Resulullah (s.a.a)’in yaşantısıyla ilgili hadis ve rivayetler

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda Wish tarafından 23 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. Peygamber Efendimizin Yaşantısı İle İlgili hadis ve Rivayetler
    Hz. Muhammet s.a.v.'in yaşantısı hakkında hadis ve rivayetler,


    Peygamber Efendimiz (sav)’in Gündelik Hayatı

    Hz. Hüseyin (ra), babası Hz. Ali'ye (kv), Hz. Peygamber (sav)'in bazı hallerini sormuş, Hz. Ali de şu şekilde anlatmıştır:

    "Evine izin isteyerek girerdi. Evindeki zamanını üç kısma bölerdi. Bir kısmını Allah 'a (ibadet), bir kısmını ailesine ve kendisine. Sonra da insanlara ayırırdı."

    Hz. Peygamber (sav)'in günlük olarak her zaman yaptığı gibi, sabah namazının farzından önce mutlaka iki rekat sünnet kılardı. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
    "Sabah namazının iki rekat sünneti dünya ve içindekilerden hayırlıdır." (Müslim, Tirmizi)

    Hz. Peygamber (sav) bütün namazlarını huşu ve huzur içerisinde korku ve ümit arasında kılardı. Nitekim, Mutarrıf (ra), babasından şöyle nakletmiştir:
    "Hz. Peygamber (sav)’i namaz kılarken gördüm, göğsünden değirmen sesi gibi inilti çıkıyordu." Başka bir rivayette ise; "Göğsünden kaynayan tencerenin sesi gibi ses çıkıyordu." (Ebu Davud, Nesai)

    Hz. Peygamber (sav) ümmetine de, bu şekilde namaz kılmalarını emretmiştir. Nitekim Ammar bin Yasir'den (ra) rivayetle diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
    "Bir kişi namazını kılınca, kendisine namazdaki dikkatine göre; namazın onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri ve yarısı kadar sevap yazılır." (Ebu Davud, Nesai, İbn Hıbban)

    Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur: "Farz namazlar teraziye benzer. Eksiksiz yapan çok kazanır." (Taberani, İbn Hıbban)

    Bu sebeple Hz. Peygamber (sav) namazlara çok büyük bir önem verirdi. Hz. Peygamber (sav) sabah namazının farzını, cemaate kıldırdıktan sonra, namazını kıldığı seccadenin üzerine, güneş iyice doğuncaya kadar otururdu. (Müslim)

    Güneş Doğuncaya Kadar Zikir

    Nitekim Enes bin Malik'den (ra) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
    "Kim sabah namazını cemaatle kılar, sonra güneş doğuncaya kadar oturarak Allah'ı zikreder, sonra iki rekat namaz (işrak namazı) kılarsa, ona makbul tam bir hac ve bir umre sevabı verilir." Enes (ra) der ki: "Tam bir hac ve umre sevabı" buyurdu. Bu sözü üç defa tekrar etti. (Tîrmizi)

    Hz. Peygamber (sav) daha sonra uzaktan yakından kendisini görmeye gelenleri kabul etmeye başlardı. Gelenler halka şeklinde etrafında toplanırlardı. O, çevresindekilere vaaz eder, öğütler verir, sorularını cevaplandırır, hattâ gördükleri rüyaları tabir ederdi. Bazen sahabelere kendi rüyalarını anlatırdı.

    Tavır ve Konuşması

    Hz. Peygamber (sav)'in konuşması son derece tatlı ve gönül okşayıcı idi. Tane tane konuşur, her cümlesi, dinleyenler tarafından iyice anlaşılması için ayrı ayrı olurdu. Kahkaha ile gülmez, tebessüm halinde bulunurdu. O, insanların en halîmi, en yumuşak huylusuydu.

    Hz. Peygamber (sav) şahsına yapılan, nefsine karşı işlenen hataları, yumuşaklıkla karşılardı; Allah'a ve imana yapılan, bir hücum olunca asla susmaz, gereken cevabı verirdi.

    Hz. Peygamber (sav) insanların kusurlarını görmez, bazen görmezden gelir, çok zaman gözünü çevirir, kusurunu görse de yüzüne vurmaz, o kişiyle arasındaki saygı ve sevgi perdesini yırtmazdı.

