Sanat Akımları Nelerdir

Konusu 'Ders notları' forumundadır ve HazaN tarafından 29 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. HazaN Admin

    Sanat akımları hakkında bilgi, Sanat akımlarının isimleri, sanat akımlarının özellikleri, sanat akımları ve özellikleri

    KLASİZM

    Edebiyatta eski Yunan ve Roma sanatını temel alan tarihselci yaklaşım
    ve estetik tutumdur. Yeniden doğuş diye adlandırılan Rönesans döneminde gelişmiştir.
    Bu akamın izleri bir önceki dönemde Rebelais ve Montaigne de hatta Aristoteles'tedir.
    Klasizmin temel öğeleri kendi içinde soyluluk akılcılık uyum açıklık sınırlılık
    evrensellik idealizm denge ölçülülük güzellik görkemliliktir. Yani bir
    eserin klasik sayılabilmesi için bu özellikleri barındırması gerekmektedir.
    Kısaca klasik bir eser bir üslubun en yetkin ve en uyumlu ifadesini bulduğu
    eserdir. Klasizm temellerini Rönesans aristokrasisinden alır. Klasizm bir bakıma
    aristokrasinin akımıdır.

    ROMANTİZM

    18. yüzyılın sonunda ortaya çıkan ve 19. yüzyılın ortalarına kadar
    uzanan akımdır. Kendisinden önceki klasizme bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.
    Önce bir ön-romantizm dönemi denilen gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmelerin
    en önemlisi halkın beğenisinin klasizmin görkemli katı soylu idealize edilmiş
    ve yüce anlatım biçiminden daha yalın ve içten ve doğal anlatım biçimlerine
    kaymış olmasıydı. Romantizm klasizmin düzenlilik uyumluluk dengelilik akılcılık
    ve idealleştirme gibi özelliklerine bir başkaldırı niteliğindedir. Romantizm
    doğduğu çağın akılcılığı ve maddeciliğine tepki olarak bireye öznelliğe akıl
    dışılığa düş gücüne kişiselliğe kendiliğindenciliğe ve aşkınlığa yani sınırları
    zorlayıp geçmeye önem verir. Tarihsel olarak bu dönemde gelişen orta soylu sınıfın
    yani burjuvazinin duygu düşünce ve yaşam tarzını ön plana çıkarır. Zaten Fransız
    devrimini hazırlayan görüşlerle aynı temellere sahiptir.

    Soyluların zarif sanat biçimlerini yapay ve aşırı incelikli bulan bu yeni sınıf
    duygusal açıdan kendisine yakın hissettiği daha gerçekçi sanat biçimlerinden
    yanaydı. Böylece romantizm gelişme ve yaygılaşma şansı buldu. Farklı türlerin
    yan yana olduğunu görüyoruz bu dönemde. Güzel-çirkiniyi-kötü gibi.. umutlu
    ileriye dönük bir yaklaşım söz konusu olmuştur. Bilimin etkisi yer yer tarzda
    etkili olmuştur. İnsanlar arasındaki eşitsizliğin temel sebepleri incelenmiştir.
    Ulusalcılığın benimsendiği bir akımdır. Bu dönemde eleştirmenler tiyatro yaşantısından
    uzak estetik kaygılara sahiptir. Klasik sanatla romantizm kıyaslandığında iki
    akım ve dönem arasındaki farkı daha iyi anlayabiliyoruz. Klasik sanat 17. ve
    18. yüzyıllarda egemen olmuş bir sanattır. Tiyatronun yararlı ve zevkli olması
    ilkesi vardır. Anlatım incelikli ve sanatsal olmalıdır. Klasikler Shakespeare’i
    üstün bir deha olarak takdir edip değerlendirirken eleştirel bir tutumda da
    bulunmuşlardır. Shakaespeare’in üç birilik kuralına uymazlığıbilgisizliğimantık
    hataları yaptığı ve edebeahlaka çok bağlı kalmadığı düşünülerek eleştirilmiştir.
    Klasikçiler doğayı mantıklı bir düzen olarak görürler ona akılcı yöntemlerle
    yaklaşırlar. Romantikler doğanın gizemli bir özü organik bir biçimi olduğuna
    inanırlar ve ülküsel olana doğru evrimleştiğini iddia ederler. Romantikler bu
    öze akıla değilesin yoluyla ulaşacaklarına inanırlar. Dolaylı anlatım yolunu
    benimsemişlerdir. Klasik düşüncede sanatın tipik ve evrensel gerçeği yansıttığı
    romantikteyse asal ve tanrısal gerçeği yansıttığı söylenir.

