Peygamber Efendimizin Veda Haccı Duası

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda Aderito tarafından 8 Ocak 2013 tarihinde açılan konu


  1. Peygamberimizin Veda Haccı Duası

    Resûlullah efendimiz, Veda Haccında, "Vedâ hutbesini" bitirdikten sonra Bilâl-i Habeşî hazretleri, ezan-ı şerîfi okudu Bütün Eshâb-ı kirâm, huzûr ve huşû içinde dinlediler

    Peygamberimiz, namazı kıldırdıktan sonra devesine bindi Cebel-i Rahme'nin dibine varıp kayaları önüne alıp, kıbleye dönerek vakfeye durdu Herkesin vakfeye durmasını emretti

    Daha sonra:
    Hayır, ancak ahiret hayrıdır" buyurdu

    Mübârek ellerini göğüs hizâsında kaldırarak, bütün peygamberlerin yaptığı pek fazîletli olan şu duâya başladı Bizlere, bu şekilde duâ etmemiz için işaret buyurmuş oldu:
    Allahü teâlâdan başka ilâh yoktur O birdir Eşi ortağı yoktur Mülk, O'na âittir Hamd, O'na mahsustur
    Ey Allahım! Kabir azâbından, kalbin vesvesesinden, işlerin dağınıklığından sana sığınırım!

    Ey Allahım! Rüzgârların getirdiği âfetin şerrinden sana sığınırım! Ey Allahım, gözümde bir nûr, kulağımda bir nûr, kalbimde bir nûr yarat! Ey Allahım, göğsüme genişlik ver, işimi kolaylaştır!

    Ey Allahım! Kalbe vesvese veren şeytandan, işlerin karışıklığından, kabir fitnesinin şerrinden, gecenin getirdiği şeylerin şerrinden, gündüzün getirdiği şeylerin şerrinden, korkunç rüzgârların getirdiği âfetlerin şerrinden, zamanın nöbet nöbet gelen mihnet ve belâlarının şerrinden sana sığınırım!

    Ey Allahım, sağlığın hastalığa çevrilmesinden, birden bire gelip çatacak azâbından ve bütün gazâbından sana sığınırım!

    Ey Allahım! Beni hidâyetine ulaştır Geçmişimi, geleceğimi bağışla! Ey başvurulacakların en hayırlısı! Kendisinden istenilenlerin en keremlisi, en çok vereni!

    Ey Allahım! Sen, sözümü işitiyor, yerimi görüyor, gizli, açık neyim var ise biliyorsun İşlerimden hiç biri sana gizli değildir Ben çâresizim, yoksulum Senden yardım ve eman diliyorum

    Korkuyorum Kusurlarımı îtirâf ediyorum Bir çâresiz, senden nasıl isterse, ben de öyle istiyorum Zelîl bir günahkar, sana nasıl yalvarırsa, ben de öyle yalvarıyorum

    Ulu huzûrunda boynunu bükmüş, senin için gözlerinden yaşlar boşanan, senin uğrunda bütün varlığını zelîl eden, senin için burnunu topraklara sürten bir kulun sana nasıl duâ ederse, ben de öyle duâ ediyorum!

    Ey Rabbim! Duâmı kabûl buyurmaktan beni mahrûm eyleme Bana Raûf ve Rahîm ol! Ey istenilenlerin en hayırlısı ve verenlerin en keremlisi!

    Ben, sana her an muhtâcım Senin ise, bana hiç ihtiyâcın yok Sen, ancak yaratanım olarak beni bağışlar, affedersin

    Ey duâcıların duâlarını kabûl eden! Ey ümit bağlananların en üstünü! İslâmiyet ve Muhammed üzerindeki himâyen hürmetine sana yöneliyorum Benim bütün suçlarımı bağışla! Beni şu durduğum yerden bütün hâcetlerimi yerine getirmiş, dileklerimi ihsân buyurmuş, temennilerimi gerçekleştirmiş olarak döndür!

    Bizler, topluca senin Beyt-i Harâm'ına geldik Şu büyük Meşâir'de vakfeye durduk Şu mübârek yerlerde hazır bulunduk Ümîdimiz, yüce katındaki sevab ve mükâfâta nâil olmaktır Ümîdimizi boşa çıkarma Allahım!"

    Resûlullah efendimiz, bu duâdan sonra vakfe yaptı Akşam üzeri:


    "Bugün, dîninizi sizin için ikmâl eyledim Üzerinize olan nîmetimi tamamladım ve size din olarak İslâmiyet'i vermekle râzı oldum” meâlindeki âyet-i kerîme nâzil oldu

    Böylece, İslâm dini ikmal bulmuş oldu Bildirilmemiş, açıklanmamış hiçbir emir, yasak kalmadı Peygamber efendimiz de vazifesini tamamlamış oldu Kısa bir müddet sonra da bu fâni dünyadan ayrıldı