    Hz. Peygamber (sav)'in tevazusu, bilhassa insanlarla olan münasebetlerinde daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Meclisinde kim olursa olsun, konuşan kimseyi, sabırla dinler, haktan uzaklaşmadığı müddetçe sözünü kesmezdi.

    Bir gün adamın biri, Hz. Peygamber (sav)'i görmeye geldi. Fakat Peygamberliğin haşmetinden o kadar etkilendi ki, titremeye başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav): "Korkma! Ben hükümdar değilim. Kuru et pişirerek karnını doyuran, Kureyşli bir kadının oğluyum." buyurdu. (Hakim)

    Hz. Peygamber (sav) kendi yakınlarına ve sahabelerine devamlı hoşgörülü olduğu gibi, düşmanlarını da, özellikle onlar güçsüz bulundukları ve teslim oldukları zaman bağışlamış, suçlarını affetmiş, sonunda da pek çoğunun iman etmesine vesile olmuştur.

    Peygamberimizden bir şey istenildi mi, asla "Yok!" demezdi. O, insanların en cömerdi idi…

    Nitekim İbn-i Abbas şöyle demiştir:
    "Hz. Peygamber (sav) insanların, en cömerdi idi. Özellikle Ramazan aylarında daha fazla cömert olurdu." (Buhari)

    Duha Namazı

    İnsanlarla sohbet etmesi, onların dertlerini dinlemesi genellikle, kuşluk vaktinin girmesine kadar sürerdi.

    Kuşluk vakti gelince Hz. Peygamber (sav) bazen dört, bazen da sekiz rekat olmak üzere Duha namazı kılardı. Bu namazın fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:
    "Cennette, ‘duha kapısı’ denilen bir kapı vardır. Kıyamet günü bir münadi şöyle seslenir: ‘Ey Duha namazı kılanlar nerdesiniz? İşte gireceğiniz kapı burasıdır, Allah-u Teâla'nın rahmetiyle buradan içeri giriniz." (Taberani)

    Hz. Peygamber (sav) Duha namazını kıldıktan sonra evine gelir, ev işleriyle meşgul olur, elbise ve ayakkabıları tamir eder, hayvanlarını sağardı. (Ahmed bin Hanbel)

    Öğlen Namazı

    Hz. Peygamber (sav) daha sonra Öğle namazı için hazırlık yapardı. Öğle vakti girince camiye gider, öğle namazının farzından önce ve sonra kılınan müekked sünnetleri kılmayı ihmal etmezdi.

    Efendimiz öğleden sonra istirahat ederlerdi...

    Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem) öğle namazını kıldıktan sonra, bir miktar uyur, ‘kaylule’ yapardı. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Öğleyin kaylule yapınız. Muhakkak şeytanlar öğle vaktinde kaylule yapmazlar.” (Müslim)

    Kaylûle, öğle namazından sonra yapılan kısa istirahat ve uykuya verilen isimdir. Kaylûle yapan insan, bir sünneti ihya ettiği gibi aynı zamanda dinç olur, gece namazlarını, teheccüdü kılacak gücü kendine bulur. Fırsatı olan bu sünneti yerine getirirse iyi olur.

    İkindi Namazı

    Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem) kaylûle yaptıktan sonra İkindi namazına hazırlanırdı. İkindi vakti girince, farzından önceki sünnet namazı bazı zaman kılar, bazen de terk ederdi. Hz. Peygamber (sav) bu sünnet hakkında hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Kim ikindinin farzından önce dört rek’at sünnet kılarsa, Allah-u Teala onun vücudunu cehenneme haram eder." (Taberani)

    Hz. Peygamber (sav) ikindi namazını eda ettikten sonra, bir müddet oturduğu yerde kalır zikirle meşgul olurdu. Nitekim Enes bin Malik'den (ra) rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "İkindi namazından güneş batıncaya kadar, Allah'ı zikreden bir cemaatle oturmayı, İsmailoğullarından her birinin bedeli onikibin dirhem olan, dört köle azat etmeye tercih ederim." (Ebu Davud, Ebu Ya'la, İbn-i Ebi'd-Dünya)

    Eşlerine Güzel Davranırdı

    Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Akşam namazına yakın saadet hanesine döner, eşlerinin her birinin yanına gider, azar azar oralarda kalır, hatırlarını sorardı. Hz. Peygamber (sav) hanımlarına güzel ahlakla davranmış, ümmetine de güzel ahlakla davranmalarını emretmiştir.

    Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "İmanı en mükemmel olan mü'min, huyu en güzel olandır. Sizin de en hayırlınız, ailesine daha iyi davrananızdır. " (Ebu Davud, Tirmizi)

    Akşam Namazı

    Bundan sonra akşam namazının hazırlığını yapardı. Akşam ezanı okununca Akşam namazını kıldırır, daha sonra olan iki rekat nafile namaz (sünnet) kılardı.
    Hz. Peygamber (sav) akşam namazından sonra zikir ve nafile ibadetle (Evvabin Namazı) meşgul olur, böylece yatsı namazının vaktinin girmesini beklerdi.

    Yatsı Namazı

    Yatsı namazının vakti girince, Yatsı namazının farzından önce, bazen nafile namaz (sünnet) kılar, bazen de kılmazdı. Yatsı namazının farzından sonra ise iki rekat (müekket sünnet olan) nafile namazı kılmayı ihmal etmezdi. Bundan sonra yatar, gece kalkıp vitir namazını kılardı.

    Nitekim Cabir'den rivayetle bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Gece geç vakitlerde kalkmamaktan endişe eden kimse, vitir namazını yatmadan önce kılsın. Kim, gece geç vakitlerde kılmak isterse kılabilir. Zira gece kılınan namazda rahmet melekleri hazır bulunurlar, şahit olurlar ve daha faziletlidir." (Müslîm.Tirmizi)

    Hz. Peygamber (sav) yatsı namazını kıldıktan sonra saadet hanesine döner, eşlerinden kimin sırası gelmişse geceyi orada geçirirdi. Yatsı namazından sonra konuşmayı sevmezdi. (Buhari)

    Uyuması

    Hz. Peygamber (sav) devamlı abdestli olduğu gibi, uykuya çekilirken de abdestsiz yatmazdı. Nitekim İbn-i Ömer'den rivayetle şöyle buyurmuştur: "Bir kimse abdestli olarak yatarsa, geceyi bir rahmet meleği ile geçirir. O kişi uyanır uyanmaz melek; ‘Allah 'ım! Falan kulunu bağışla, çünkü o geceyi abdestli geçirdi, diye dua eder." (İbn Hibban)

    Bera bin Azib 'den (ra) rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

    "Yatağına girdiğin zaman, namaz için olduğu gibi abdest al, sonra sağ tarafına uzan ve şöyle de: ‘Allah'ım, kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana döndürdüm. İşimi sana teslim ettim. Sırtımı sana dayadım, seni saydığım için. Senden başka sığınacak yer yoktur. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin peygamberlerine iman ettim.’ Bunu der de o gece ölürsen, müslüman olarak ölürsün. Son sözün bunlar olsun." (Buharı, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

    Hz. Âişe (r.anha) validemiz şöyle anlatmıştır: "Hz. Peygamber (sav) yatağına girdiği zaman, ‘muavvizeteyn'i (Felak ve Nas Sureleri) ve Kul hüvallahu ahad'ı (İhlas Suresi) okur ellerine üfleyip, ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi. " (Buharı, Müslim, İmam Malik, Tirmizi)

    Yatma Şekli

    Hz. Peygamber (sav)'in uyku alışkanlığı şöyleydi:
    Yatsı namazının ilk vakti girer girmez namazı kılar, sonra bu duaları okur ve istirahata çekilerek, daima sağ tarafına yatar ve sağ elini yanağının altına koyarak uyurdu.

