Şefaate Nail Olacaklar Kimlerdir?

'Ayetler ve Hadisler' forumunda Semerkand tarafından 18 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu


  1. Şefaate Nail Olacaklar Kimlerdir?

    Şefaat, Allah-u Zülcelal’in insanlara olan ni’met ve rahmetlerinden biridir. Abdullah b. Ömer (R.A) şöyle anlatır: Tebük Savaşı senesi idi. Bir gece Resulullah (S.A.V) kalktı, namaza durdu. Ashap toplanmışlar bekliyorlardı. Namazı kıldıktan sonra onlara döndü ve şunları konuştu: “Bu gece bana -benden önce hiçbir Peygambere verilmeyen- beş şey verildi:

    Benden önce her peygamber belli bir kavme gönderildi. Ben ise bütün insanlara gönderildim.
    Allah düşmanlanımızın kalbine korku saldı. Bir aylık mesafede de olsalar bizden korkarlar.
    Düşmandan alınan ganimetler bize helal kılındı. Benden önce gelen milletler ganimeti yemekten çekinirler, düşmandan aldıkları ganimetleri toplar yakarlardı.
    Bütün yeryüzü bana mescit ve temiz kılındı. Namaz vakti nerede gelirse, su bulamazsam yeryüzünden teyemmüm eder, orada namazı kılarım. Benden öncekiler bundan çekinirlerdi. İbadetlerini sadece havralarda ve kiliselerde yaparlardı.
    Beşincisi nedir biliyor musunuz? Her peygamber -dünyada- istedi. (Allah da istediklerini verdi) Ben ise isteğimi kıyamet gününe bıraktım. O da size ve kelime-i şehadet getiren herkese şefaatimdir.” (Tirmizi, İbn Mace)
    Ebu Akil oğlu Abdurrahman (R.A) şöyle anlatmıştır: “Bir heyetle Resulullah (S.A.V)'a gitmek üzere çıktım. Kapısına varınca develerimizi çökerttik. Hz. Peygamber (S.A.V)'in yanına girerken dünyada en sevmediğimiz kimse o idi. Fakat yanından çıkarken (İslamla şereflendikten sonra) yanına gelenlerin içinde onu en çok seven biz olmuştuk. Bir ara bizden biri:

    “Ya Resulallah! Rabb'inden Süleyman Peygamberin saltanatı gibi bir saltanat istemedin mi?” deyince güldü, daha sonra: “Umarım ki Peygamberinize verilen Allah katında Süleyman Peygamber'in saltanatından daha üstündür. Allah gönderdiği her peygamberin duasını kabul etti. Onlardan bir kısmı dünyada dua etti, istediği verildi. Bazıları iman etmeyen asi kavmine beddua etti, helak oldular, Allah benim de dileğimi kabul etti, ben ahirete bıraktım, Kıyamet günü Rabb'im katında ümmetime şefaat edeceğim” (Taberani, Bezzar)

    Enes (R.A)’den rivayetle Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurdu:

    “Kıyamet gününde Sırat Köprüsü'nün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. O sırada İsa (A.S) gelerek: “Ya Muhammed! İşte bütün peygamberler sana ricaya geldiler. Allah'ın ümmetleri -amellerine göre- ayırıp dilediği yere göndermesini, onların mahşerin öldürücü sıkıntısından kurtarmasını istiyorlar.” der. O gün insanlar gırtlaklarına kadar tere gömülürler. Mü'minlere serin bir hava olurken kafirleri tamamen öldürücü sıkıntılar kaplar. Hz. İsa'ya: “Ya İsa! Ben gelinceye kadar bekle!” der giderim. Arşı Alâ'nın altına varınca hiç bir meleğin ve hiçbir peygamberin görmediği şeylerle karşılaşırım. O sırada Allah Cebrail'e vahy ederek (emir vererek): “Git Muhammed'e: Başını secdeden kaldır. Dilediğini iste. İstediklerine şefaât et. Şefaatın kabul olunacaktır.” de buyurur. O zaman ümmetime şefaat ederim. Önce -şefaate hak kazananlardan- her doksan dokuz kişiden bir kişiyi kurtarırım. Rabb'ime yalvarmaya devam ederim. Hatta Rabb'im bana: “Ümmetinden bir gün dahi gönülden “Lâ ilâhe illallah” deyip o imanla ölenleri dahi şefaatinle cennete koy!” deyinceye kadar yerimden kalkmam. (Ahmed b. Hanbel)