Peygamber Efendimizin Akrabaları İle İlişkileri

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda Yasemin tarafından 17 Mayıs 2013 tarihinde açılan konu


  1. Peygamber Efendimizin Akrabaları İle İlişkileri Nasıldı?



    Peygamber Efendimiz aile bireyleriyle kavga etmemiş veya onlarla tartışmamıştır.Çünkü o, aile bireylerini sever ve onlara değer verirdi. O, çok iyi bir aile reisi, şefkatli ve hoşgörülü bir babaydı.Hz Peygamber, aile bireyleri ile her zaman uyumlu olmuş, onların düşüncelerine önem vermiştir Sık sık, hanımlara ve çocuklara nazik davranmak gerektiğini söylemiştir.

    Peygamber Efendimizin Ailesini ve akrabalarını çok severdi aralarında ayrım yapmazdı.Peygamber Efedimiz Ramazan ve Kurban Bayramı gösterilerine kızlarını ve hanımlarını da götürürdü. Bir bayramda Habeşlilerin sergiledikleri gösterileri Hz.Aişe’nin seyretmesine izin vermiş ve hatta ona yardımcı olmuştur. Hz.Aişe ile koşu yapmış, aile bireyleri ile şakalaşmıştır.

    Hz. Peygamber çocuklarına olduğu gibi, yanında, kendi korumasında büyüyenlere, örneğin Ali b. Ebû Tâlib’e, Zeyd b. Hârise’ye ve azatlısı Ümmü Eymen’e de son derece şefkatli davranmıştır. Amcası Ebû Tâlip’in yükünü hafifletmek üzere 5 yaşında iken yanına almış olduğu Hz. Ali, babası Mekke’de olduğu halde Hz. Peygamber’in yanında büyümüş ve ömrü boyunca onun yanından ayrılmamıştır.

    Aynı şekilde Zeyd b. Hârise de Hz. Peygamber’in ailesi içinde büyümüştür. Hz. Hatice, kendisine Hakîm b. Hizâm’ın köle olarak verdiği Zeyd’i Hz. Peygamber’e hediye etmiş; Hz. Peygamber de onu azat etmişti. Zeyd’in babası, oğlunu araya araya Mekke’de bulmuş; Hz. Peygamber onu, kendi yanında kalmak veya babası ile birlikte gitmek konusunda serbest bırakmıştı. Zeyd ise Hz. Peygamber’i babasına tercih etmiştir.

    Bu da Hz. Peygamber’in ona karşı hareketleri, davranış ve muamelesinin gerçek bir babanın davranışından farksız olduğunu göstermektedir.

    Hz. Peygamber, babasından kendisine kalan ve Hz. Hatice ile evlendiği zaman azat ettiği Ümmü Eymen’i de ailesinden sayarak ona bir anneye gösterilen muameleyi göstermiştir. Hanımlarını, çocuklarını, yanında büyüyenleri ve hizmetçilerini dövmemiştir. Medine’de Hz. Peygamber’in hizmetine verilen Enes b. Mâlik, kendisine vefatına kadar hizmet etmiş; bir defacık olsun karşıdakinin davranışlarına bıkkınlık, yılgınlık ve iç sıkıntısının bir ifadesi olan öf bile demediğini nakletmiş.

    Peygamber Efendimiz aile ferdlerini danışır ve düşüncelerine önem verirdi. Ayrıca zaman zaman hanımlarının itirazlarına ve isteklerine maruz kalmıştır. Şayet hep emredici olsaydı, hanımlarına birşey danışmasaydı ve sormasaydı herhangi bir itirazla karşılaşmazdı.

    Peygamber Efendimiz akrabalarıyla ilişkilerine çok önem verirdi. Kendisine emeği geçmiş olan büyüklerini hiç unutmamış, onlara hep iyilikle davranmış, hatırlarını saymıştır. Örneğin ona süt annelik yapmış olan Halime’ye büyük bir saygı beslerdi. Onu her gördüğünde Anneciğim diyerek iltifat eder, ona yer gösterir, halini hatırını, bir ihtiyacı olup olmadığını sorardı.

    Bir defasında Halime annemizin yaşadığı köyde kuraklık olmuş, hayvanlar hastalıktan ölmüştü. Geçim sıkıntısı çeken Halime annemiz, Peygamberirimiz(s.a.v)in yanına geldi ve derdini anlattı. Peygamberirimiz(s.a.v) o zaman Hz. Hatice ile evliydi. Süt anneye her türlü yardımda bulundular, ayrılırken ona kırk adet koyun hediye ettiler. Bu duruma çok memnun olan Halime annemiz aldığı hediyelerle birlikte köyüne döndü.

    Peygamber Efendimiz dedesi, amcaları ve diğer akrabalarıyla ilişkilerini sürdürmüştür. Onlara iyi davranarak güler yüz göstermiştir. Hasta olanları ziyaret etmiş, onların iyilşemesi için elinden geleni yapmıştır.

    Peygamber Efendimiz sav kendi evine girerken selam verirdi. Hz. Enes diyor ki; Rasulullah sav bana şöyle buyurmuştu Oğlum, ailenin yanına girdiğinde selam ver ki, sana ve ev halkına bereket olsun.