    Gece yarısı veya üçte biri geçtikten sonra uyanır, misvağı daima başucunda durur, kalkınca önce dişini misvaklar, sonra abdest alır ve ibadetle meşgul olurdu. (Tirmizi)

    Gece İbadeti

    Hz. Aişe (r.anha) validemiz şöyle anlatmıştır: "Resulullah (sav) geceleri ayakları yarılıncaya kadar ayakta durur, ibadet ederdi. Ona: "Senin geçmiş ve gelecek günahların bağışlandığı halde bunu niçin yapıyorsun?" Dedim." Bana:
    "Ben de şükreden bir kul olmayayım mı?" buyurdu. (Buharı, Müslim)

    Teheccüd namazı, Hz. Peygamber (sav)'e vacip olduğu için hiç terk etmemiştir. Bu ibadet ve zikirleri yaparken ümmetine de yapmalarını tavsiye etmiştir.

    Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Sizden biri uyurken, şeytan kafasına üç düğüm atar. Her düğümün üzerine; ‘uzun bir geceye sahipsin uyu!’ diyerek elini vurur. O kişi uyanıp da Allah-u Zülcelal'i zikrederse bir düğüm, abdest alırsa bir düğüm, namaz da kılarsa bütün düğümler çözülür. Artık o kimse neşeli ve hareketli olur. Aksi halde neşesiz ve tembel olur." (İmam Malik, Buharı, Müslim, Ebu Davud, Nesai)

    Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur; "Gece bir saat vardır ki, bu saatte Allah'dan dünya ve ahiret işiyle ilgili bir hayır isteyen müslüman kul ona rastlarsa, mutlaka istediği kendisine verilir. Bu, her gece olur." (Müslim)

    Hz. Peygamber (sav) teheccüd namazını kıldıktan sonra sabah namazı için hazırlık yapardı, sabah namazının sünnetini odasında kılar ve cemâatle farzı edâ etmek üzere mescide giderdi.

    Evet, Hz. Peygamber (sav) yirmidört saatini genelde işte bu şekilde değerlendirirlerdi.

    Tövbeye önem verirdi

    Gün içerisinde günde yüz sefer tövbe eder ve ümmetine de tövbe etmesini emrederdi. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Allah'a karşı tövbe ediniz. Ben günde yüz sefer tövbe ederim." (Müslim)

    Hz. Peygamber (sav) beş vakit farz namazın ardından yapılan tesbihatlara da çok önem verirdi. Ayrıca günlük okumuş olduğu dualar vardır. Yemekten sonra, eve girerken ve çıkarken, tuvalete girerken ve çıkarken gibi...

    Hz. Peygamber (sav) günlük okumuş olduğu duaları okumak da ona mutabaattır, sünnetine uymak, O’nun yolunu izlemektir. (Bu tesbihat ve dualar için S.Konyevi’nin ‘Dualar’ isimli kitabına bakınız.)

    Kim Hz. Peygamber (sav)'e mutabaat ederse, Allah-u Zülcelal o kulunu sever ve dostluğunu ona nasip eder.
     



  2. Cevap: Resulullah (s.a.a)’in yaşantısıyla ilgili hadis ve rivayetler

    Allah-u Teala şöyle buyurmuştur:

    “Sizin için Allah’ın Resulünde güzel bir örnek vardır”[1]
    1- Kul Gibi Yemek Yemesi ve Oturması

    İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) kul gibi yemek yer, kul gibi oturur ve kendisinin de bir kul olduğunu biliyordu”[2]
    2- Uykudan Kalktığında Secde Etmesi

    İmam Bakır (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) uykudan kalktığında (alnını yere koyarak) Allah’a secde ederdi”[3]
    3- Namaza Olan Aşkı

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa), ne yemeği ve ne de başka bir şeyi namaza tercih etmezdi; namaz vakti ulaştığında, ne ailesini tanırdı ve ne de dostunu”[4]
    4- Kur’ân Okuması

    İmam Bakır (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa), Kur’an’ı herkesten daha güzel bir sesle okurdu”[5]
    5- Namazda Ağlaması

    İmam Seccad (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa), hiçbir suçu olmaksızın Allah korkusundan o kadar ağlardı ki, namaz kıldığı yer (secdegahı) ıslanırdı”[6]
    6- Ümmetle Beraber Olması

    Enes bin Malik diyor ki:
    “Resulullah (saa) hasta ziyaretine giderdi, cenazeyi teşyi ederdi ve kölenin davetine icabet ederdi”[7]
    7- Birlikte Oturduğu Kimseye Saygısı

