Sağlıklı Aile ve iletişim

'Bebek Bakımı' forumunda bynness tarafından 4 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. Sağlıklı aile düzeni, ailenin gereksinmelerini doğal olarak karşılar ve her bir aile üyesi o aileye ait olmaktan mutludur. Sağlıksız aile düzeninde gereksinmeler karşılanmaz ve aile üyeleri mutsuz ve doyumsuz oldukları halde bu hastalıklı durumu devam ettirebilmek için çaba gösterirler.

    Sağlıklı aile düzeninde aile üyelerinin hepsi görev ve sorumluluklarını doğal olarak yerine getirirler, aralarında olumlu duygusal bağlar vardır ve kişiler bağımsız oldukları halde birbirlerine isteyerek ve zevkle yardım ederler. Sağlıklı aile düzeni içinde anne baba da dahil herkes duygusal ve bilinçlenme yönünden sürekli bir gelişim içindedir. Aile, kendi üyelerini değerli bulur ve aile üyeleri benlik değerlerini olumlu yönde geliştirir. Aile toplumla ilişkisini dengelemiştir, ne toplumdan kopar ne de toplumun baskısına tümüyle boyun eğer. Kısacası, sağlıklı aile insanların psikososyal yönden olgunlaşmasını temin eden temel sosyal bağlamı oluşturur.

    Olgun insan
    İnsan yaşam boyu deneyimleri sonucu olgunlaşır. Olgun insan gelişme sürecini doğal aşamaları içinde gerçekleştiren kişi olarak aşağıdaki temel özellikleri kazanır.

    1.Olgun insan kendini diğerlerinden ayıran sınırların farkındadır ve kendi benliğinin sınırlarını korumakta duyarlılık gösterir. Bu tür insan kendi ailesiyle iyi ilişkiler içindedir ve sürekli yardımlaşma davranışı gösterir, ne var ki başkalarının kendisini kullanmasına, isteği dışında kararlar alıp yönlendirmesine, kendisine emir verilmesine izin vermez. Bir başka deyişle olgun insan korku ve suçluluk duygularından kurtulmuştur, kendi istemi içinde yaşamına yön verir.

    Sağlıksız ailede çocuğun kendine özgü bir benlik geliştirmesine izin verilmez. Aile içinde otoriteyi elinde tutan kişi bağımsız benlik geliştirilmesine karşıdır, herkesin boyun eğmesi, itaatkar olması istenir. Otoritenin istediği yönde davranışlarını düzeltmeyenler değişik yollardan cezalandırılır. Çocuk, kabul edilmek ve onaylanmak ister, eğer aile ortamı ona kendi benliğini tanımlama olanağı veriyorsa sağlıklı bir biçimde olgunlaşma yolunda gelişir. Aile ortamı çocuğa kendi benliğini tanımlama olanağı vermiyorsa o zaman ailenin istediği yönde bağımlı bir kişi olarak gelişir, psikolojik ve sosyal olgunlaşması dumura uğrar.

    2.Olgun insan kendini değerli bulur , kendisine saygısı vardır ve kendini olduğu gibi kabul eder. Kendine saygı ve kendini değerli bulmamanın çekirdeği aile içinde atılır. Çocuğu olduğu gibi kabul eden, onu destekleyip yüreklendiren aile üyeleri çocuğun benlik değerinin tohumlarını eker.

    3.Olgun insan beden, zihin ve manevi yaşam arasında denge kurmuş biridir. Sırf bedensel görünüme önem veren ya da sadece düşünsel (entelektüel) faaliyetlerde doyum arayan kişiler kendi çocukluklarında aile içinde bu yönde desteklenmişler, diğer yönlerini geliştirememişlerdir. Aile sağlıklı ise çocuk her yönünü geliştirmeye doğal olarak yönelecektir, önemli yönlerden biri de kişinin evrenle ilişkisini tanımlayan manevi boyuttur. Çocuğun algılama düzeyine uygun, onun kavrayabileceği kavramlar içinde bedenle, zihinle, doğayla ve evrenle ilgili soruları cevaplandırılarak zaman içinde dengeli bir dünya görüşü geliştirmesi sağlanır.

    4.Olgun insan heyecan ve duygularını tanır ve onların gerçekçi bir biçimde ifade edilmesine olanak sağlar. Heyecanlar, yaşamın en önemli enerjisini bir kapsül gibi içlerinde tutarlar. Bu enerjiye ifade olanağı verilmezse kapsül içinde sıkışıp kalır ve kişinin doğal gelişimini kösteklemeye başlar.

    Duygu ve heyecanlarımız iç ve dış dünyamızla ilişkimizin daha etkili olmasını sağlarlar. Örneğin;
    Kızgınlık, kişinin benlik sınırlarını ve onurunu korumasına olanak verir
    Korku, tehlikeli durumlardan sakınmamıza yol açar
    Hüzün, ayrılma zamanı gelmiş bir olay ya da kişiyi simgeler, yeni bir aşamanın başlayabilmesi için bir devrenin kapanıp bitmesi gerekir.
    Suçluluk, vicdan duygusunu oluşturmamıza yol açan bir duygudur.
    Utanma, kendi sınırlarımızı bilmemiz gerektiğini , gücümüzün ne kadar sınırlı olduğunu öğretir.
    Sevinç, her şeyin yolunda olduğunu bildirir.