Peygamber Efendimizin Ümmetine Düşkünlüğü

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda ZORBEY tarafından 19 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu


  1. Hz Muhammed in Ümmetine Düşkünlüğü
    Peygamber Efendimizin Ümmet Sevgisi

    Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bütün varlığı şefkatle kucaklamış, başta insanlar olmak üzere kainat O’nun temsil ettiği rahmetten istifade etmiştir. Her güzel haslet ve ahlâkta olduğu gibi Allah Resûlü şefkatte de zirvedir. O’nun hayatının her karesi bu aşkın şefkatinin bir tecellisidir. Hayatı bir dantelâ gibi şefkat atkıları üzerine örgülenmiştir.

    Ey insanlar size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki sizin sikintiya ugramaniz ona pek agir gelir. O size çok düskün mü'minlere çok sefkatli çok merhametlidir.' Bu ayet Peygamber Efendimiz (sav)in bizlere olan düskünlügünü bizler için nasil endiselendigini sikintilarimiza dayanamadigini bunlarin kendisine pek agir geldigini mü'minlere olan sefkatini ve merhametini çarpici bir sekilde ifade etmektedir.

    Bu derece sefkat ve merhamete insanlik tarihinde rastlamak mümkün degildir. Engin rahmeti öyle boyutlara ulasmistir ki inkâr edenlerin bile hidayete ermeleri için çabalamistir. ALLAH-u Zülcelal Kur'an'da söyle buyurmustur: "Bu söze (Kur'an'a) inanmiyorlar diye neredeyse kendini telef edip bitireceksin."

    Ümmetini cehennem azabina götüren bir yola düsmemesi için bir baba sefkatinin ötesinde ikaz eden ALLAH Resûlü bizlerin hep hayirlara güzelliklere kavusmasi hususunda hep israrli olmustur. Nitekim Sefkat Peygamberi ümmetine olan bu düskünlügünü söyle ifade etmisti: "Hiç süphesiz ben size bir babanin evlatlarina olan durumu gibiyim."
    Onun düskünlügü sadece dönemindeki insanlari degil kiyamete kadar gelip geçecek bütün ümmetini de kapsamaktaydi. Bu düskünlügü onu her gece sabahlara kadar ümmeti için dualarla Rabbine yakarmasina neden olurdu. Bir gün Peygamberimiz ellerini kaldirmis "ALLAH'im ümmetimi koru ümmetime aci!" diye aglayarak dua ederken Yüce ALLAH Cebrail'e buyurdu ki: "Ey Cebrail! Gerçi Rabbin her seyi bilir; ama sen git Muhammed'e niçin agladigini sor." Cebrail geldiginde Peygamberimiz ona ümmeti için agladigini söyledi. Cebrail ALLAH huzuruna dönüp durumu anlatti.
    Yüce ALLAH buyurdu ki: "Ey Cebrail Muhammed'e git ve sunu söyle: Biz seni ümmetin hakkinda hosnut edecegiz ve asla üzmeyecegiz."

    ALLAH Resûlü müminlere kendi nefislerinden daha yakin ve önceliklidir. Inananlara dünya ve ahirette hayirlarina olani göstermistir. Bir hadis-i serifte; "Ben mü'minlere kendi öz canlarindan daha yakinim." Isterseniz su âyeti okuyun: "ALLAH Resûlü müminlere kendi canlarindan daha azizdir." (Ahzab 33/6) buyurmus ve sonra da sözüne söyle devam etmistir: "Kim bir mal birakirsa o akrabalarinadir. Fakat kim de bir borç veya bakima muhtaç kimse birakarak giderse borcunun ödenmesi ve geride kalanlarin bakimi bana aittir."

    Yine harp meydaninda disi kirilip yüzüne migferinin bir parçasi saplandigi ve yüzünden dökülen kan yere düsecegi esnada hemen ellerini kaldirarak "ALLAH'im kavmime hidayet et çünkü onlar (beni) bilmiyorlar" niyaziyla kâfirlerin basina gelmesi muhtemel bir belayi önlemisti. Miraç'ta bile ümmetini düsünen ve dönüp gelen Efendimiz (sav) ümmetine cennette ve Cenab-i Hakk'in cemalini müsahede etmede de rehberlik yapacaktir.

