Ramazan Ayı ve Oruç hakkında bilgiler

'Ramazan ve Oruç' forumunda EyLüL tarafından 19 Temmuz 2011 tarihinde açılan konu


  1. Ramazan Ayı ve Oruç hakkında bilgiler
    Ramazan Ayı ve Oruç hakkında
    Ramazan Ayı ve Oruç

    2011 Yılı Ramazan Ayı 01 Ağustos 2011′de başlayacaktır. Ramazan Bayramı ise 30 Ağustos 2011 tarihinde idrak edilecektir.

    Aşağıda Ramazan ayı ve Oruç hakkında çeşitli kaynaklardan derlenmiş çeşitli bilgiler ve videolar bulacaksınız. Faydalı olabilmemiz temennisiyle Cenab-ı Allah’tan Ramazan ayına ulaştırmasını niyaz ediyoruz.

    Ramazan-ı Şerif ve Oruç

    Oruç ayı olan Ramazan-ı Şerîf, feyizli bir hayatın yaşandığı mübârek bir mükâfât ayıdır. Nâil olduğumuz sayısız nîmetlerin kadrini hatırlatan bu ayda, fânî lezzetlerden vazgeçip bâkî lezzetlere nâil olmanın sırrına, Hakk Teâlâ’nın emir buyurduğu oruç nîmeti ile kavuşulur.


    Oruç, fazîleti ve aslî gâyesi dâimî bir ibâdet şuûru içinde nefs engeliyle mücâdele etmek ve nefsi baskı altında tutarak te’sîrini asgarîye indirebilmektir. Oruç, hayat mücâdelesinde zarûrî olan ‘sabır, irâde, nefsî arzulardan uzaklaşma’ gibi hallerin tâlimi ile ahlâkî durumumuzu kemâle erdirir. Yine bu ibâdet, nefsin bitmez tükenmez arzularına karşı insanın şeref ve haysiyetini koruyucu bir kalkandır.

    Yine oruç; sahibini, azm ü sebât, kanâat, hâle rızâ, metânet, sabır gibi ahlâkî güzelliklere erdirmenin fazîleti ile beraber mahrûmiyyet ve açlıkla nîmetlerin kadrini hatırlatır ve bu vesîle ile yoksulların hallerini düşündürüp onlara merhamet ve şefkat hisleriyle yüreklerimizi hassaslaştırır. Şükrân duygularını canlandırır. Bu vasfıyla oruç, sosyal hayattaki kin, hased, kıskançlık gibi kitleyi huzûrsuzluğa boğan menfîlikleri bertaraf etmekte en müessir bir ilâhî emirdir.

    Ashâb-ı kirâmın oruca karşı çok büyük rağbetleri vardı. Onlar, tahammülü güç sıcak günlerde dahî nâfile oruç tumaya gayret ederlerdi. Bir kısmının, güneş ışığının yakıcılığından korunacak ölçüde elbiseleri bile yoktu. Elleri ile güneş ışığından ve sıcaktan korunmaya çalışırlardı. Bütün bunlara rağmen büyük bir mânevî haz ve lezzet içinde nâfile de olsa oruçlarını devam ettirirlerdi.

    Şakîk-i Belhî buyurur:
    ‘İbâdeti lâyıkıyla îfâ edebilmek, bir san?attır. Onun kazanç mekânı, halvet; vâsıtası ise açlıktır.’
    O açlık ki, modern tıpta bile diyet adıyla sıhhatli kalmanın en birinci şartıdır. O açlık ki, tahammülü en zor olan bir mahrûmiyyettir.

    Rivâyet olunur ki, nefis, yaratıldığı zaman çeşitli iptilâ ve mahrûmiyetlere rağmen Cenâb-ı Hakk’a {REF Sen sensin, ben benim..} deme cür’et ve cehâletinde bulundu, ancak ve ancak açlık sebebiyle aczini kabûl etti. Bu sebepledir ki, irâde terbiyesinde açlığa katlanabilmek kadar müessir başka bir husûs yoktur. İrâde ise, tabiî ve nefsânî meyillere karşı koyabilmenin temel şartlarından biridir.