    Klasik sanat nesnel bakarkenromantik sanat öznel bakar. Klasikte inandırıcılık
    önemliyken romantikte illüzyon yani yanılsama söz konusudur. Klasik sanat akla
    sağ duyuya yönelmekteyken romantik sanat duygular bu duyguların verdiği coşkulara
    yönelmektedir. Klasik sanat akılcıahlakçıeğitici iken romantik sanatta bütünle
    uzlaşma aklın yalnız yeterli olamayacağı hakimdir. Romantizmde tiyatro seyircisi
    duygulanmalıdır. Duygulanmaacı çekme seyirciye zevk verir ilkesi hakimdir.
    Klasiklerin yanı sıra romantik yazarlar Shakespeare ‘e hayrandırlar. Romantik
    akım birey vicdanına ışık tutmuş insanı uygarlaştırmıştır. Biçimsel kısıtlamaları
    aşma ve düş gücüne özgürlük verir.

    Ülkemizde Namık Kemal ‘in Celalleddin Harzemşah adlı oyunu ilk romantik tiyatro
    oyunumuzdur. Romantizmin en önemli habercisi Fransız filozof ve yazar Jean Jacques
    Rousseau'dur. Ama İngiliz yazarlar William Wordsworth ve Samuel Taylor Coleridge'nin
    1790 yılında birlikte yayınladığı Lirik Balatlar adlı eser romantizmin bildirgesi
    sayılır. Yine İngiltere'de William Blake Almanya'da Friedrich Hölderlin Johann
    Wolfgang von Goethe Jea Paul Novalis Fransa'da Chateaubriand ve Madame de
    Stael ilk romantizm temsilcileridir. Victor Hugo Alphonse de Lamartine Alfred
    de Vigny Nodier Soumet Deschamp Alfred de Musset büyük romantik yazarlardır.

    REALİZM:

    Resim ve heykel sanatlarındagünlük yaşamı ve sorunlarını olduğu gibi ve ayrıntılarıyla
    biçimlemeyi amaçlayan anlayıştır. Bu akımı en iyi şekilde tanımlayan ressam
    Gustave Courbet “Ben hiç melek resmi yapmadımçünkü hiç melek görmedim.” demiştir.
    Gerçekçilik 19. yy.’ın ikinci yarısında çıkmış olan popüler tiyatro ve romantik
    tiyatroya karşı bir akımdır. Nasıl ki romantizm klasizme bir başkaldırı niteliğinde
    ise gerçekçilik yani realizm ise hem klasizme hem de romantizme bir başkaldırıdır.
    Romantizmin dramatik biçimlerekalıplara karşı olan tutumu elbette realizmin
    yolunu açmıştır Bu akım 19 yy. Avrupası’nda görülen toplumsalekonomik değişimlerden
    oldukça etkilenmiştir Amaç sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığından
    kurtarmak çağdaş eserler üretmek ve konularını öncelikle yüksek sınıflar ve
    temalarla ilgili değil toplumsal sınıflar ve temalar arasından seçmekti. Realizmin
    amacı günlük yaşamın önyargısız bilimsel bir tutumla incelenmesi ve bir bilim
    adamının klinik bulgularına benzer nesnel bir bakış açısıyla ortaya konmasıdır
    . Fizik kuralları artık hakimdir. Örneğin Darwin’in türlerin kökeniinsan evrimi
    doğal seleksiyom yazarların esin konusu olmuştur. Fizyoloji’de Claude Bernard
    psikoloji’de Sigmund Freud isim yapmıştır. Tiyatro yazarları arasında İbsen
    Hauptmann George Bernard Shaw ve Çehov’u sayabiliriz. Realizmde dramatik olan
    insanın yaşamını sürdürebilmesi için verdiği savaştır. İnsan varlığını sürdürmek
    ve onurunu korumak için çetin bir savaş vermek zorundadır ve ne kadar gözü pek
    olursa olsun o savaşa yenik düşecektir.

