Peygamber Efendimizin Dürüstlüğü

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda EyLüL tarafından 20 Kasım 2011 tarihinde açılan konu


  1. Peygamber Efendimizin Dürüst Kişiliği
    Peygamber Efendimizin Dürüstlüğü Hakkında
    Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed'in (sav) doğruluğu dürüstlüğü

    Hz, Muhammed (a.s.) yirmibeş yaşlarına geldiği zaman Mekke şehrinde onun dürüst ve namuslu bir genç olduğunu artık herkes biliyordu. Şehirde zengin ve dul bir kadın vardı; adı Hatice idi. Hemşehrileri, kendisine temiz ve tüccar kadın anlamına gelen "et-Tâciretüt-Tâhire" diyorlardı. İki defa evlenmiş ve her evliliğinden birer çocuğu olmuş olmasına rağmen hâlâ genç sayılırdı. Güzelliğinin şöhreti zenginliğinden daha az değildi. Mekke'nin ileri gelenleri tarafından defalarca evlilik teklifi almış olmasına rağmen hepsini geri çevirmişti.

    İlk vahyin heyecanından çok etkilenen ve dönüp evine geldiği zaman bile titremesi devem eden Hz. Peygamber, uykudan uyanıp kendine geldiği zaman, gördüğü şeyin kendisi için bir uğur ve beşaret mi, yoksa bir uğursuzluk mu olduğuna bir türlü karar veremezken, Hz. Hatice, ona"Korkma, Allah seni asla fenalığa terketmez. Olsa olsa sana iyilik eder. Çünkü hısım akrabana yardım edersin, aileni korursun, herkese doğru yolu gösterir, yetimleri kayırırsın. Sözün doğrusunu söylersin, emânete hıyanet etmezsin, felâkete uğrayanların yardımına koşar, fakir fukaraya iyilik edersin ve herkese karşı nazik ve saygılı davranırsın"dedi. Böylece bu hadisenin sevgili eşi için mutlaka bir hayır ve uğur olduğuna olan inancını dile getirdi.

    Kaba kuvvetin ve zorbalığın simgesi sayılan Ebu Cehil bile birgün ona karşı şöyle bir itirafta bulunmak zorunda kaldı ve dedi ki: "Ey Muhammed, biz seni küçük yaştan beri yakından tanıyoruz. Şimdiye kadar hiçbir konuda yanlış yaptığını ve yalan söylediğini işitmedik. Dürüst ve iffetli biri olduğun için biz sana Muhammed'ül-Emîn adını verdik. Ayet diye okuduğun şeyler hakkında da senin yalan söylemediğini ve bu konuda samimi olduğunu biliyoruz. Fakat sana vahiy getirdiğini söylediğin o melek midir, nedir, o var ya işte o seni kandırıyor. Sakın ona aldanma, bu işten vazgeç!"

    Bunun üzerine inen âyette "İşte görüyorsun ya, onlar sana, yalancısın diyemiyorlar, fakat o zalimler Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar" (En'âm 6/33) buyuruluyor ve onun inkâr edilemez dürüstlüğü vurgulanıyordu.

    Peygamberimiz, dogruluk ve dürüstlügün en güzel örnegi idi. O, çocuklugundan itibaren dogruluktan ayrilmamis, hiç yalan söylememistir. Peygamberliginden önceki gençlik döneminde dogrulugu ve güvenilir kisiliginden dolayi kendisine, “Muhammedü’l-Emin” yani, “Güvenilir Muhammed” denilirdi. Düsmanlari bile onun dogrulugunu kabul etmis, kendisine yalanci diyememislerdi.
    Peygamberimizin en büyük düsmani Ebü Cehil: “Muhammed! Biz seni yalanlamiyoruz, san bizim kanaatimize göre dogrusun. Biz ancak senin getirdigini yalanliyoruz.” Demis, bu söz Peygamberimizi üzmüstü. Bunun üzerine “Onlarin söylediklerinin seni üzdügünü elbette biliyoruz. Aslinda onlar seni yalanlamiyorlar, fakat o zalimler, açiktan açigi Allah’in ayetlerini inkar ediyorlar.” Ayeti inmistir.

    Kureys’in ileri gelenlerinden Haris b. Amir de söyle demistir.

    “Ey Muhammed, vallahi sen bize hiç yalan söylemedin, fakat biz sana uyarsak yerimizden olacagiz, bundan dolayi iman etmiyoruz.”

    Ebü Süfyan Müslüman olmadan önce ticaret amaciyla Sam’a gittigi zaman Bizans Imparatoru Onu kabul etmis ve Peygamberimizle ilgili kendisine bazi sorular sormustu. Bu sorulardan birisi de söyle idi:

    • Peygamberlik iddiasinda bulunan bu zatin, daha önce hiç
    • yalan söyledigini duydunuz mu? Ebü Süfyan:
    • Asla, yalan söyledigini hiç duymadik, diye cevap vermistir.
    • Bunun üzerine Imparator:

    Size peygamberlik iddiasinda bulunan bu zatin evvelce hiç yalan söyleyip söylemedigini sordum. Onun hiç yalan söylemedigin ifade ettiniz. Sayet bu zat Allah hakkinda yalan söylemis olsa daha evvel insanlara yalan söylemesi gerekirdi, demis ve Peygamberimizin dogrulugu sebebiyle gerçekten peygamber oldugunu ifade etmistir.

    Peygamber oldugu zaman Mekke’de halkini Islam’a davet için toplamisti. Safa tepesine çikarak orada toplananlari: “Ey Kureys halki! Size bu dagin arkasinda bir düsman ordusunu geldigini söylesem bana inanir misiniz”? dedi, orada bulunanlar:

    “Hepimiz inaniriz, çünkü sen ömründe yalan söylemedin” diye cevap verdiler. Bu toplulugun içinde Peygamberimizin en azili düsmanlari da vardi. Onlar da Peygamberimizin dogrulugunu itiraf etmislerdi.

    Peygamberimiz, kendisi dogru sözlü oldugu gibi bizim de dogru olmamizi ve yalanciliktan sakinmamizi istemis ve söyle buyurmustur. “Dogruluktan ayrilmayin. Zira dogruluk iyilikle beraberdir. Dogru ve iyi olanlar cennettedirler. Yalandan kaçinin, çünkü yalan kötülükle beraberdir. Yalan söyleyen ve kötülük edenler de cehennemdedirler.”

    O, yalandan hiç hoslanmaz, yalancilari sevmezdi. Peygamberimiz çocuklari kandirmak için yalan söylenmesini de iyi karsilamamistir.
    • Abdullah b. Amr diyor ki:
    • Peygamberimiz bir gün evimizde bulundugu bir sirada annem bana:
    • “Gel sana bir sey verecegim” diye çagirdi.
    • Peygamberimiz anneme:
    • Çocuga ne vermek istedin? Diye sorunca annem:
    • Hurma verecegim, diye cevap verdi. Bunun üzerin
    • Peygamberimiz:
    • “Egen onu aldatip bir sey vermeseydin, sana bir yalan
    • günahi yazilirdi.” Buyurdu.