Roman Türünün Özellikleri Tarihi Gelişimi ve Temsilcileri

'Sözel Dersler' forumunda YAREN tarafından 5 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Roman Türünün Özellikleri nelerdir,
    RomanınTarihi Gelişimi,
    Roman türünün Temsilcileri


    Roman Türünün Özellikleri Tarihi Gelişimi ve Temsilcileri

    İnsan ya da insan topluluklarının başlarından geçmiş ya da geçmesi muhtemel olan sosyal, siyasî, psikolojik, ekonomik, askerî vb olayların belli bir sisteme bağlı bütünlük içinde anlatıldığı hacimli, olay anlatımına dayalı metinlere roman denir

    Masal, hikâye ve efsane gibi geleneksel anlatı türlerinden farklı olarak batılı ro¬man kavramı ilk olarak Tanzimat döneminde görülmeye başlamıştır

    Türk romanı Tanzimattan günümüze kadar düzyazı dili ve üslûbu bakımından başlıca iki ana kola ayrılmıştır:


    a. Namık Kemal‘in öncülüğünü yaptığı, Halit Ziya, Yakup Kadri, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay gibi yazarların sürdürdüğü sanatkârane üslûp çığırı Bu tarzda yazılmış romanlar, belli bir eğitim ve kültür düzeyine sahip okuyuculara hitap ederler Ayrıca dil ve üslûbu derinlikli fikir, duygu ve hayallerin ifade aracıdırlar Bazı bakımlardan bu romanları süslü nesir türüne sokabiliriz Anı Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro Fıkra Röportaj Makale Eleştiri Haber Yazısı Deneme Gezi Yazısı Söyleşi

    b. Ahmet Mithat‘ın başlattığı, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Rasim, Ercüment Ekrem, Güzide Sabri, Cahit Uçuk, Turhan Tan, Kerime Nadir, Muazzez Tahsin Berkand, Ahmed Günbay Yıldız gibi yazarların devam ettirdiği popüler roman çığırı Bu tür romanlar genellikle sade düzyazı üslûbuyla yazılmış olup, geniş halk kitlelerinin kolayca okuyup anlayabileceği türden eserlerdir.


    Edebi Türler Roman

    Belli bir tarihsel ya da coğrafi çevre içindeki belli bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, bu insan ya da insanların iç ve dış yaşantılarını belli bir kronolojik, mantıksal, duygusal ya da sanatsal ilişkiyi gözeterek öyküleyen ve belli bir uzunluğu aşan anlatılar için kullanılan edebi terimdir Edebi türler içinde en yenisidir Çünkü matbaanın bulunması ve kentsoylu bir okur kitlesinin ortaya çıkmasından sonra gelişmiştir

    Aslında tanımlanması en zor edebi türdür Gelişmesini tamamlamamış tek türdür denebilir Bunun bir nedeni romanın tarihsel koşullara bağlı olması, diğer nedeni ise yazarına geniş bir özgürlük ve deney alanı bırakmasındandır Romanın ataları arasında nesirsel özellikler taşıyan Petronius’un Satyricon (1’inci yüzyıl) ve Apuleius’un Metamorphoseon’u (2’nci yüzyıl) gösterilir

    Roman düzyazıyla yazılır Anlatılan olaylar kahramanlık öyküleri değil, sıradan insanların günlük yaşantılarıdır Anlatılan olaylar, saraylar ve savaş alanları gibi destansı mekanlarda değil, sokaklar, evler, meyhaneler gibi sıradan mekanlarda geçer Olaylara yön veren tanrılar değil, kişilerin kendi tutum, davranış, duygu ve düşünceleridir Kullanılan dil, nazım türlerinde olduğu gibi ağdalı değil günlük ve sıradandır


    Roman tarihe en bağlı edebiyat türüdür Toplumsal, politik olaylar gelişmelerle de yakın ilişkidedir Romanın tarihe bağlı oluşu, çok köklü bir geçmişi olmayan yeni bir sınıfın, yani burjuvazinin kendine tarih içinde bir geçmiş, şimdi ve gelecek kurma çabasından doğmuş olmasında yatar 18 yüzyıl romanlarının çoğu, burjuvazinin aristokrasiye karşı mücadelesinde kullanılmak üzere kaleme alınmış metinler gibidir