    Realizmle romantizmde var olan yaşamdan kopukluktoplumsal sorunlara ilgisizlik
    hastalıklı duygusallıkyapaylığa karşı çıkılıp;toplumsal sorunlara özellikle
    eğilerek çağdaş tiyatronun temelleri atılmıştır. . Endüstrileşmenin ve güçlenen
    kapitalizmin sonuçlarıyla beslenmiştir. Bu dönemde köyden kente göç sendika
    işçi hakları yoksulluk vb. gibi insana dair toplumsal sorunlar varken romantizmin
    deyim uygunsa suyu çıkmıştır. İdealist felsefeden materyalist felsefeye geçilmiştir
    artık. Romantizm düşsel olanıgerçekçilik ise somut olanı tüm gerçekçiliğiyle
    göstermektedir. Ayrıca bu gerçekleri gösterirken realistler tüm acılığıyla çirkinliğiyle
    göstermekten hiç çekinmemişleridir. Gerçekçilikte kolay çözümlemelerden kaçınılır
    ve bir durum her yönü ile tartışılır. Tiyatro yazarlarının seyircisinden beklentisi
    oyundan gerçekmiş gibi etkilenmesi bunu yaparken de bir oyun izlediğinin bilincine
    varmasıdır. Sahnede illüzyon önemli bir yer taşımaktadır. Seyirci gördüklerine
    inanmazsa olayı bilimsel olarak alamaz.

    Bu dönemin kendi uygulamalarıyla gerçekçi tiyatronun kuramını yaratan Sranislavsky
    her şeyden önce yapay oyunculuğatiyatrosallığa dış kalıpların ezberlenerek
    yinelenmesine karşıdır. Modern tiyatro bize ne kazandırmalıdır? Stanislavsky’e
    göre yaşamın yalnızca yansıması verilmemeli;korkunçgizli bir gerilim içinde
    yaşamda var olan her şey yansıtmalı;sanki günlük yaşammışçasına yalın ama gerçekte
    tüm coşkuların soyutlaştırıldığı ve canlı tutulduğu kesin ışıklı imgelerle
    canlandırılmalıdır. Bilinçaltı yaratıcılığını harekete geçirmek için sihirli
    eğer formülü geliştirmiştir. Çok önemli olan bir nokta var ki “ deneme yanılma
    yöntemi ile geliştirilen bu sihirli eğer çalışmasında oyuncu kendi iç gerçeği
    ile dış hareket arasındaki bağıntıyı önce kendinde inceliyor sonra canlandırdığı
    oyun kişisinde görmeye çalışır.” Çalışmalar sırasında akıl uyanık! Sıradan günlük
    bir olayı sahnede yapmak: Othello’nun kendini öldürdüğü hançerin kartondan olması
    önemli değil;kendisini öldürmeye iten duyguları haklı gösterebilmesi önemlidir.
    İçten dışa aksiyon söz konusudur. İnanç gerçeklikten ayrılamaz.

    Bu akımın iki güçlü temsilcisi Gustave Flaubert'in Madame Bovary adlı romanı
    ile Emile Zola'nın Nana adlı romanında cinsellik ve şiddet edebi bir mikroskop
    altında incelenerek olanca çıplaklığıyla ortaya konulmuştur. Realizm felsefesinin
    altında güçlü bir felsefi belirlenimcilik yatar. Fransız edebiyatında Flaubert
    Zola'nın yanısıra Honore de Balzac Stendhal Rusya'da Lev Tolstoy İvan Turgenyev
    Fyodor Dostoyevski İngiltere'de Charles Dickens ve Anthony Trollope Amerika'da
    Theodore Dreiser İrlanda'da James Joyce realizmin önemli temsilcileridir. Realizm
    20. yüzyıl romanının gelişimini de önemli ölçüde etkilemiştir.


