Peygamber Efendimizin İblisle Konuşması

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda zamaneanne tarafından 11 Eylül 2012 tarihinde açılan konu



  1. Peygamber Efendimizin İblisle Konuşması Hakkında Bilgi



    Peygamber efendimizin İblis ile konuşması olayı şöyle gerçekleşmiştir:


    îbni Abbas (R.A.) den naklen Muaz bin Cebel rivayet ediyor;

    Bir gün Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz Hz. Eyyüb El-Ensarî'nin evinde ashabı ile sohbet ederlerken, dışarıdan:

    - Ya Rasülullah! Görülecek, halledilecek bir işim var. Halli için içeriye girmeme müsaade buyurur musunuz? diye bir ses geldi. Bu sesi işiten Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz ashaba dönerek:

    - Bu sesin sahibinin kim olduğunu biliyor musunuz

    - Allah ve Rasülü en iyi bilendir. Sesin sahibinin kim olduğunu bilmiyoruz ya Rasûlullah! dediler. Efendimiz:

    - O, melûn îblîs'tir Allah'ın laneti O'nun üzerine olsun, buyurunca
    Hz. Ömer (R.A.) hemen yerinden fırlayarak:
    Ya Rasûlullah! izin veriniz. O'nu hemen öldüreyim, dedi.

    - Dur ya Ömer! Bilmez misin ki
    O'na belli hır vakte kadar mühlet verilmiştir. Buna kimse muktedir değildir. Öldürmeyi aklından çıkar, dedikten sonra şöyle buyurdu:

    - Kapıyı açın, gelsin. O, buraya gelmek için emir almıştır. Söyleyeceği sözleri iyice anlamaya çalışınız'.
    Rasûlüllah'ın izni üzerine açılan kapıdan melun îblîs içeri girdi. Gözleri yukarı doğru açılmış, kafası büyük bir fil kafası gibi. şaşı, köse bir ihtiyar görünümünde. îblîs:

    - Selam sana ya Muhammedi Selam size ey Peygamber ashabı! diye selam verdi. İblîs'in selamını kimse almadı. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

    - Selam Allah'ındır ey mel'un! buyurarak, bize niçin geldin ya laîn? diye sordu.
    İblis:

    - Ben de buraya gelmekten çok rahatsız oldum. Allah-u Teala'nın, bir melekle; "Habibim Muhammed'e (S.A.V.) zeliline bir şekilde gidecek ve insanları nasıl aldattığını anlatacaksın. Sana ne sorulursa doğru cevap vereceksin şeklindeki emri üzerine buraya geldim." dedi.
    Bunun üzerine Peygamberimiz (S.A.V.) Efendimiz.

    - Ya mel'un! Söyle bakalım. insanlar arasında en çok sevmediğin kimdir? diye sordu, îblîs:

    - Sensin ya Muhammedi diye cevap verdi. Rasülüllah:

    - Benden sonra en çok kimleri sevmezsin? diye sordu, îblîs:

    - Adil devlet reislerini, ilmiyle amel eden alimi, Varlığım Allah yoluna adayan müttakî genci.
    Sabırlı olan fakiri ki, ihtiyacım üç gün üst üste hiç kimseye anlatmaz, halinden kimseye şikayet etmez. Şükreden zengini ki, kazancı helal yoldandır ve Allah rızası için harcar ,fakir ve yetimleri korur.
    Kur'ân-ı hıfzederek onunla amel edeni ve beş vakit Allah (c.c.) rızası için ezan okuyan .müezzini, Dinine bağlı, daima abdestli olan zahidi ve kendini haramdan sakınan merhametli kalb sahi-bini; Helal yiyip cömert olan kişiyi ve Hakk için tevazu edip, ahlakı güzel olanı; Herkes uyurken gece kalkıp namaz kılanı; Allah (c.c.) için sevişen iki genci, Cemaatle namaz kılmaya çok istek ve dikkatli mü'mini kalbinde bir şey olmaksızın arkadaşlarına nasihat verip, Allah'ın (c.c.) tekeffül ettiğini tasdik edeni; İhlaslı ve tesettüre riayet eden kadınlara yardımcı olan kimseyi; ölüm her an gelecekmiş gibi hazırlık yapan müslümanı hiç sevmem. Bunlar benim can düşmanlarımdır, diye cevap verdi.
    Resülullah (S,A.V.) Efendimiz ile îblis arasında şu konuşma geçti:

    - Ümmetim tadil-i erkan üzere namazını eda etse nasıl olursun?

    - Beni bir sıtma tutar, tir tir titrerim. Kul Allah için secde ettikçe bir derece yükselir.

    - Peki, oruç tuttukları zaman?

    - Elim, ayağım bağlanır. Ta onla iftar edinceye kadar.

    - Kur'an okudukları zaman?

    - Eririm. Suda eriyen tuz, 'Ateşte eriyen kurşun gibi.

    - Hacc etseler?

    - Boynuma bir zincir vurulur.

    - Sadaka verdikleri zaman nasıl olursun?

    - İste o zaman halim çok kötü olur. Sanki sadaka veren başımdan aşağıya beni ikiye böler.
    Zira sadakada şu hasletler vardır;
    Sadaka verenin malı bereketlenir. Allah-u Teala sadakalarım cehennemle arasında perde yapar, her türlü belâ sıkıntı ve üzüntüleri ondan giderir, duaları makbul olur, Kıyamet günü hayırları mizanda ağır gelir.
    İblîs'in bu sözlerinden sonra Resülüllah (S.A.V.) Efendimiz, ona sıra ile şu sorulan sordu.

    - Ya mel'un! Beraber oturduğun arkadaşın kimlerdir?

    - Faiz yiyenler.

    - Dostların kimlerdir?

    - Zina edenler, yalan söyleyenler.

    - Yatak arkadaşların ve hizmetçilerin kimlerdir?

    - İçki içenler, sarhoşlar.

    - Misafirlerin kimlerdir?

    - Hırsızlar.

    - Elçîn ve habercilerin kimlerdir?

    - Sihirbazlar. .

    - Gözünün nuru nedir?

    - Talak'a (Karısını boşamak için) yemin edenler.

    - Sevgililerin kimlerdir?

    - Cuma namazını terkedenler.

    - Hazinedarın?

    - Zekat vermeyenler.

    - Peki, ya lain, senin kalbini ne kırar?

    - Allah rızası için cihada giden atların kişnemesi.

    - Senin cismim ne eritir?

    - Günahlarına tövbe edenlerin tövbesi.

    - Ciğerini parçalayan nedir?

    - Gece ve gündüz Allah'a çokça yapılan istiğfar.

    - Peki, yüzünü ne kara eder?

    - Gizlice