S. Muhammed Raşit Hz.lerinin Dilinden Ölüm

'İslami Bilgiler' forumunda Semerkand tarafından 10 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Seyda Muhammed Raşid Hazretlerinin Dilinden..
    Ölüm Nasihattır


    İnsan için ölümden daha büyük ve tesirli bir nasihat yoktur. İnsan hayattan, dünyanın zevk eğlence ve safâsından alıkoyan, evladından, dostlarından, ahbap ve akrabalarından koparıp alan ölüm çok zor ve mühimdir. Zira o bir an işidir ve herkes içindir. Öyle ise insan ölümden korkmalı, her an gözönünde bulundurmalı ve aklından çıkarmamalıdır. Eskiden yakını Ölen bir kimse altı ay hatta bir sene hep ölümü düşünür, onu unutmaz, Ölümü gözünün önünde bulundururdu. Hep ölümü düşündükleri için içlerine yerleşen ölüm korkusu onları günahlardan menederdi. Maalesef bu zamanda ölüm çok basit görülüyor, kimsenin aklına düşüncesine gelmiyor. Birisi öldüğünde sanki ölüm sadece ona ait bir olaymış gibi hiç ibret alınmıyor.

    Hatta cenaze kabirde defnedilir-ken başındaki kimseler gülüşüp konuşuyorlar, şakalaşıyorlar. Orada bile ölümü hatırlamıyorlar; ölüm sadece cenaze içindir, biz Ölmeyeceğiz, dünyada devamlı kalacağız der gibi bir tutum içinde bulunuyorlar. İnsan hasta da olsa hapistede olsa, her ne halde bunursa bulunsun dünya nimetlerinden faydalanabilir. Fakat ölüm gelince bu nimetlerden istifade edemez. Çünkü ölüm insanı dünyadan alır kabre sokar, kabir taşının altına yatırır ve üzerine toprak atılır yataksız, yastıksız ve yorgansız sert ve karanlık mezarda bırakır. Soğukta yukarıdan sızan yağmur ve kar sularının altında yapayalnız ve ısınmaksızm elli, altmış, yüz belki de bin sene kıyamete kadar bekler.

    Bazen beklemenin yanında azab da vardır. İşte insan bu derece önemli olan ölümü unutmamalı hep aklında olmalı tutmalı ve hep hazırlıklı olmalıdır. Salih ameller yapmalı yüzünü Allah (c.c.) döndürmeli, emr-i ilahiye karşı gelmemelidir ki kabrin soğuğundan etkilenmesin. İnsan hiç acıkmamak üzere doymak hiç parçalanmayacak elbiseler giymek, bitmeyecek zevk ve sefa sürmek istemektedir ama bu imkânsızdır, olmayacak şeydir. Maalesef bugün insan hiçbir şey yapmadan taât ve ibadetsiz Allah'ı tanımadan çıplak, perişan ve âvâre olarak ahirete göçmektedir. Kişi tanıdık ve bildiklerinden vefat edip gidenleri unutmamalıdır. İnsan dünyanın boş olduğunu bilmektedir, sonu olmadığını herkesin göçüp gideceğini bilmektedir ama şeytanın kalbine girerek vesvese vermesine aldanmaktadır.

    Şeytan vesveseyle ölümü unutturur, dünya sevgisini ve hırsını kalbe aşılar. Allah korkusu ölüm düşüncesi gidinceye kadar uğraşır durur. Kâfirlere azab, cennet, cehennem yoktur diye müslümanlara ise Allah Gafur ve Rahimdir, günahları kıyamette affeder diye telkinde bulunur. Ağlayan çocuğa annesi birşeyler vererek susturduğu gibi şeytanda dünya işlerini öne sürerek onlara Allah'ı, kabri ve haşri unutturur. İnsan ölümü unutsa bile Allah ölümü unutmaz. Saati dakikası ne kadar ise insan düyada o kadar kalır. Cenabı Hak ne kadar takdir etmişse o kadar kalır. İnsan dünya hayatı sona erdiği eceli geldiği zaman dünyada bir saniye bile fazla kalamaz, bütün mal ve mülkünü verse bile ecelini bir dakika tehir ettiremez. Rabbül Alemin takdir buyurduğu saat ve dakika dolunca hemen melekler göğsüne oturur ruhunu kalıbından çekerek alıverirler.


    [​IMG]