  2. HazaN Admin Yönetici Admin

    Cevap: Sanat Akımları Nelerdir

    PARNASİZM

    Klasizm romantizm ve realizmin bütününe tepkili bir akımdır. Temel kuralı "sanat
    sanat içindir" diye özetlenebilir. Aslında realizmin katı toplumculuğu
    ve gerçekçiliğine bir karşı çıkıştır. Daha çok şiirde kendini gösterir. Sanatsal
    biçim ve sanatsal içerik kaygısı ön plandadır. Ölçülü ve nesnel bir anlatım
    teknik kusursuzluk ve kesin betimlemeler kullanılır. Parnas şiir için "biçimciliği
    amaçlayan" şiir tanımı da kullanılabilir. Parnasizm bir yönüyle kendisinden
    sonraki doğalcılığa da kaynaklık yapmıştır. Zengin bir dil zengin bir biçim
    zengin ve yoğun bir duygusallık işlenir. 1830'lu yıllarda ortaya çıkmıştır.
    Theophile Gautier'in şiirlerini Theodore de Banville Leconte de Lisle izlemiştir.
    Parnasizm edebiyat tarihinde Leconte de Lisle ile özdeşleştirilir. Adarını
    Louis Xavier de Richard ile Catulle Mendes'in hazırlayıp Alphonse Lemerre'in
    bastığı Le Parnasse Contemporain (Çağdaş Parnasçılık) adlı eserden almıştır.

    DOĞALCILIK

    19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında etkili olmuştur. Doğa bilimlerinin özellikle
    de Darwinci doğa anlayışının ilke ve yöntemlerinin edebiyata uyarlanmasıyla
    gelişmiştir. Edebiyatta gerçekçilik geleneğini daha da ileri götüren doğalcılar
    gerçekleri ahlaksal yargılardan seçici bir bakıştan uzak bir anlatımla ve tam
    bir bağlılıkla anlatmayı amaçlar. Doğalcılık bilimsel belirlenimciliği benimsemesiyle
    gerçekçilikten ayrılır. Doğalcı yazarlar insanı ahlaksal ve akılsal nitelikleriyle
    değil rastlantısal ve fizyolojik özellileriyle ele alır. Doğalcı yaklaşıma
    göre çevrenin ve kalıtımın ürünü olan bireyler dıştan gelen toplumsal ve ekonomik
    baskılar altında ezilir içten gelen güçlü içgüdüsel dürtülerle davranırlar.
    Yazgılarını belirleyebilme gücünden yoksun oldukları için yaptıklarından sorumlu
    değillerdir.

    Doğalcılığın kuramsal temelini Hippolyte Taine'in Historei de la Litterature
    Anglaise (İngiliz edebiyatı tarihi) adlı eseri oluşturur. İlk doğalcı roman
    Goncourt kardeşlerin bi hizmetçi kızın yaşamını inceleyen Germinie Lacarteux
    adlı yapıtıdır. Ama Emile Zola'nın Le Roman Experimental (Deneysel Roman) adlı
    eseri akımın edebi bildirgesi sayılır. Zola'nın yanısıra Guy de Maupassant
    J. K. Huysmans Leon Hennique Henry Ceard Paul Alexis Alphonse Daudet doğalcı
    yapıda eserler veren yazarlardır.

    SEMBOLİZM

    19. yüzyılın sonlarında Fransa'da ortaya çıkmış ve 20. yüzyıl edebiyatını önemli
    ölçüde etkilemiştir. Bireyin duygusal yaşantısını dolaysız bir anlatım yerine
    simgelerle yüklü ve örtük bir dille anlatmayı amaçlar. Simgecilik geleneksel
    Fransız şiirini hem teknik hem de tema açısından belirleyen katı kurallara bir
    tepki olarak başladı. Simgeciler şiiri açıklayıcı işlevinden ve kalıplaşmış
    bir hitabetten kurtarmayı insanın yaşantısındaki anlık ve geçici duyguları
    betimlemeyi amaçladı. Simgeciler dile getirilmesi güç sezgi ve izlenimleri
    canlandırmaya şairin ruhsal durumunu ve gerçekliğin belirsiz ve karmaşık birliğini
    dolaylı biçimde yansıtacak özgür ve kişisel eğretileme ve imgeler aracılığıyla
    varoluşun gizemini aktarmaya çalıştılar. Simgeci şiirin başlıca temsilcileri
    Charles Baudelaire 'nin şiir ve görüşlerinden fazlaca etkilenen Fransız Stephane
    Mallarme Paul Verlaine Arthur Rimbaud'dur. Diğer temsilcileri ise Jules Laforgue.
    Henry de Regnier Rene Ghil Gustave Kahn Belçikalı Emile Verhaeren ABD'li
    Stuart Merrill Francis Viele Griffin'dir.

