Peygamberimize İlk Vahyin Gelişi

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda zamaneanne tarafından 18 Aralık 2012 tarihinde açılan konu


  1. Peygamberimize İlk Vahyin Gelişi Nasıl Gerçekleşmiştir


    İlk vahiy geldiği zaman peygamber efendimiz 40 yaşındaydı. Yıllardan beri devam edip gelen bir âdetleri vardı: Her senenin Ramazan ayını Hirâ Dağının tepesindeki mağarada tefekkür, ibâdet ve duâ ile geçirirdi.Burası sesiz ve sâkindi. Tefekkürüyle başbaşa kalması için en müsâit yerdi.

    Kâinatın Efendisi, artık sesiz, sâkin ve İlâhi tecelli mazhariyetine erecek Hirâ Dağının tepesindeki mağaradaydı. Burada ibadetiyle, tâatıyla, duâ ve tefekkürüyle meşguldü.Ramazan ayının on altı gecesi geride kalmıştı.
    Ve Ramazanın on yedisi Pazartesi gecesi idi.Nur Dağı derin ve mânâlı bir sessizliğe bürünmüştü. O civarda her şey de onunla birlikte sessiz ve sâkindi.

    Gecenin yarısı geçmiş idi ve zaman seher vaktine ayak basmıştı.Vahiy meleği Cebrâil (a.s.) en güzel bir insan suretine bürünmüştü. Mis gibi kokularla çevre buram buram kokmakta idi. Havf ve recâ, heyecan ve sükûnet tecellileri içiçe idi.

    Cebrâil (a.s.), son derece sevinçlidir. Çünkü, son resûl ile, Peygamberler Peygamberi ile muhatap olacak, "habibullah" ünvânını îmânı, ibadeti, tefekkürü ve mücâhedesiyle hak edecek olan Sultan-ı Levlâk'la konuşacak, Onunla yüzyüze gelecekti.

    Beklenen an gelmişti.

    Vahiy meleği Cebrâil (a.s.) bu ıssız ve karanlık gecede, güzel bir insan suretinde, etrafa ışıl ışıl nûrlar saçarak göz kamaştırıcı bir aydınlıkla Kâinatın Efendisine göründü. Tatlı fakat gür bir sadâ ile hitap etti:

    "Oku!"
    Kâinatın Efendisini hayret ve korku sardı. Yüreği ürperiyordu!
    "Ben okuma bilmem" diye cevap verdi.
    Hazret-i Cebrâil, kendilerini kucakladı ve sıkıp bıraktıktan sonra, tekrar,
    "Oku!" diye seslendi.
    Fahr-i Kâinat aynı cevabı verdi:
    "Ben okuma bilmem!"
    Hazret-i Cebrâil, ikinci kere Kâinatın Efendisini kucakladı ve sıkıp bıraktıktan sonra yine seslendi:
    "Oku!"
    Bu sefer Fahr-i Kâinat:
    "Ben okuma bilmem," dedi. "Söyle ne okuyayım?"
    Bunun üzerine melek, Allah'tan aldığı ve Resûlüne teslim etmeye geldiği Alâk Sûresinin ilk ayetlerini başından sonuna kadar okudu:
    "Yaratan Rabbinin ismiyle oku. O Rabbin ki, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku. Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, insana kalemle yazmayı öğretendir."

    Heyecan ve haşyetin son haddinde Kâinatın Efendisi bizzat konuştuğu lisanla nâzil olan âyetleri kelimesi kelimesine tekrar etti. Artık, inen âyetler Allah Resûlünün hem diline, hem kalbine yerleşmişti.O andaki vazifesi sona eren Hazret-i Cebrâil de birden bire kayboluverdi.