Peygamber Efendimizin Alemlere Rahmet Olarak Gönderilmesi Ne Demektir

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda Yasemin tarafından 30 Mayıs 2013 tarihinde açılan konu


  1. Peygamber Efendimizin Alemlere Rahmet Olarak Gönderilmesi Ne Demek



    Peygamber Efendimiz s.a.v'in alemlere rahmet olarak gönderilmesi ne anlama gelir ne anlama gelmektedir ne dmeketir aşağıda bu sorunun cevabını açıklayıcı bir şekilde okuyabilirsiniz.

    Peygamber Efendimiz'in sallallâhu aleyhi ve sellem âlemlere rahmet olduğu, Kur'ân-ı Kerim'in değişik âyetlerinde ifade edilmektedir: Enbiyâ sûresindeki وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ Başka değil, Biz seni bütün alemlere ancak rahmet olarak gönderdik. âyet-i kerimesi bu hakikati açıkça seslendirir. Bu âyet, ümmet-i Muhammed arasında da Allah Resûlü'ne karşı saygının ifadesi olarak çok yaygınlaşmış ve dualardan evvel okunur olmuştur.

    Evet, Efendimiz, âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Kur'ân'da ağırlığı ile yerini alan bu husustan önceki iki âyette, salih kulların yeryüzüne vâris oldukları/olacakları anlatılmaktadır. Hz. Muhammed a.s.v o ulvi mahiyetiyle âdeta Cenâb-ı Hakk'ın rahmetinin tecessüm etmiş şeklidir. İstidat ve kabiliyetlerini yerinde kullananlar, kullanıp o pâk mevride uğrayanlar, o sayede hem dünyalarını hem de ukbâlarını mamur etmiş, küfür ve dalâletin verdiği susuzluklarını giderip imansızlığın o korkunç girdabından kurtulabilmişlerdir.

    Buradan hareketle bizler, Allah Resûlü'nün neşrettiği nur sayesinde, hiçbir canlının abes olmadığını ve Allah'ın abes yaratmadığını anlıyor, Allah'ın bu iç içe meşherleri karşısında iki büklüm oluyor ve "Sen ne büyüksün!" diyoruz; diyor, uzak yakın çevremizde görüp hissettiğimiz her şeye karşı derin bir hayranlık duyuyoruz. O'nun neşrettiği nur sayesindedir ki, büyük-küçük, canlı-cansız her şeyin çehresindeki hikmetleri müşâhede ediyor ve "Akılların sanatına hayran kaldığı Zât'ı takdis ederiz.

    Aişe Validemiz, evindeki Dâcin denilen bir kuşu anlatırken şöyle demektedir: Efendimiz, evde bulundukları zaman kuş sükûnetle durur ve Allah Resûlü'nü dinler gibi bir temkin içinde bulunurdu. O, evden ayrılınca, kuş da debelenir durur ve âdeta huysuzlaşırdı. Yine Allah Resûlü'nün Advâ ismindeki devesi, Efendimiz'in vefatından sonra bir şey yememiş içmemiş ve bir süre sonra da ölmüştür.

    Hâsılı, O'nun neşrettiği nur sayesinde, hayvanların da ne ifade ettiği aydınlığa kavuşmuş, âdeta hayvan, hayvan olmaktan kurtulmuş, ilâhî sanat olma seviyesine yükselerek farklı bir kıymet almıştır.

    Taşlar ve ağaçlar gibi camid varlıklar için de Allah Resûlü bir rahmettir. O, eline bir avuç kum alınca onlar, "Minnet Sana, şükran Sana!" mânâsına, O'nun elinde Allah'ı (celle celâluhu) tesbih u takdis etmişlerdir.

    Ağaç, onun mânâ ve muhtevasını aydınlığa kavuşturduğundan ötürü, bir bedevinin imanına vesile olma sadedinde, vadinin öbür tarafından yeri yara yara ve yürür gibi Efendimiz'in davetine icabet edip gelmiş ve lisan-ı hâlle sanki şunları söylemiştir:Yâ Resûlallah! Cemadat âlemi içinde anlaşılmaz bir şeydik. Senin neşrettiğin nur sayesinde, alınlarımızda Allah'ın sikkesini taşıyan çok kıymetli varlıklar hâline geldik.

    Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. İşte Allah Resûlü'nün bir de böyle umum mahlukat adına alemlere rahmet olma keyfiyeti söz konusudur.Peygamber Efendimiz'in nasıl büyük bir hamde vesile olduğunu anlamalı ve şöyle demelidir: Elhak sen Ahmed-i Mahmud-u Muhammed'sin Efendim. Hak'tan bize Sultan-ı müebbed sin. Hammâdûn, senin ümmetin; Livaü'l-Hamd'in ve Kevser'in sahibi de sensin. İşte bir mü'min, namazda her Tahiyyat okuyuşunda ve her Muham medün Resûlullah" deyişinde, iliklerine kadar bu mânâyı duymalı ve saygıyla eğilmelidir.