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa)’in birlikte oturduğu kimsenin önünde ayağını uzatması kesinlikle görülmemiştir”[8]
    8- Sözü Kesmemesi

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) kimsenin sözünü, haddini aşmadıkça kesmezdi; kestiğinde de sakındırarak veya kalkarak bu işi yapardı”[9]
    9- Oturma Adabı

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) oturup kalkarken mutlaka Allah’ı anardı; meclislerde kendisi için özel bir yer seçmezdi ve bu işten nehy ederdi; bir toplantıya katıldığında meclisin son kesiminde (boş olan yerde) otururdu ve diğerlerine de böyle yapmalarını emrederdi”[10]
    10- Misafire Karşı Davranışı

    İmam Musa Kazım (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa)’e misafir geldiğinde, Hazret onunla birlikte yemek yerdi; misafir elini yemekten çekmedikçe, O elini çekmezdi”[11]
    11- Musafaha Etmesi

    İmam Cafer Sadık (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) bir kimseyle musafaha ettiğinde (tokalaştığında), o kimse elini geri çekmedikçe Hazret kesinlikle elini geri çekmezdi”[12]
    12- Güler Yüzlülüğü

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) sürekli güler yüzlü ve yumuşak huylu idi; sert ve katı değildi”[13]
    13- Konuşması

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) kimseyi kınamazdı; kabahatini yüzüne vurmazdı; sürçme ve ayıplarını aramazdı; sevabını ümit ettiği sözler dışında (bir şey) konuşmazdı”[14]
    14- Yemeği

    İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa), Allah ruhunu alıncaya dek sürekli arpa ekmeği yerdi”[15]
    15- Şakası

    İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) şaka ve lâtife yapardı ama haktan başka bir şey söylemezdi”[16]
    16- Normal Yemesi

    Resulullah (saa) buyurmuştur ki:
    “Biz öyle bir aileyiz ki, acıkmadıkça yemek yemeyiz ve yediğimizde de doyasıya yemeyiz”[17]
    17- Toplumda Yemek Yemesi

    İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) toplumla birlikte yemek yediğinde, ilk olarak yemeğe elini O uzatırdı; halkın doyasıya yemesi için de yine son olarak yemekten O elini çekerdi”[18]
    18- Halkın Aklı Miktarınca Konuşması

    İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) kesinlikle kendi aklı miktarınca halkla konuşmamıştır Kendisi (bu konuda) buyurmuştur ki: “Biz peygamberler topluluğu, insanlarla akılları miktarınca konuşmakla görevli kılınmışız”[19]
    19- Adaletle Bakışı

    İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) bakışlarını ashabı arasında taksim edir ve ona-buna (herkese) eşit olarak bakardı”[20]
    20- Şefkati

    İmam Bakır (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) cemaat namazı kılarken bir çocuğun ağlama sesini duyduğunda, (cemaat namazına katılmış olan annenin çocuğuna yetişmesi için) namazı hafif ve kısa kılırdı”[21]
    21- Allah İçin Sinirlenmesi

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) İlahî sınırlar çiğnenmedikçe, kendisine yapılan zulümden dolayı intikam almazdı İlahî sınırlar çiğnendiğinde sinirlenirdi; siniri de Allah içindi”[22]
    22- Misvak Kullanması

    İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) uykudan kalktığı her vakit dişlerini misvaklardı”[23]
    23- Vaktini Üçe Bölmesi

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) kendi evine gittiğinde vaktini üç kısma bölerdi: Bir kısmını Allah’a, bir kısmını ailesine ve bir kısmını da şahsi işlerine ayırırdı”[24]
    24- Dilini Koruması

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) dilini, O’nu ilgilendirmeyen ve O’na faydası olmayan şeylerden korurdu; diliyle halkı bir araya toplar ve onları kendisinden kaçırmazdı”[25]
    25- Güzel Ahlaklara Sahip Olması

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) herkesten daha cömert, daha cesaretli, daha doğru konuşan, daha vefalı, daha yumuşak huylu ve daha güzel muaşeret edendi”[26]
    26- Kız Çocuğu Olduğunda

