Risale-i Nur'da Tasavvufî Boyut nedir ?

'Sorularla İslamiyet' forumunda Semerkand tarafından 16 Ocak 2012 tarihinde açılan konu


  1. Risale-i Nur'da Tasavvufî Boyut nedir ?

    Bediüzzaman Said Nursi Hz.leri
    Risale-i Nurun, ne Doğunun ne de Batının müktesebat ve felsefesinden gelmediğini, doğrudan Kuranın arşından alındığını ifade eden Bediüzzaman gibi, tasavvufun Şeyh-i Ekberi Muhyiddin İbn Arabî “Kitaplarımın tümü, Kurandan ve Onun hazinelerinden alınmıştır demektedir. Bediüzzaman, Risale-i Nurun birçok yerinde tasavvuf büyüklerine atıflar yaparak tasavvufi ıstılahı kullanmıştır.

    Nazarî tasavvuf tarihinin en önemli ismi, kuşkusuz Mağripli ünlü bilge ve Şeyh-i Ekber namıyla bilinen Muhyiddin İbn Arabîdir. İbn Arabî, kendisine gelinceye kadarki sufi geleneği devam ettirmesinin yanı sıra, gerek doktrin olarak gerekse sözlük bakımından sufizmi adeta yeniden kurmuş ve tedvin etmiştir.

    Şeyh-i Ekber konusunda belki de en çok çalışanların önde geleni olan Osman Yahyaya göre sekiz yüze yakın eseri bulunan Şeyh-i Ekber, şöyle der: “Bütün bu kitapları yazarken, yazarlık yapmak, yazar olmak gibi bir dava gütmedim. Sadece kalbimi sıkıştıran bir ilhamı aktarmak zorundaydım. Bu ifade bize, Şeyh-i Ekberin bir başka sözünü hatırlatır: “Eserlerimde tek bir harf yoktur ki, imla-yı ilahî ile yazılmamış olsun. Ya da buna benzer başka bir açıklamayı: “Kitaplarımın tümü, Kurandan ve Onun hazinelerinden alınmıştır.

    Risale-i Nur eserlerinin müellifi Bediüzzaman Said Nursînin de benzer beyanlarına eserlerinde sıkça rastlarız. Bu, Bediüzzamanın, selefi gelenekten çok, sufi geleneğe daha yakın durduğunun bir işareti olarak algılanmalıdır. Eserinin, ne Doğunun ne de Batının müktesebat ve felsefesinden gelmediğini, doğrudan Kuranın arşından alındığını ifade eden Bediüzzaman gibi, Şeyh-i Ekberin de tüm eserleri, bir bakıma, onun manevi tecrübelerinin bir belirtisi, bir ifadesinden ibarettir.

    Şeyh-i Ekber, kendisinden sonra gelen pek çok arif gibi Bediüzzamanı da etkilemiştir. Risale-i Nur eserlerinde de Ekberî irfandan sirayet eden birçok fikre rastlarız. Risale-i Nurda, İbn Arabî isim olarak birçok yerde geçer. Bediüzzaman gerek, vahdet-i vücut ve vahdet-i şuhut, gerekse tasavvufi irfanın diğer meselelerine ilişkin düşüncelerini açıklarken, Şeyh-i Ekbere de atıflarda bulunur.