    İDEALİZM

    Dünyayı ve varoluşu bilinç ve düşünceye öncelik vererek açıklama öğretisinin
    temel olduğu felsefi akımın edebiyattaki uzantısıdır. İdealist felsefenin tüm
    özellikleri edebi eserlerde yer alır. 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır.
    Bireyci dünya görüşü ve simgecilik akımına bir tepki olarak doğmuştur. Çağcıl
    yaşamın artık makineleşen toplumları ve alabildiğine serpilip gelişen kentleriyle
    bireyi topluluk içinde yaşamaya zorladığını vurgulayan idealizm bir arada yaşamanın
    yarattığı ortak kanı ve duyguları dile getirmeyi amaçlamaktadır. Topluluk bilincini
    ve bu bilince göre bireyin varoluşunu yaşamı belli belirsiz yönlendiren kimi
    tinsel gerçekleri betimlemeyi ön planda tutar. En büyük temsilcisi Fransız yazar
    Jules Romains'tir. Bu akımın temelleri Romains'le Chenneviere'nin yazdığı Petit
    Traite de Versification (Şiir üzerine küçük inceleme) ve Georges Duhamel'le
    Charles Vildrac'ın kaleme aldığı Notes su la technique poetique (Şiir tekniği
    üzerine notlar) adlı eserlerde ortaya konulmuştur.

    GELECEKÇİLİK

    20. yüzyılın başlarında İtalya'da ortaya çıkmıştır. Edebiyatta devrim ve dinamizmi
    vurgulayan akım olarak değerlendirilir. İtalyan şair romancı oyun yazarı ve
    yayın yönetmeni Filippo Tommaso Marinetti'nin 1909'de Paris'te Le Figaro gazetesinde
    yayınladığı bildiri ile ortaya çıktı. Bildiride "Bizler müzeleri kütüphaneleri
    yerle bir edip ahlakçılık feminizm ve bütün yararcı korkaklıklarla savaşacağız"
    deniyordu. Bu geçmişin bütünüyle reddi demekti. Aynı bildiride "Biz dünyadaki
    gerçekten sağlıklı tek şeyi yani savaşcı ve ölüme götüren güzel düşünceleri
    yüceltiyoruz" sözleri siyasal alanda o dönemde gelişen faşizm'den yana
    bir tavrın da açık göstergesiydi.

    Gelecekçiliğin kurucusu Marinette Avrupa'dan birçok yazarı etkilerdi. Rusya'da
    Velemir Hlebinikov ve Mayakovski gelecekçiliğe yöneldi. Rus gelecekçiler kendi
    bildirgelerini yayınladı. Puşkin Tolstoy Dostoyevski reddedildi. Şiirde sokak
    dilinin kullanılması istendi. 1917 Ekim devriminden sonra da gelecekçi akım
    güçlendi. Mayakovski'nin ölümüne kadar etkisini sürdürdü. İtalya'daki gelecekçiler
    ilk şiir antolojisini 1912'de yayınladı. İtalya'nın 1. Dünya Savaşı'na girmesini
    ve Mussolini'yi savunuyorlardı. Onunla birlikte hapsedildiler. Gelecekçilik
    faşizm ile özdeşleşti. Ve 1920'lerin ortalarına doğru etkisini yitirdi. Eserlerinde
    mantıklı cümleler kurmayı reddeden gelecekçilerin parolası "sozcüklere
    özgürlük"tü. Ezra Pound D. H. Lawrence ve Giovanni Papini bu akımdan etkilenin
    yazar olarak sayılabilir.
  3. HazaN Admin Yönetici Admin