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa)’e bir kız çocuğunun olduğuna dair müjde verildiğinde şöyle buyuruyordu: “Bir güldür; rızkı ise Allah’adır”[27]
    27- Kıbleye Doğru Oturması

    İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) genellikle kıbleye doğru otururdu”[28]
    28- Alçak Gönüllülüğü

    İmam Bakır (as), Resulullah (saa)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
    “Beş şeyi, benden sonra sünnet olması için ölünceye dek terketmeyeceğim:
    1)Kölelerle yerde yemek yemeği
    2)Palanlanmış merkebe binmeği
    3)Keçiyi elimle sağmayı
    4)Yünlü elbise giymeği
    5)Çocuklara selam vermeği[29]
    29- Saç ve Sakalını Taraması

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) sürekli olarak saç ve sakalını tarayıp düzeltirdi; saç ve sakalını genellikle suyla (ıslatarak) düzeltip tarardı”[30]
    30- Konuşurken Tebessüm Etmesi

    Ebu Derda’dan şöyle dediği nakledilmiştir:
    “Resulullah (saa) bir söz söylerken tebessüm ederdi”[31]
    31- Yürüyüşü

    İbn-i Abbas’tan şöyle dediği nakledilmiştir:
    “Resulullah (saa) yol yürürken öyle canlı ve dinamik yürürdü ki, bu yürüyüş sahibinin aciz ve yorgun insanlar gibi yürümediği, hemen kendini gösterirdi”[32]
    32- Sade Yaşayışı

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) yerde yemek yerdi; köleler gibi (dizleri üzerinde) otururdu; kendi eliyle ayakkabı ve elbisesini yamardı; (bazen) palansız merkebe biner ve arkasına da birisini bindirirdi”[33]
    33- Şecaati

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Savaş şiddetlendiğinde ve düşmanla karşı karşıya geldiğimizde Resulullah’a sığınıyorduk; Resulullah’dan düşmana daha yakın bir kimse yoktu”[34]
    34- Hamd Etmesi

    “Resulullah (saa) her gün üç yüz atmış kez Allah’a hamdederdi”[35]
    35- Konuşma Meclisi

    İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) konuştuğunda, meclistekiler başlarını aşağı eğerek (canı-gönülden O’nu) dinlerlerdi; öyle ki, sanki başlarının üzerinde bir kuş durmuştu[36] Susunca ashap konuşmaya başlardı Konuştuklarında ise, O Hazretin huzurunda birbirleriyle çekişmez ve niza etmezlerdi Birisi konuştuğunda, o sözünü bitirinceye dek susup onu dinlerlerdi”[37]
    36- Ashabı Arasında Oturması

    Ebuzer diyor ki:
    “Resulullah (saa) ashabı arasında (daire şeklinde) otururdu Bir yabancı geldiğinde soru sormak için onlardan hangisinin Peygamber olduğunu ve sorusunu O’ndan soracağını bilemezdi”[38]
    37- Esans (Koku) Kullanması

    İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa), yemekten daha çok esansa (kokuya) para harcardı”[39]
    38- Ashabını Sorup-Soruşturması

    Enes’ten şöyle dediği nakledilmiştir:
    “Resulullah (saa) ashabından birisini üç gün görmediğinde, onu sorup-soruştururdu; gaip (yolculuğa gitmiş) olduğunda, hakkında dua ederdi; hasta olduğunda ise, halini sormaya giderdi”[40]
    39- Allah’a Karşı Tevazusu

    İmam Sadık (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) Allah-u Teala’nın O’nu peygamberliğe seçtiği günden O’nun ruhunu aldığı güne dek asla yaslanarak yemek yememiştir; bu ameli, Allah’a olan tevazusundan dolayı idi”[41]
    40- Ashabı Hoşnut Etmesi

    Hz Ali (as) buyurmuştur ki:
    “Resulullah (saa) ashabından birini üzüntülü gördüğünde, şaka ve latifeyle onu hoşnut eder ve şöyle buyururdu: “Allah-u Teala, kardeşlerinin yüzüne asık suratla bakan kimseyi sevmez”[42]