Peygamber Efendimizin Ahlakı Kısa

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda Yasemin tarafından 13 Mart 2013 tarihinde açılan konu


  1. Peygamber Efendimizin Ahlakı Kısaca




    Aşağıdaki yazımızda Peygamber Efendimizin Fazilet Dolu Güzel Ahlakı hakkında bilgi verecek, kendimize örnek alabilmemiz için Peygamber Efendimizin Güzel Ahlakı konusunu işlemeye çalışacağız Peygamber Efendimizin Ahlakı hakkında kısaca bilgi...

    Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
    Her insanı terbiye eden biri vardır. Ya anası ya babası yada hocası.
    Resulullah (s.a.v) Efendimiz de,
    "Beni Rabbim terbiye etti" buyuruyor. O hiçbir mü’mine şiddetli bakmamıştır.
    Hakaret sayılacak bir söz söylememiştir.
    Kafirlere en şiddetli söz olarak, "Bilmiyorlar, bilseler böyle yapmazlardı" buyurmuştur.
    Herhangi bir şey istendiği vakit, yok dediği vaki olmamıştır.
    Var ise vermiş, yok ise susmuştur. Hiçbir kimse, hiçbir bakımdan, hiçbir şekilde Onun zerresi olamaz.
    Yüce Hak teala, Onu en mükemmel şekilde yaratmıştır.

    Hırka-i şerifin kokusu asırlardan beri sürmektedir. Kokluyoruz, kokluyoruz, gitmiyor.
    Herhangi tek koku sürülmüş değildir.
    Yüce Rabbimiz bir kulunu aziz ederse, kimse onu zelil edemez. Allah’ın zelil kıldığını da kimse aziz edemez.
    O alemlere rahmettir. Onun ahlakı, Kur’an-ı Kerim ahlakıydı. Yani, her işi Hak tealanın rızasına uygundu.

    Bir bayram günü Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v) evinden çıkmış, mescide gidiyordu.
    Yolda bayram sevinci içinde oynayan çocuklara rastladı. Herkes bayramlık yeni elbiseler giyinmiş, sevinç içerisinde sağa sola koşuyorlardı. İçlerinde zayıf vede çelimsiz bir çocuk vardı.
    Yırtık ve eski elbiseleri içinde, melul ve mahzun bir kenara çekilmiş, sevinç ve neşe içinde oynayan çocuklara bakıyordu.

    Resulullah efendimiz (s.a.v.) bu çocuğa buyurdu ki:
    - Yavrum, niçin arkadaşlarınla oynayıp gülmüyorsun da, bir kenara çekilmiş böyle duruyorsun?
    Çocuk kim olduğunu bilmeden şöyle cevap verdi:
    - Ben hem öksüzüm, hem de yetimim. Babam, şehid oldu. Annem başka biriyle evlendi.
    Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v) çocuğun elinden şefkatle tuttu. Sevgiyle saçlarını okşadı.
    -Yavrum, ister misin ki, Resulullah baban, Aişe annen, torunları Hasan ile Hüseyin de kardeşin olsun?
    Yetim yavru, karşısındaki şefkat dolu, nur yüzlü insanın Peygamberimiz olduğunu anlayınca sevinçle dedi ki:
    -Yaa Resulallah, nasıl istemem?
    Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v) çocuğun elinden tutarak evine götürdü.
    Yedirip, içirip, yeni elbiseler giydirdi. Çocuklar onu tanıyıp etrafına toplandılar.
    Durumundaki değişikliği görüp sordular:
    -Nedir sendeki bu hal?
    Yetim çocuk başından geçenleri anlattı.
    Diğer çocuklar, bu yetim yavrunun Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v) tarafından evlatlığa alındığını duyunca:
    - Keşke bizim babalarımız da, o savaşta şehid düşselerdi de, bizi de Resulullah evlatlığa alsaydı, dediler.