    Roman, işte bu nedenle, felsefe ve sanattan boş inançları kovmak ve bunların yerine akıl ve gerçeği geçirmek isteyen bir kültürel dönüşümün ürünüdür Bu nedenle toplumların gelişimine, yani tarihe kopmaz biçimde bağlıdır İnsanı, öncelikle toplumsal ve tarihsel bir varlık olarak konu alan ilk sanat türüdür


    Roman türleri

    Romanlar konu, üslup, yazıldığı dönem bakımından çeşitli türlere ayrılabilir
    Üslup bakımından “romantik roman”, “gerçekçi roman”, “doğalcı roman”, “estetik roman”, “izlenimci roman”, “dışavurumcu roman”, “yeni roman” türleri sayılabilir

    Romantik roman
    Kişilerin duygularını, arzularını, düşüncelerini yalnızca kendilerine ait, içten gelen doğal ve gerçek olgular gibi görür Örneğin Sir Walter Scott’un tarihsel romanları, Jean Jack Rousseau’nun eserleri ve Goethe’nin Genç Verther’in Acıları romanı gibi

    Gerçekçi roman
    Romantik romandan ayrı olarak kuru ve kuşkucu bir anlatım ve düşünce yapısı taşır Balzac ve Stendhal’in romanları bu üsluptadır

    Doğalcı roman
    Üslup bakımından gerçekçi romana benzer Olanın olduğu gibi yazılmasını öngörür Emile Zola ve Maupassant romanları doğalcı romanlardır

    Estetik roman
    Belli biçim ve anlatım kaygıları ile yazılmış romanlardır Gustave Flaubert estetik romanın en önemli yazarıdır

    İzlenimci roman
    Diğer üsluplardan ayrı olarak eşyanın ve dış olayların kendi nesnel gerçeklikleriyle insanların bunları algılama biçimleri arasındaki farkları ortaya çıkarmaya yönelir Yani dış gerçeklerden çok, duyu ve duygulara, iç yaşantının betimlenmesine öncelik verir Ford Madox Ford’un romanları izlenimciliğin en sistemli ürünleridir

    Dışavurumcu roman
    20 yüzyılda ortaya çıkmıştır Dışavurumculuk toplumsal kimliklerin reddedilmesi ve insan yaşamını belirleyen toplum karşıtı ya da uygarlık karşıtı güçlerin öne çıkarılmasıyla belirlenir Dışavurumculuk, şiddetli, fırtınalı ve tanımsız duyguları vurgulamasıyla, abartma, karikatürleştirme, çarpıtma ve soyutlama tekniklerinden yararlanmasıyla bir tür “yeni romantizm” olarak da değerlendirilir Dostoyevski, Kafka, Beckett ve Brecth’in romanları bu türün örneklerindendir

    Yeni roman
    Aslında dışavurumculuğun izlerini taşır Özellikle 1930 sonrasında ilk örnekleri görülmeye başlandı Kendisinden önceki akımlardan hiçbirine benzemeyen, yazma deneyini, hatta romanın olanaksızlığını romanın asıl konusu haline getiren romanlardır Yeni roman, yazma eyleminin kendisini sorgulamaya yönelir Alain Robbe-Grillet, Michel Butor, Claude Simon, Philippe Soller, Julio Cortazar gibi yazarlar bunu denemişlerdir
    Konusu bakımından roman “tarihsel roman”, “pikaresk roman”, “duygusal roman”, “gotik roman”, “ruhbilimsel roman”, “töre romanı”, “oluşum romanı” türlerine ayrılır

    Tarihsel roman
    Uzak bir geçmişte yaşanan olayları konu alır Ama tarihten daha derinlerde yatan insanla ilgili daha evresel bir gerçeği araştırmak amacıyla da yazılmış olabililer Tarihi romanların örnekleri arasında Walter Scott’un romanlarını, Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını, Stendhal’in Parma Manastarı’nı sayabiliriz