    Peygamber Efendimiz (sav) ashabina hitap ederek imkani yerinde olanlarin hac yapmalarinin farz oldugunu bildirmis ve hac görevini yerine getirmelerini istemisti. Orada bulunanlardan biri "Her sene mi hac yapacagiz? diye sormus ALLAH Resûlü sessiz kalmisti. Bunun üzerine soru soran kimse üç kere sorusunu tekrar eder. Sonunda Peygamber Efendimiz: "Eger evet deseydim her sene hac yapmaniz farz olacakti ve siz de buna güç yetiremeyecektiniz." Buyurarak ümmetinin altindan kalkamayacagi bir hükmün farz kilinmasini istememistir. "Eger ümmetime zorluk verecegimden çekinmeseydim her namazin basinda onlara misvak kullanmalarini emrederdim." buyurmuslardi.

    Bu ve benzeri pek çok örnek Peygamber Efendimizin (sav) ümmetine zorluk gelmemesi için kolay olani ümmeti adina tercih etmesinden gelmekteydi.

    Bir diger hadis-i serifte; "Rabbimin nezdinden bir melek geldi ve ümmetimin yarisini Cenab-i ALLAH cennete koymak ile sefaat arasinda bir tercih yapmami istedi. Ben sefaati tercih ettim. Zira sefaat daha umumi ve kifayetlidir. Siz bu sefaatin ümmetimin müttakilerine mi oldugunu saniyorsunuz. Hayir! O ümmetimin hata ve günah islemis günahlarla kirlenmis olanlari içindir." (9) Her peygamber ALLAH Teâlâ'nin reddetmeyecegi duasini dünyada iken yapmis ve bu hakkini kullanmistir. Sevgili Peygamberimiz ise reddedilmeyecek duasini kiyamet gününde ümmetine sefaat etmek üzere âhirete saklamis ve böylece ümmetini ne kadar çok sevdigini göstermistir.

    ALLAH Resûlü (sav) ümmetinden bir kisminin cehenneme girecegini duydugu an mahser meydaninda secdeye kapanip "Ümmetim! Ümmetim!" diye yakarisa geçecek O'na "Artik basini kaldir! Sefaat et sefaatin kabul edilecek!" deninceye kadar basini yerden kaldirmayacaktir. (10) Böylelikle iman edenler ALLAH'in izniyle Peygamberimizin sefaatine nail olabileceklerdir.

    Bu hususta Peygamber Efendimiz'e kimlere sefaat edecegi soruldugunda "Benim sefaatim dili kalbini tasdik ederek yürekten kelime-i tevhidi getirenleredir." buyurarak samimi olarak "La ilahe illALLAH Muhammedun Resûlullah" diyenlerin sefaatten mahrum birakilmayacaklarini bildirmistir. (11) Bu ne büyük bir seref ve üstünlüktür iman edenler için degil mi?
    Peki Peygamber Efendimizin (sav) bizlere olan düskünlügü bu boyutlarda iken bizler nasil bir davranis içerisinde olmaliyiz? Bizleri Peygamber Efendimizin sevgisinden alikoyan nedir? Neden geregi gibi ona uyamiyoruz?

    Bir hadiste Peygamber Efendimiz (sav) söyle buyuruyor: “Beni nefsinizden (öz benliginizden) anne babanizdan esinizden daha çok sevmedikçe kamil iman sahibi olamazsiniz.” Demek ki nefsimiz bizi birakmiyor. Sahabeler Efendimizi çok fazla seviyor ve her hal ve davranislarinda kendisine mutabaat yapiyorlardi. Bu noktada oturup nasil daha iyi bir mümin olabilirim diye düsünmemiz gerekiyor. Bir mümin olarak bu kadar ilgi özen ve düskünlüge karsilik Peygamberimize yarasir bir ümmetin bireyi olarak üzerimize düsen vazifelerimizi yerine getirmemiz sarttir.

    Kuran ve hadisler isigi altinda yasamimizi Peygamber Efendimizin (sav) açikladigi Islam dogrultusunda planlamali eksiklerimizi arastirip ögrenmeli ve gidermeye çalismaliyiz. Bilmedigimiz hususlari da alimlerden ve ALLAH dostlarindan ögrenmeliyiz. Peygamberimizin (sav) bizlere olan bu düskünlügünü unutmadan salavatlarla onu anmali ve Rabbimize böyle bir Peygambere ümmet olmayi nasip ettigi için sükretmeliyiz. ALLAH-u Zülcelal hepimize rahmet ve merhametiyle muamelede bulunarak Peygamber Efendimizin sefaatine nail kilsin. (Amin)

    alıntı