Sabır Benim Yelkenim

'Kısa Bilgiler' forumunda Belinay tarafından 14 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. Sabır Benim Yelkenim



    Hayal kırıklıklarıyla öğreniyor insan sabırlı olmayı, bir de kaybettikçe.
    Acılarsa sabrın son sınavı.
    Gün geliyor bütün çektiklerinin ödülü bir an bahşediliyor insana.

    Yeni doğmuş bebeğin saçlarını okşarken,
    bir hastalıktan gözünü yeniden dünyaya açarken,
    her şey o an için değil midir.

    Kavuşmalar da sabra dahil, sokağın başında beliriyorsa beklenen,
    sabreden biri bıraktığı içindir geride.
    Sevgi sabırdır kavuşmayı bekleyen,
    bir kadını sevmek hangi yaşında olursa olsun
    gözlerinde doğmamış çocukları görmektir.


    Uzun yolculuklardan sonra bayrağı dikerken kaşif kutuplara,
    ya da dağın tepesine, sabır der ki; bütün çektiklerine değdi
    ve ben hep seninleydim bu an için.
    Sabır züğürt tesellisi değil gerçeğin ta kendisi.

    Bir başkasına acı veren insan da acı çekiyor.
    Belki de daha fazlasını.
    Bu yüzden gaddar bile sabretmek zorunda vicdanına.

    Uyurken keder pusuda sabahı bekler ya insanı pençesine almak için,
    göz kapakları açılmaya görsün, acı bıraktığı yerden başlar,
    acılar zor sabreder geceye, hep sabahı bekler.

    Şimdi gözümün bebeği bu satırları yazarken
    her sabah bir koşu tren istasyonuna giden çocuk geri dönüyor eli boş.
    Babası çıkmamış trenden.
    Ama o her sabah gidiyor karşılamak için.

    Çocuklara ölümü açıklayacak cesaret nerede büyüklerde,
    bir gün öğrenecek nasılsa, yasta yaşlı gözlerle bütün mahalle.
    Gelecek baban diyorlar, küçük oğlan çocuğu
    her sabah treninden babasının çıkmasını bekliyor bu yüzden.

    Sabredecek ve büyüyecek, insanın yürümekle bitirmeyeceği yol yok
    yeter ki sabırla yürüsün, onurlu bir yaşam istemek
    ve sabretmek gibi uzun yollar, ama hepsi bitimli.

    Sabır gecikmenin bekleme odası,
    yaşamak bir zaman oyunu yeter ki sabret,
    ulaşılmaz avucunun içinde, aşk da buna dahil.

    Sabrı öğretmek zor, hele şimdilerde
    ayaküstü yemeklerin, donmuş yiyeceklerin,
    suya karıştırılarak oluveren içeceklerin,
    anında fotoğraf çeken kameraların
    ve her gece uyduruk aşkların kırıp sarıldığı diziler çağında
    gençlere sabrı öğretmek çok zor.



    Sabır bir fikir ve her iyi fikir gibi bulmak zor.

    Seni sabırla sevmeye devam ediyorum.

    Hangi deniz kabuğunu kulağıma götürsem

    Duyduğum senin sesin.

    Her gidişinde seninle beraber giderim, sen bunu bilmezsin.

    Deniz kenarında beni bir başına zannedersin.

    Ben okyanuslara açılırım

    Sabır benim yelkenlerim, bunu hiç bilmezsin.....