pink floyd şarkı sözleri

'Şarkı Sözü' forumunda Büsra tarafından 11 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu


  1. pink floyd şarkı sözleri
    pink floyd şarkıları
    pink floyd

    Another Brick In The Wall
    (Part I )

    Daddy's gone across the ocean,
    Baba okyanusun ötesine uçtu

    Leaving just a memory,
    Yalnızca bir anı bırakıp geride

    A snapshot in the family album.
    Bir fotoğraf aile albümünde

    Daddy, what else did you leave for me?
    Baba başka ne bıraktın benim için?

    Daddy, whatcha leave behind for me?
    Baba ne bıraktın ardında benim için?

    All in all it was just a brick in the wall.
    Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki bir tuğlaydı

    All in all it was just the bricks in the wall.
    Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki tuğlalardı

    Another Brick In The Wall
    (Part II)


    We don't need no education.
    egitime ihtiyacimiz yok

    We don't need no thought control.
    düsünce kontrolüne ihtiyacimiz yok

    No dark sarcasm in the classroom.
    sinifta alay edilmek istemiyoruz

    Teacher, leave those kids alone.
    ögretmen cocuklari yalniz birak

    Hey, Teacher, leave those kids alone!
    hey hocam cocuklari yalniz birak

    All in all it's just another brick in the wall.
    hepsi sadece duvardaki bir tugladir

    All in all you're just another brick in the wall.
    hepsi sadece duvardaki bir tuglasin

    We don't need no education.
    egitime ihtiyacimiz yok

    We don't need no thought control.
    düsünce kontrolüne ihtiyacimiz yok

    No dark sarcasm in the classroom.
    sinifta alay edilmek istemiyoruz

    Teachers, leave those kids alone.
    ögretmen cocuklari yalniz birak

    Hey, Teacher, leave those kids alone!
    hey hocam cocuklari yalniz birak

    All in all you're just another brick in the wall.
    hepsi sadece duvardaki bir tuglasin

    All in all you're just another brick in the wall.
    hepsi sadece duvardaki bir tuglasin


    Comfortably Numb
    Hello?
    Merhaba?

    is there anybody in there?
    Orada biri var mı?

    just nod if you can hear me
    Eğer beni duyuyorsan sadece başını salla

    is there anyone home?
    Evde biri var mı?

    come on, now
    Hadi ama yapma,şimdi

    i hear you're feeling down.
    Duyduğuma göre iyi değilmişsin.

    well i can ease your pain
    pekala, acını hafifletebilirim.

    get you on your feet again.
    Ayaklarını tekrar yere bastırabilirim.

    relax.
    Rahatla

    i need some information first.
    İlk önce bazı bilgiye ihtiyacım var.

    just the basic facts:
    Sadece temel gerçekler:

    can you show me where it hurts?
    Bana nerenin acıdığını gösterebilir misin?

    there is no pain, you are receding.
    hiç acı yok, uzaklaşıyorsun

    a distant ship's smoke on the horizon.
    ufukta kaybolan geminin dumanından

    you are only coming through in waves.
    Sen sadece dalgaları aşıp gelebilirsin.

    your lips move but i can't hear what you're sayin'.
    dudakların kıpırdasa da duyamıyorum ne dediğini.

    when i was a child i had a fever.
    Çocukluğumda ateşim çıktığında.

    my hands felt just like two balloons.
    Elim sanki iki balon gibi şişmişti.

    now i got that feeling once again.
    Şimdi aynı duyguyu yine yaşıyorum.

    i can't explain, you would not understand.
    Açıklayamam , anlayamazsın.

    this is not how i am.
    Bu ben değilim.

    i have become comfortably numb.
    Son zamanlarda rahatça uyuşmuş biri oldum.

    ok.
    Tamam.

    just a little pinprick.
    Sadece ufak bir iğne deliği

    there'll be no more.
    başka bir şey olmayacak

    -Screams-
    -Çığlıklar-

    but you may feel a little sick
    Fakat kendini biraz kötü hissedebilirsin.

    can you stand up?
    Ayağa kalkabilirmisin?

    i do believe it's working. good.
    Sanırım işe yaradı.güzel.

    that'll keep you going for the show
    Bu gösteriye devam etmeni sağlayacak.

    come on it's time to go.
    Hadi gitme zamanı geldi.

