Ringa Balığı Faydaları ve Ringa balığı hakkında bilgi

'Hayvanlar Alemi' forumunda EyLüL tarafından 30 Aralık 2012 tarihinde açılan konu


  1. Ringa Balığı Faydaları ve Ringa balığı hakkında bilgi


    Canlı türlerinin birbirlerini yemesiyle inşa edilen besin zincirinde (besin ağları), birbirinden hikmetli hâdiseler cereyan eder. Bu besin zinciri, genellikle dört, bazen de beş halkadan (canlı türünden) meydana gelir. Zincirin her halkası, bir canlı türünü temsil eder. Besin zincirleri, belli dönemlerde anormal sayılara ulaşan popülâsyonların büyüklüğünün kontrol edilmesinde kullanılır. Bazen fitoplanktonların sayısı aşırı artar; ancak zooplanktonlar onların nüfusunu dengeler. Zooplanktonların artışını diğerleri kontrol altına alır. Meselâ devasa cüsseli balinaların rızıklarını bu zooplanktonlar ve bunları tüketen diğer balıklar oluşturur. Bu dinamik dengenin sağlanması, bir üst basamaktaki zincirin ihtiyaçlarının karşılanması, ekosistemlerin devamı içindir. Bütün canlıların ekolojik ihtiyaçları farklı olmasına rağmen, varlıklarını devam ettirmeleri için gerekli vasatların bir Yüce Kudret tarafından zamanı geldiğinde hazırlanması da kâinatı kuşatan bir rahmetin olduğunu gösterir. Dünyada hayatın idamesi adına bilhassa besin zincirlerinin alt basamaklarındaki canlılar, çok sayıda yavru yapar. Böylelikle yavrular olgunlaşmanın her safhasında besin zincirinin kendinden sonraki halkasına yem olur.

    ringa balığı.

    Ait oldukları besin zincirinde yer alan zooplanktonlarla beslenen ringa balıkları, üremek için Alaska kıyılarını seçer. Erkek ve dişi ringalar, ayrı fakat eşzamanlı sürüler hâlinde Alaska kıyılarına gelirler. Uygun bir körfeze önce erkek ringalar spermlerini, ardından da dişiler yumurtalarını bırakır. Dişisi, üreme mevsiminde bir defada 200.000 yumurta bırakabilir. O kadar çok balık üremek için bir araya gelmiştir ki, bu hâdiseye kıyıdan bakıldığında, denizin renginin beyaza (sperm ve yumurtaların bolluğundan) döndüğü görülür. Alaska kıyılarında, hamsi gibi sürüler hâlinde yaşayan ve 12-40 cm arası boylara sahip ringalar (Clupea harengus), denizlerdeki besin zincirinde önemli bir halkayı oluşturur. Ringa balıklarının ait olduğu besin zincirinin tepesinde kambur balinalar (Megaptera novaeangliae) bulunur. Kambur balinalar ringa balıklarıyla (Clupea harengus) beslenir. Ringa balıkları, zooplanktonlarla; zooplanktonlar ise fitoplanktonlarla (alg) beslenir. Fitoplankton, suda yaşayan, gözle zar zor görülebilen, fotosentez yapabilen, bir veya birkaç hücreli, yosun benzeri canlılardır.

    Mayıs ayının ilk günlerinde Alaska kıyıları şenlik yeri gibidir. Uzun ve sessiz geçen kışın sona erişinin ilk habercisi, güneş ışınlarının daha dik gelmesinden kaynaklanan sıcaklık artışıdır. Güneş ışınlarının daha dik gelmesi, aynı zamanda daha derinlere de ışığın ulaştığı mânâsına gelir. Artık üretici deniz canlıları için kalk borusu çalmıştır. Ancak fitoplanktonların çoğalması için kalsiyum, demir, azot ve fosfor gibi "besleyici" sebeplerin de ortamda bulunması gerekir. Azot mineralinin temel kaynağı atmosfer olduğundan, öncelikle karadaki bakterilerin azotu kullanılabilir hâle getirmesi gerekir. Sonra da yağmurlar, akarsular, fırtınalar, afetler vb. yollarla havadan tespit edilen azot, denize ulaştırılır. Okyanusun tabanında bol bulunan diğer mineraller, gel-git dalgalarıyla ve mevsim değişimlerinde sık yaşanan tayfunlarla fitoplanktonlara ulaştırılır. Çöl kaynaklı kum fırtınaları vasıtasıyla plankton oluşumunda gerekli olan demir gibi mineraller denizlere getirilir. Fitoplanktonlar arttığında deniz, zooplanktonlar için bayram yerine döner ve bu alabildiğine besin bolluğu içerisinde zooplanktonların sayısında da büyük bir artış meydana gelir. Ekosistemlerdeki canlıların birbiriyle münasebetleri Kuddûs olan Yüce Yaratıcı tarafından o kadar muhteşem düzenlenmiştir ki, fitoplankton patlamasının hemen ardından fitoplanktonlarla beslenen canlıların sayısı artar ve bayrak el değiştirmiş olur. Böylece denizler bir çeşit biyolojik kirlenmeden de (ötrofikasyon) korunmuş olur. Çünkü fitoplanktonların sayısında anormal artış olursa, bu durum başka deniz canlıları için tehlike teşkil edebilir. Zîrâ fitoplanktonların fazla olması denizin mineral ve oksijen dengesini de alt üst eder.

