasan'ın saçlarını kınalı görünce yanına çağırır ve sorar:

    .Oğlum bir erkek saçlarını hiç kınalar mı?
    ..Hasan bir cevap veremez çünkü sebebini kendi de bilmez. Hemen bir arkadaşına annesine göndermek için mektup yazdırır.

    Anacığım, kardeşlerimi askere gönderirken bşına kına yakma. Zabit efendi bana sordu cevap veremedim. Kardeşlerim de cevap veremeyip mahcup olmasınlar.

    ..Mektubu alan annesi, ana yüreğinin sıcaklığını yansıtan bir mektup yollar oğluna.

    ..Ey oğlum,gözümün nuru Hasan'ım. Köyümüzde rahat rahar oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor. Allah bu vatan için seni yaşattı. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor. Zabit efendiye söyle .Biz kurbanlık koçları kınalar öyle kurban ederiz . Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa ben de senin saçını öyle kınaladım. Sen dört kardeşin arasında kurbansın. Sen Ismail'sin. Sen orada şehit olacaksın inşallah.

    Hasan cephede şehit olur. Arkadaşları cebinde mektubu bulurlar. Komutanına kınanın sebebini söylememiştir ama not düşmüştür mektubun sonuna.


    Anam yakmış kınayı aday diye
    Ben de vatan için kurban doğmuşum
    Anamdan Allah'a son bir hediye
    Komutanım! Ben Ismail doğmuşum.

    Çanakkale içinde aynalı çarşı, ana ben gidiyom düşmana karşı.. hangi ana yanık ciğerinden gelen son nefesle bu türküyü tamamlamaz ki. Hangi ana vatan için, namus için, bayrak için kurban seçip kınaladığı körpe yavrusunu hatırlamaz ki. Hangi ana dualarla tekbirlerle haydi oğul , ben seni bugün için doğurdum. Damarındaki kanı helal sütle yoğurdum. Haydi oğul haydi git! Ya gazi ol, ya şehit! diyerek geçit vermez dağları aşırıp düğüne gönderir gibi cepheye gönderdiği yiğidini hatırlamaz ki.

    HAYDI OĞUL HAYDI GIT! YA GAZI OL YA ŞEHIT!



    Eledim Eledim Höllük Eledim,
    Aynalı Beşikte Canan Bebek Beledim.
    Büyüttüm Besledim Asker Eyledim,
    Gitti De Gelmedi Canan Buna Ne Çare,
    Yandı Ciğerim De Canan Buna Ne Çare.

    Bir Güzel Simadır Aklımı Alan,
    Aşkın Sevdasını Canan Sineme Saran.
    Bizi Kınamasın Ehl-i Dil Olan.
    Gitti De Gelmedi Canan Buna Ne Çare,
    Yandı Ciğerim De Canan Buna Ne Çare.

    .Cepheden haberler gelir baba ocaklarına. Bu haber kara haberdir ana yüreğine. Bu haberler düğün haberidir vatansevere.

    Vatan sağ olsun bu uğurda akan kan sağ olsun,
    Gam etme yüreğine anam, can sağ olsun.

    Ey Çanakkale, ey şehit şehir
    Sende yağmurlar ne güzeldir
    Sende yağmurlar bir başkadır.
    Hüzün hüzün, sessiz sessiz yağan yağmur
    Şehit oğullarına ağlayamayan
    Şehit analarının gözyaşlarıdır


    Şehitler tepesi boş değil
    Biri var bekliyor.
    Ve bir göğüs nefes olmak için
    Rüzgar bekliyor!!!
    Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
    Yattığı toprak belli
    Tuttuğu bayrak belli
    Kim demiş Meçhul Asker diye
    Destanını yapmış kasideye kanmış
    Bel el iki ahretten uzanmış
    Edeple gelir birer birer
    Öpsün diye faniler
    Öpelim temizse dudaklarımız
    Fakat basmasın toprağına
    Temiz değilse ayaklarımız

    Rüzgarını kesmesin gövdeler
    Sesinden yüksek çıkmasın
    Nutuklar, kasideler
    Geri gitsin alkışlar geri
    Geri gitsin ellerin
    Yapma çiçekleri
    Ona oğullardan analardan
    Dilekler yeter
    Yazın sarı, kışın beyaz
    Çiçekler yeter
    Söyledi söyleyenler demin
    Gel, süngülü yiğit alkışlasınlar
    Şimdi sen söyle, söz senin
    Şehitler Tepesi boş değil
    Toprağını kahramanlar bekliyor
    Ve bir bayrak dalgalanmak için
    Rüzgar bekliyor
    Destanı öksüz, sükutu derin
    Meçhul Askerin
    Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
    Yattığı toprak belli
    Tuttuğu bayrak belli
    Kim demiş Meçhul Asker diye

    Geride dillere destan olmuş bir mücadele , asırlarca yankılanacak ve şairin dizelerinde kanla yazılmış bir destan kaldı
    .BU VATAN KIMIN?
    . Bu vatan, toprağın kara bağrında
    Sıradağlar gibi duranlarındır;
    Bir tarih boyunca, onun uğrunda
    Kendini tarihe verenlerindir.

    ..BU VATAN KIMIN?
    Ardına bakmadan yollara düşen,
    Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
    Huduttan hududa yol bulup koşan,
    Cepheden cepheyi soranlarındır...

    BU VATAN KIMIN?
    .. Ileri atılıp sellercesine,
    Göğsünden vurulup tam ercesine,
    Bir gül bahçesine girercesine,
    Şu kara toprağa girenlerindir...

    ..Şehitler Allah'tan şunu istediler: Ya Rabbi, bizi dünyaya tekrar gönder ve senin uğrunda bir kere daha şehit olalım.

    .. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    Şüheda fışkıracak ,toprağı sıksan, şüheda.
    Canı,cananı, bütün varımı alsında Hüda.
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
    ..Bastığın yerleri toprak diyerek geçme ,tanı!
    Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehit oğlusun,incitme yazıktır atanı.
    Verme , dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

    ....Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal;
    Ebediyyen sana yok ırkıma yok izmihlal.
    HAKKIDIR HÜR YAŞAMIŞ BAYRAĞIMIN HÜRRIYET,
    HAKKIDIR HAKK'A TAPAN MILLETIMIN ISTIKLAL

    Nice hürriyet sevdalısı vatan için seve seve şehit oldu ve türküler yakıldı Çanakkale üstüne;Türk'ün zaferi onurlu bir ezgi oldu ulusun dudaklarında
    ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ



    Çanakkale içinde vurdular beni
    Ölmeden mezara koydular beni
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale içinde aynalı çarşı
    Ana ben gidiyom düşmana karşı
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale içinde bir uzun selvi
    Kimimiz nişanlı kimimiz evli
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale içinde bir kırık testi
    Analar babalar ümüdü kesti
    Of gençliğim eyvah