Sait Faik Abasıyanık Hakkında Bilgi

'Hakkında bilgi' forumunda Merve tarafından 5 Haziran 2012 tarihinde açılan konu


  1. Sait Faik Abasıyanık Hakkında Bilgiler

    Sait Faik Abasıyanık Hayatı Hakkında Bilgi

    Sait Faik Abasıyanık cumhuriyet devri hikâyecilerinden. 1906’da Adapazarı’nda doğdu. Varlıklı bir aileye mensuptu. Babası Mehmed Faik, ticaretle uğraşıyordu. Annesi Makbule Hanımdır. Ömrü boyunca annesinden maddi ve manevi destek aldı.

    23 Kasım 1906'da Adapazarı'nda doğdu. İlköğrenimini doğduğu kentte, Rehber-Terakki adlı özel okulda yaptıktan sonra, iki yıl Adapazarı İdadisi'ne devam etti. İstanbul Erkek Lisesi'nde giden Sait Faik, orta öğretimini 1928 yılında Bursa Erkek Lisesi'ni tamamladı. Asıl adı Mehmet Sait'tir. Babası Mehmet Faik Abasıyanık kereste, ceviz kütüğü ve zahirecilik yapan bir tüccardır. Annesi Makbule Hanım da Adapazarı'nın ileri gelen kişilerinden Hacı Rıza Bey'in kızıdır. Soyadları aslında “Abasızoğulları” olduğu halde soyadı yasasının çıkışından sonra Sait Faik'in isteği üzerine Abasıyanık'a çevrilmiştir.

    Çocukluğunu Adapazarı'nda geçiren Sait Faik'in ailesi, Yunanlıların kenti işgali üzerine Bolu'ya göçmüştür. Adapazarı'nın geri alınmasından sonra Müdafa-i Hukuk ve Belediye Reisi olan babası Mehmet Faik, işlerini ve evini İstanbul'a nakletmiştir.

    Sait Faik kendi ifadesiyle, liseyi “heyamola ile” bitirdikten sonra İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi'ne girmiş, iki yıl kadar devam ettikten sonra eğitim biçimini beğenmediği bu fakülteyi terkederek, Fransa'nın Grenoble kentine giderek edebiyat öğrenimi yapmaya başlamıştır. Üç yıl süren bu öğrencilik döneminde Sait Faik Paris, Strassburg, Lion ve Marsilya arasında yolculuklar yapmış, yaz aylarında da İstanbul'a gelmiştir. Bu avare öğrencilik yıllarında içkiye başlamış, Fransa'da içine girdiği bohem hayatı onun kişiliğinde ve sanatında önemli bir rol oynamıştır.

    1933 yılında babasının isteği üzerine İstanbul'a dönen Sait Faik, Yağ İskelesi'nde babasının bir arkadaşıyla ortak bir ticaretevi açmış, ancak burasının iflası ile ticareti bir daha dönmemek üzere terketmiştir. Daha sonra bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Lisesi'nde türkçe grup dersleri öğretmenliği yapmış, kısa sürede bu işi de bırakıp gazeteciliğe başlamış ve adliye muhabirliği yapmıştır. 1939 yılında babasını yitiren Sait Faik, 1943 yılında gazeteciliği de terkederek kendini salt yazmaya vermiş, gönlünce, avare bir yaşam sürmüş, Burgaz Ada'ya yerleşerek çok sevdiği balıkçıların, gündelik ekmeklerinin peşinde koşan küçük insanların arasında yaşamıştır.

    Hiç evlenmeyen Sait Faik, 1946 yılında “siroz” hastalığına yakalanmış, doktorların uyarısı üzerine 1953 yılına kadar içkiyi bırakmış, ancak 1953 yılında Burgaz Ada'dan bıkarak Şişli'deki evine nakletmiş ve bohem yaşamına dönmüştür.

    5 Mayıs 1954'de, sirozun az görülen “ihtilatlarından ” “özofaş kanaması” geçirerek Marmara Kliniği'ne kaldırılmış, ancak kanama bir türlü durdurulamayınca 11 Mayıs günü saat 02.35'de yaşamını yitirmiştir. Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verilen Sait Faik'in annesi, oğlunun ölümünden sonra, her yıl önceki yılın en başarılı öykü kitabına verilmek üzere onun adına, halâ süren bir ödül kurmuştur.

    1953 yılında Amerika'daki Mark Twain Derneği, Sait Faik'i üyeliğe seçmiştir.


    alıntı