    Ringa balıkları Alaska kıyılarına sperm ve yumurtalarını bıraktıklarında, henüz zooplanktonların sayısı istenen seviyede değildir. Çünkü balıklar, besin bulup bulamayacaklarını bilmeden üreme maksadıyla Alaska'ya gelmeye programlanmışlardır. Yumurtalarını bıraktıklarında da denizde ancak kendi varlıklarını sürdürebilecek kadar besin bulunmaktadır.

    Ancak akılları hayrete düşüren husus, minik ringaların yumurtadan çıkma vaktinin, zooplanktonların da hızlı üreme zamanına denk düşürülmesidir. Yavru ringalar için bir zooplankton ziyafeti hazırlanmıştır. Ortalama ömürleri on iki yıl kadardır. Elbette ki, her ringa yavrusu on iki yıl yaşayamaz ve 40 cm boyuna erişemez. Yumurtadan çıkan yavrular da besin zincirinin bir başka halkasını teşkil eder. Onlar da denizanası gibi başka canlılar tarafından avlanır.

    Bu arada körfezin en iri ziyaretçileri olan balinalar da gelmeye başlamıştır. Kış aylarını Hawaii adalarına yakın yerlerde geçiren kambur balinalara, yaklaşık on bin kilometrelik göçlerinin Alaska etabında, nasıl beslenecekleri öğretilmiştir. Alaska'da dünyanın tropikal bölgesine göre daha az canlı türü yaşar. Buna rağmen her canlının rızkı burada da garanti altındadır. Balinalar, ringa balığı sürülerinin izini bulduklarında dünya üzerinde sadece iki canlı türünün yapabildiği bir avlanma taktiğiyle ringa sürülerini adeta siler süpürürler. Taktik şudur: Sürü hâlinde dolaşan balinalar önce ringa kolonisinin etrafında birkaç tur atar. Böylece ringalar belirli bir bölgede hapsedilmiş olur. Bu arada sürüden ayrılan bir-iki balina biraz dibe dalar ve ciğerindeki havayı boşaltarak daire çizer. Ringa sürüsü hava baloncuklarından dışarı kaçamaz ve ziyafet başlar. Dakikalar içerisinde koca sürüden geriye çok az balık kalır. Böylece zincirin son halkası da besinini almış olur. Bu taktiği uygulayabilen ikinci canlı ise insanoğludur. Insanlar balinaların ciğerinden çıkardığı hava baloncukları yerine ağlarını kullanarak avlarını yakalarlar. Eğer güçlü olan hayatta kalıp zayıf olanlar elenseydi, bu grubu oluşturan balinaların bazıları güçlü oldukları için iyi beslenirken bazıları aç mı kalırdı? Yoksa bu balinalar tek tek yaşayan diğer balinalara göre daha iyi mi besleniyorlardı? Tek başına dolaşan bir balina, bir ringa sürüsüne rastlasa acaba yine başarılı bir av yapabilir miydi? Tabii ki hayır. Peki, bu devasa cüsseli balinalar, sadece ringayla mı beslenir? Elbette hayır. Genel olarak balinalar besin konusunda çok seçici değillerdir. Her boydan canlı, balinaların menüsünde rahatlıkla yer alabilir; zooplanktonlar, küçük omurgasızlar, denizanaları, mürekkep balıkları, balıklar, penguenler, foklar ve hatta küçük balinalar. Zaten bu yüzden canlıların beslenmeleri incelenirken "besin zincirleri" yerine "besin ağları" esas alınır.

    Kaldı ki kambur balinalar yavaş yüzücülerdir. O kadar yavaş yüzerler ki, turist tekneleri bu müthiş hayvanları müşterilerine göstermek için çok yakınlarına sokulup bir tehlike sezdiklerinde rahatlıkla uzaklaşabilirler. Kambur balinalar, sürekli sürüler hâlinde gezen canlılar değildir. Avlanmak için geçici gruplar kurarlar. Bu gruplar genellikle 4-5 üyelidir, nadiren büyük gruplar kurarlar. Acaba balinaların avlanmak için ortaya koydukları bu davranışlarını "mücadele" penceresinden mi yoksa "onlara ilham edilen yardımlaşma" penceresinden mi değerlendirmek gerekir?

    Sadece bir ringa balığının bıraktığı iki yüz bin yumurta yüzde yüz verimle erginleşebilse denizler ne hâle gelirdi? Bu aşırı ringa artışından hangi türlerin nesli tükenirdi? Acaba sonraki sene denizler yine eski düzenine kavuşur muydu, yoksa oya misali ilmek ilmek işlenmiş nakışın bir veya birkaç deseni eksik mi kalırdı?

    Her canlının ihtiyacını bilen, gören ve karşılayan ancak O'dur (celle celâluhu). A, D, B12 vitaminleri ve omega 3 yağ asitlerince zengin bir besin kaynağı olan ringa balığının üstlendiği vazifeler düşünüldüğünde, yerkürenin ne kadar girift bir intizam içerisinde bütün canlılara ev sahipliği yaptığı daha iyi anlaşılır.