Porsuk eti yemek caizmi

'Sorularla İslamiyet' forumunda EyLüL tarafından 31 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu


  1. Porsuk etini yemek caiz midir?
    Kur’an-ı Kerim’de, yenmesi helal olan etlerin ayrı ayrı belirtilmesi yönüne gidilmemiş, Allah’ın nimetlerini hatırlatmak ve müslümana yaraşan şeylerin yenmesi gerektiğini vurgulamak üzere “iyi ve temiz şeylerin helal kılındığı” ifadesiyle yetinilmiştir (Bakara 2/172; Maide 5/4; A’raf 7/32). Bu cümleden olmak üzere Kur’an’da, en çok yenmesi mutat olan koyun, deve ve sığır gibi türlere (behimetü’l-en’am) işaret edilmiştir (Maide, 5/1). Haram yiyeceklerle ilgili Kur’an’daki genel ilke ise, “tayyibat” (iyi ve temiz) nevinden olmayıp “habais” (pis ve iğrenç) kapsamında olan şeylerin yasak olduğudur. Hayvansal ürünler çerçevesinde ayrıntılı olarak belirtilen haram yiyecekler ise; kendiliğinden veya dini usullerle boğazlanmadan ölmüş hayvan (meyte), akıtılmış kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlarla (Bakara, 2/173; En’am, 6/145), boğulmuş, başına veya vücuduna vurularak, düşerek ve bir başka hayvanın darbesiyle ölmüş hayvan etleridir (Maide, 5/3). Hz. Peygamber (s.a.s.)’in sünneti, Kur’an-ı Kerim’deki bu yasakları teyit eden hükümlerin yanı sıra, “pis ve iğrenç” yiyeceklerin özelliklerine ilişkin detaylar da getirmiştir. Mesela Hz. Peygamber (s.a.s.), “yırtıcı hayvanlar”ın (ağzında uzun ve sivri dişleri olan hayvanların) ve yırtıcı (pençesi ile avını parçalayan) kuşların etlerinin yenmeyeceğini özellikle belirtmiştir (Müslim, Sayd, 15, 16; Ebu Davud, Et’ime, 32; Tirmizi, Sayd, 9, 11).
    Türkçe’de porsuk diye adlandırılan hayvan, etçil hayvanların sansargiller familyasından bir memeli türüdür. Sansargiller içinde yer alan, sansar, gelincik, kunduz, su samuru vb. hayvanların tabiatında yırtıcılık ve vahşilik özelliği bulunmaktadır (“Porsuk”, “Sansargiller”, Zooloji Terimleri Sözlüğü, TDK). Farklı görüş ileri süren fıkıh bilginleri bulunmakla birlikte, bu hayvanlar yırtıcı ve etçil hayvanlar kapsamında olduklarından dolayı, bunların etinin yenmesi caiz değildir (İbn Abidin, Reddu’l-muhtar, IX, 441-444; Alauddin Abidin, el-Hediyyetu’l-Alaiyye, 223).