Sapanlar ve saptıranlar

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda Aderito tarafından 5 Ocak 2013 tarihinde açılan konu


  1. Sapanlar ve saptıranlar bilgi

    Efendimiz s.a.v.’in nübüvvet nuruyla görerek ümmetini yüzyıllar öncesinden uyardığı büyük tehlike ne yazık ki günümüzde fiilen yaşanmaya başlamış bulunuyor. Ne buyurmuştu Efendimiz:

    “Yüce Allah, ilmi, insanlardan söküp almak suretiyle kabzetmez. Ancak alimleri almak suretiyle ilmi kabzeder. Alim kalmayınca da insanlar cahilleri rehber kabul eder ve (meseleler) onlara sorulur. Onlar da bilgisizce fetva verir; hem kendileri sapar, hem de halkı saptırırlar.” (Buharî, Müslim, Tirmizî, İbn Mâce, Ahmed b. Hanbel…)

    Hadis metninde açıklanmayan, ancak satır aralarından anlaşılan bir husus var: Halk tarafından rehber kabul edilen cahillerin, kendilerini rehber kabul eden halktan farklı bir özelliği olmalıdır. Yoksa belli kimselerin rehber kabul edilmesinin bir anlamı olmazdı. Burada anılan kimseler acaba hangi özellikleriyle “cahil” sayılmış ve hangi özellikleriyle halk tarafından rehber kabul edilmiş olabilir?

    Bu sorunun cevabı -Allahu a’lem- şudur: Bunlar, din ve dinî ilimler konusunda yeterli birikim ve vukufiyeti olmayan kimselerdir. Bununla birlikte halk tarafından rehber kabul edilmeye yetecek bir özellikleri vardır. İşte o özellik, dini çağın değerlerine uydurmadaki yetenek ve başarıları olmalıdır. Günümüz fetvacılarına ve verdikleri “ibretâmiz ” fetvalara bakıldığında bu husus bariz bir şekilde fark ediliyor.

    Şimdi artık fetva verilirken delilin kuvvetine bakılmıyor. Kimse söylediklerinin Kur’an’a , Sünnet’e, İcma’a ve Kıyas’a, dolayısıyla Allah Tealâ’nın rızasına uygun olup olmadığını dikkate almıyor, araştırmıyor. Dikkate alınan tek bir husus var: Çağdaş değer yargılarıyla çelişmemek…

    Kadın imam, tavuktan kurban ve saire…

    Kadının imamlığı meselesindeki dinî hükmün, modern/ seküler dünyanın temel ilkelerinden biri olan “kadın-erkek eşitliği” ile bağdaşmadığı gerekçesiyle “topa tutulması”, zikredilebilecek örneklerden biridir.

    Dikkat edilecek olursa, bazı modern fetvacılar tarafından bu meselede verilen fetvanın tek bir dayanağı vardır: Kadın-erkek eşitliği! Bunun dışında zikredilenler “dolgu malzemesi” olmaktan öte özelliği bulunmayan şeylerdir.

    Bir diğer modern fetvada da aynı durumu görüyoruz: Tavuktan kurban! Kurban ibadetini “kan akıtmak”tan ibaret gören ve bir ibadetin edası ve sıhhati için hangi şartlar gerektiği konusu ile ilgilenmeyen anlayış için elbette tavuktan kurban olur. Ancak bu “kurban” makbul olur mu? Doğrusu modern fetvacı için bu nokta çok da önemli değildir. Zira o, bu çıkışıyla dinin modernizasyonu yolunda bir adım daha atmış, bir ibadeti daha “tartışılabilir” kategorisine sokmayı başarmıştır.

    Bir başkası kadının özel hallerinde namaz kılıp oruç tutabileceğini ya da namazda Kur’an yerine Türkçe meal okunabileceğini, hatta bunların birer “hak” olduğunu söyleyerek reytinglere tavan yaptırmıştır. Öyle ya, kimin haddine düşmüş modern insanı bir ibadeti yapma hak ve özgürlüğünden men etmek ?!..