Peygamber Efendimizin Amcası Ebu Talibe Verilişi

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda Yasemin tarafından 5 Haziran 2013 tarihinde açılan konu


  1. Peygamber Efendimizin Amcası Ebu Talibe Verilişi Hakkında Bilgi




    Ebu Talib Peygamber Efendimiz'in Dedesi Abdülmuttalipten sonra kendisini büyüten, babası makamında ki en sevgili amcasıdır.Peygamber Efendimizin babası ile anne-baba bir kardeştirler. Hicretten 3 sene önce 80 yaşını geçkin halde vefat etti. Oğulları; Hazreti Ali, Caferi Tayyar ve Akil islamiyete büyük hizmette bulunmuştur.

    Dedesi tarafından kendisine koruyucu olarak tayin edilen amcası Ebû Tâlib’in himâyesinde.

    Ebû Tâlib, son derece merhametli bir insandı. Fakat oldukça fakirdi. Mekke etrafında yayılan ve şehre getirilince sütünden faydalanılan birkaç devesinden başka herhangi bir mal ve mülke de sahip değildi. Aile efradı kalabalık olan Ebû Tâlib, haliyle maişet cihetiyle büyük sıkıntı içinde bulunuyordu.

    Bütün bunlara rağmen o, dürüstlüğü ve doğru yaşayışı ile Kureyşliler tarafından sevilir, sayılır ve hürmet görür idi. Hz. Ali, babasının bu durumunu şu ifadelerle dile getirir..Babam, Kureyş’in fakir, fakat ileri gelenlerinden şerefli biri idi. Hâlbuki, kendisinden evvel, böyle yoksul olduğu halde kavminin ulu kişisi olmuş bir kimse gelmemiştir.

    Ebu Tâlib, yaşayışı bakımından da, Câhilliyye devrinin kötülük ve çirkinliklerinden uzaktı. Kureyşli müşriklerin su gibi içtikleri içkiyi o, babası Abdülmuttalib gibi, asla kullanmazdı. Görüldüğü gibi Ebû Tâlib, her haliyle Kâinatın Efendisini himâye edecek evsafta bulunuyordu.

    Ebû Tâlib, aynı zamanda kardeşi Zübeyr’den kendisine geçen Kâbe perdedarlığı demek olan rifade” ve hacılara su içirme hizmeti demek olan sikaye” vazifelerini de yürütüyordu. Ne var ki fazla masraf gerektiren bu vazifelerin altından dar bütçesiyle kalkamayacağını anlayınca, üç hac mevsiminden sonra bu görevleri kardeşi Hz. Abbas’a devretmek zorunda kaldı. Sikâye ve rifade hizmetleri, Mekke’nin fethine kadar Hz. Abbas’ın elinde devam etti. Resûlullah, Mekke’yi fethettikten sonra bu görevleri yine aynı elde bıraktı.

    Ebû Tâlib de, babası gibi, Sevgili Peygamberimize candan bağlıydı. Öz baba gibi, yetişmesine son derece dikkat ediyordu. Yeğenini asla yanından ayırmak istemezdi. Gittiği her yere onu da götürür, yanıbaşına oturtur ve bir arkadaş gibi kendisiyle sohbet eder ve konuşurdu.

    Ebû Tâlib’in evinde Peygamber Efendimiz olmadan sofraya oturulmazdı. Sofra hazırlandığında Peygamber Efendimiz görülmeyince amca, Muhammed’im nerede? Çağırın, gelsin derdi. Çünkü onun bulunduğu sofrada herkes doyarak kalkar ve yemek yine de artardı. Bulunmadığı sofralarda ise, çok kere sofradakiler doymadan yemek biterdi.