    Pikaresk roman
    İsmini, İspanyolca alt tabakadan serüvenci ya da serseri anlamına gelen sözcükten alır Çoğunlukla ahlaksız, rezil bir kahramanın başıboş gezginlik yaşamında yaşadığı olayları gevşek ve rahat bir üslupla anlatır Bu türün önemli örnekleri arasında Lesage’nin Gil Blas de Santilane’ın Serüvenleri, Defoe’nun Talihli Metres’i, Thomas Mann’ın Dolandırıcı Felix Krull’un İtirafları’nı sayabiliriz

    Duygusal roman
    İnsanın duygusal yaşamını yüksek ve özenli bir üslupla betimleyen romanlardır Bazen bu türde yazarın kendi duygularıyla, okurun duygularını sömürmesi ön plana çıkar Laurence Sterne’in Fransa ve İtalya’da Hissi Seyahat adlı eseri, Rousseau’nun romanları, Madame de La Fayette’in Prenses de Cleves’i bu türe örnek gösterilebilir
    Gotik roman
    Gotik roman, İngiliz ve Amerikan romancılığına özgü bir türdür 18 yüzyılın akılcılığına karşı çıkan bir türdür Karanlık, korkutucu, çılgınlıklarla dolu bir ortamda geçen kanlı, şeytani, büyülü olayları konu alır Horace Walpole’un Otranto Şatosu, Mary Shelley’in Frankenstein adlı romanları bu türün örnekleridir Gotik romanın günümüzdeki uzantıları bilimkurgu ve fantastik roman olarak gösterilebilir
    Ruhbilimsel roman
    Kişilerin ruhsal durumlarını ayrıntılarıyla çözümlemeye çalışan romanlardır Daha serinkanlı ve denetimli oluşuyla duygusal romandan ayrılır Abbe Prevost’un Manon Lasko adlı eseriyla Fransız edebiyatında açılan psikolojik roman çığırı diğer ülke romancılarını da etkilemiştir Paul Bourget’in romanları da bu türe örnektir
    Töre romanı
    İnsanların en dolaysız biçimde toplumsal olan davranışlarını, adetlerini, geleneklerini ön plana çıkarır Moda, yaygın konuşma ve ifade biçimleri, toplu olarak yapılan her şey bu tür romanların konusunu oluşturur Toplumun derin yapısından çok, yüzeysel görüntüleriyle ilgilenir En tipik temsilcileri olarak Arnold Bennet ve Evelyn Waugh’tur


    Türk edebiyatında roman

    Türk edebiyatına roman Fransızca’dan yapılan çevrilerle girdi Bu çevirilerden ilki Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon’dan yaptığı Terceme-i Telemak’tır Daha sonra adı bilinmeyen bir çevirici Victor Hugo’nun ünlü romanı Sefiler’i (Les Miserables) çevirdi 1860-1880 yıları arasında başta Fransız yazarlar olmak üzere bir çok Batılı yazarın eseri Türkçe’ye çevrildi İlk Türk romanı Şemseddin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı eseridir Sami’den sonra Ahmed Mithad romanlarıyla Türk romanının gelişmesine katkıda bulundu Türk romanı asıl Tanzimat döneminde gelişti Recaizade Mahmud Ekrem’in Araba Sevdası yeni teknikler kullanılan Batılı anlamda türüne en yakın ilk Türk romanıdır Servet-i Fünun edebiyatı döneminde ilk usta romanlar ve usta yazarlar kendilerini gösterdi “Sanat sanat içindir” tezini savunan bu yazarlar aşk ve acıma gibi konuları işledi Halid Ziya Uşaklıgil bu dönemin en önemli romancısı sayılır Aşk-ı Memnu (1925) adlı romanı günümüzde de en başarılı Türk romanlarından biridir 1910’dan sonra milli duyguların ağır basmasıyla birlikte “Genç Kalemler” dergisi çevresinde Türkçülük akımı gelişti Milli romanların yazılması bu dönemde başladı Halide Edip Adıvar’ın Vurun Kahpeye, Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu romanları bu dönemin örneklerindendir Cumhuriyet döneminde çağdaş Türk romanı ortaya çıktı Toplumsal ve sosyal gelişmeleri konu alan romanlar yazıldı Köy ve kent romanları ayrımı da bu dönemle ilgilidir.