    Cevap: Sanat Akımları Nelerdir

    DADAİZM

    Jean Arp Richard Hülsenbeck Tristan Tzara Marcel Janco ve Emmy Hennings'in
    aralarında bulunduğu bir grup genç sanatçı ve savaş karşıtı 1916 yılında Zürih'te
    Hugo Ball'in açtığı cafe'de toplandı. Fransızca'da oyuncak tahta at anlamına
    gelen "Dada" akımın ismi olarak seçildi. Bildirisi de burada açıklandı.
    Bu akım dünyanın insanların yıkılışından umutsuzluğa düşmüş hiçbir şeyin
    sağlam ve sürekli olduğuna inanmayan bir felsefi yapıdan etkilenir. 1. Dünya
    Savaşı'nın ardından gelen boğuntu ve dengesizliğin akımıdır. Kamuoyunu şaşkınlığa
    düşürmek ve sarsmak istiyorlardı. Yapıtlarında alışılmış estetikçiliğe karşı
    çıkıyor burjuva değerlerinin tiksinçliğini vurguluyorlardı.

    Toplumda yerleşmiş anlam ve düzen kavramlarına karşı çıkarak dil ve biçimde
    yeni deneylere giriştiler. Çıkardıkları çok sayıda derginin içinde en önemlisi
    1919-1924 arasında yayınlanan ve Andre Breton Louis Aragon Philippe Soupauld
    Paul Eluard ve Georges Ribemont-Dessaignes'in yazılarının yer aldığı Litterature'dü.
    Dadacılık 1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı. Dadacılar gerçeküstücülüğe
    yöneldi.

    VAROLUŞÇULUK

    Yirminci yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru Fransa'da ortaya çıktı. Öncelikle
    bir felsefi akımdır. En önemli temsilcileri Martin Heidegger Karl Jaspers
    Jean-Paul Sartre Gabriel Marcel ve Maurice Merleau-Ponty olmuştur. Felsefi
    bakımdan temelleri ise bunlardan önce Nietzsche Kierkegaard ve Husserl gibi
    düşünürler tarafından atılmıştır. Varoluşçuluk 4 temel fikri savunur: 1) Varoluş
    her zaman tek ve bireyseldir. Bu görüş bilinç tin us ve düşünceye öncelik
    veren idealizm biçimlerinin karşıtıdır.

    2) Varoluş öncelikle varoluş sorununu içinde taşır ve dolayısıyla varlık'ın
    anlamının araştırılmasını da içerir.

    3) Varoluş insanın içinden bir tanesini seçebileceği bir olanaklar bütünüdür.
    Bu görüşher türlü gerekirciliğin karşıtıdır.

    4) İnsanın önündeki olanaklar bütünü öteki insanlarla ve nesnelerle ilişkilerinden
    oluştuğundan varoluş her zaman bir "dünyada var olma"dır. Bir başka
    deyişle insan her zaman seçimini sınırlayan ve koşullandıran somut tarihsel
    bir durum içindedir.

    Varoluşçuluğun etkileri çağdaş kültürün çeşitli alanlarında görüldü. Kierkegaard'ı
    izleyen Franz Kafka Das Schools Şato Der Prozess Dava adlı eserlerinde insanın
    varoluşunu bir türlü ulaşamadığı istikrarlı güvenli ve parlak bir gerçeklik
    arayışı olarak betimledi. Çağdaş varoluşçuluğun özgün temaları Sartre'ın oyunları
    ve romanlarında Simone de Beauvoir'in yapıtlarında Albert Camus'nün roman
    ve oyunlarında özellikle de L'Homme revolte (Başkaldıran İnsan) adlı denemesinde
    işlendi.
  4. Misafir Ziyaretçi

    Cevap: Sanat Akımları Nelerdir

    bana acil olarak metafizik sanat akımı lazım yardımcı olur musunuz yardımcı olursanız çok sevinirim


Benzer konu başlıkları: Sanat Akımları
Forum Başlık Tarih
Kısa Bilgiler Güzel sanatlar dallarının her birinde kullanılan malzemelerin özellikleri 11 Şubat 2014
Güncel Bilgiler Güzel Sanat Dallarının Kullanılan Malzemeler Ve Özellikleri 8 Şubat 2014
Sözel Dersler Edebiyatın güzel sanatlarla olan ilişkisi nedir 1 Şubat 2014
İle İlgili Sözler Atatürk Sanat Hakkında Neler Söylemiştir 13 Şubat 2013
Kısa Bilgiler Güzel Sanat Dallarında Kullanılan Malzemeler Nelerdir 2 Ekim 2013