Platon Mağara Alegorisi

'Hakkında bilgi' forumunda Masal tarafından 14 Eylül 2012 tarihinde açılan konu


  1. Platonun Mağara Alegorisi


    Platon Mağara Alegorisi Hakkında Bilgi


    Platon’un mağara alegorisi düşünceler dünyası denilen dünyayı, filozofun bu dünyadaki vazifesini ve eşyanın manasına dair hikmetleri anlatmak için anlatılmış ufak bir model Eflatun Efendi buyurur ki, bir mağara düşünün Tek bir kapısı var ve oradan ışık geliyor.

    İnsanlar olsun, sırtları o kapıya çevrilmiş durumda Hepsi de mağaranın büyük duvarına bakıyor olsunlar. Bu insanların, boyunlarına ve ellerine ve ayaklarına zincirler bağlansın. Kafalarını ışığın geldiği kapıya çeviremesinler yani Birbirlerini de net bir biçimde göremesinler ama zincirlerle bağlı olsunlar. Bütün görebildikleri, duvardaki gölgeler olsun yani Bu gölgeleri yorumlayarak, konumlarını, diğer insanların hallerini, mağaranın dışını, eşyanın tabiatını anlamaya çalışsınlar.

    İşte insanlar, o ışık denilen şeyden bihaber, sadece gölgeler üzerinden düşünürlerken, filozof (ehl-i hikmet) denilen adamlar, kadınlar zincirlerden kurtulup mağaranın dışına çıkabilen, ardından gelip mağaradaki insanlara ışığı (hikmeti) ve dışarıdaki dünyayı anlatabilen insandır. İnsanlara dönüp, bakın efendiler, dışarıda şöyle bir dünya var, onu gördüm diyendir.

    Fakat Eflatun, akıllı bir adamdır ve şunu da demiştir: Mağaranın dışını görebilen insan, bunu mağaradakilere anlattığında, ‘anlaşılmamak’ ile imtihan olacaktır. Bu öyle bir imtihandır ki, filozof (âkil adam) bu vazifeden vazgeçebilir. Anlaşılmamak, bütün dünyası gölgeler olan birine ışıktan ve nesnelerin gerçek hallerinden bahsetmenin sancısına işaret eder. Bu öyle bir durumdur ki, mağaradan kaçıp ışığın geldiği dış dünyaya kaçanlar çoktur. Asıl hikmet sahibi, her şeye rağmen dönüp o insanlara gerçeği (hikmeti, varlığı, hakikati) anlatmaya çalışandır.