    there is no pain, you are receding.
    hiç acı yok, uzaklaşıyorsun

    a distant ship's smoke on the horizon.
    ufukta kaybolan geminin dumanından

    you are only coming through in waves.
    Sen sadece dalgaları aşıp gelebilirsin.

    your lips move but i can't hear what you're sayin'.
    dudakların kıpırdasa da duyamıyorum ne dediğini.

    when i was a child i caught a fleeting glimpse,
    çocukluğumda hızlı ani bir bakış yakalamıştım,

    out of the corner of my eye.
    Gözümün ucuyla

    i turned to look but it was gone.
    Ama tekrar baktığımda gitmişti.

    i cannot put my finger on it now.
    Şimdi parmaklarımı onun üzerine koyamıyorum.

    the child is grown, the dream is gone
    O çocuk büyüdü ve Rüya bitti.

    i have become comfortably numb.
    Rahatça uyuşmuş biri oldum.

    Hey You

    hey you, out there in the cold
    hey sen, dışarıda soğukta duran

    getting lonely, getting old
    yalnızlaşıyorsun, yaşlanıyorsun

    can you feel me?
    beni hissedebiliyor musun?

    hey you, standing in the aisles
    hey sen, koridorda ayakta duran

    with itchy feet and fading smiles
    kaşınan ayaklar ve kaybolan gülüşlerle

    can you feel me?
    beni hissedebiliyor musun?

    hey you, dont help them to bury the light
    hey sen, ışığı gömelerine izin verme

    don't give in without a fight.
    savaşmadan pes etme

    hey you, out there on your own
    hey sen, orada yalnız duran

    sitting naked by the phone
    telefonun yanında çıplak oturan

    would you touch me?
    bana dokunur muydun?

    hey you, with your ear against the wall
    hey sen, kulağı duvarda olan

    waiting for someone to call out
    birinin seslenmesini bekleyen

    would you touch me?
    bana dokunur muydun?

    hey you, would you help me to carry the stone?
    hey sen, bana taşı taşımamda yardım eder miydin?

    open your heart, i'm coming home.
    kalbini aç, eve geliyorum

    but it was only fantasy.
    ama bu sadece fanteziydi

    the wall was too high,
    duvar çok yüksekti

    as you can see.
    görebildiğini üzere

    no matter how he tried,
    ne kadar çabalarsa çabalasın

    he could not break free.
    özgür kalamadı

    and the worms ate into his brain.
    ve solucanlar beynini yedi

    hey you, standing in the road
    hey sen, yolda ayakta duran

    always doing what you're told,
    hep sana söyleneni yapıyorsun

    can you help me?
    bana yardım edebilir misin?

    hey you, out there beyond the wall,
    hey sen, orada duvarın ötesinde olan

    breaking bottles in the hall,
    holde şişeleri kıran

    can you help me?
    bana yardım edebilir misin?

    hey you, don't tell me there's no hope at all
    hey sen, bana hiç umut olmadığını söyleme

    together we stand, divided we fall.
    birlikte ayakta duruyoruz, ayrılırsak düşeriz



    Wish You Were Here


    So, so you think you can tell Heaven from Hell, blue skies from pain
    cehennemden cenneti, acılar içinden mavi gökyüzünü anlatabileceğini mi
    düşünüyorsun?

    Can you tell a green field from a cold steel rail?
    soğuk çelik raylardan yeşil çayırları anlatabilir misin?

    A smile from a veil?
    bir maskeden gülümsemeyi?

    Do you think you can tell?
    anlatabileceğini düşünüyor musun

    And did they get you to trade your heroes for ghosts?
    ve sana kahramanlarınla hayaletleri takas ettirdiler mi?

    Hot ashes for trees?
    ağaçlarla sıcak külleri?

    Hot air for a cool breeze?
    Sıcak hava ile soğuk bir esintiyi?

    Cold comfort for change?
    bozuk para olarak soğuk komfor verdiler mi?

    And did you exchange a walk on part in the war for a lead role in a cage
    ve kafesteki başrol için savaştaki sıradan rolü değiştin mi?

    How I wish, how I wish you were here.
    burda olmanı ne çok isterdim

    We're just two lost souls swimming in a fish bowl, year after year,
    biz sadece balık kabında yüzen iki kayıp ruhuz, yıllar boyunca

    Running over the same old ground
    hep aynı yüzeyde koşan

    What have you found? The same old fears.
    ne buldun? aynı eski korkuları mı?

    Wish you were here
    keşke burda olsaydın

    Alıntıdır..