Peygamber Efendimizin Affediciliği İle İlgili Örnekler

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda Yasemin tarafından 13 Mayıs 2013 tarihinde açılan konu


  1. Peygamber Efendimizin Affediciliği



    Allah c.c affetmeyi sever.Bir Kul, hatalarına karşı yürekten ıztırap duyarak tevbe ederse, Allah Teâlâ, onun tevbesini kabûl edeceğini taahhüd etmiştir. Rabbimiz çok affedici olduğu için kullarının da affedici olmasını ister. Kullar için affedici olmak, ilâhî affa nail olmanın en güzel yolundan birisidir.

    Affın şartı pişmanlık, Yüce Allah’ın emirlerine itaat etmek ve haramlardan kaçınmaktır. Affın en güzel misalleri, Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v)’in hayatındadır. Uhud Harbi’nde amcası Hz. Hamza’nın ciğerini hırsından dişleyen Hind’i, Mekke’nin fethi günü kelime-i tevhîdin şanı hürmetine affetmiştir.

    Hebbar bin Esved İslam düşmanlarının önde gelenlerinden idi. Mekke’den Medine’ye devenin üzerinde hicret eden Fahr-i Kainat Efendimiz [s.a.v]’in kızı Zeyneb [ranh]’yı mızrağıyla vurarak deveden aşağı itmişti. Hz. Zeyneb hamile olduğundan çocuğunu düşürmüş, ağır bir şekilde yaralanarak kanlar içinde kalmıştı. Bu yara daha sonra vefatına sebep olmuştu. Hebbar, bunun gibi daha birçok suç işlemişti. Mekke’nin fethinden sonra kaçtı ve ele geçirilemedi. Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v) Medine’de ashabıyla oturduğu bir esnada huzur-i saadete gelerek müslüman olduğunu bildirdi. Fahr-i Kainat Efendimiz [s.a.v] onu da affetti. Hatta ona hakaret edilmesini ve tarizde bulunulmasını bile yasakladı. [Vakıdî, II, 857-858]

    Ebu Cehil’in oğlu İkrime, sayılı İslam düşmanlarındandı. Mekke’nin fethinden sonra Yemen’e kaçmıştı. Karısı, Müslüman olarak onu Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v)’in yanına getirdi. Allah Resulu Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v) İkrime’yi memnûniyetle karşılayarak:

    Ey göçmen süvarî, hoş geldin!" buyurdu ve Müslümanlara karşı yaptığı zulmü yüzüne vurmayıp affetti. [Tirmizi, İsti’zan, 34/2735]

    Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v) sık sık:

    Allah’ım, ümmetimi affet, zira onlar bilmiyorlar!" diye dua ederdi. (İbn-i Mace, Menasik, 56; Ahmed, IV, 14)

    Yemame’nin lideri Sümame bin Üsal müslüman olunca, Mekke müşrikleriyle olan ticarî ilişkisini kesmişti. Halbuki Kureyş her türlü erzak ve ihtiyaçlarını hep Yemame’den alırlardı. Açlık ve kıtlığa düşen Mekkeliler şaşkınlık içinde Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v)’e müracaat ettiler. Allah Resulu Sümame’ye mektup yazarak ticaretine devam etmesini söyledi.26

    Halbuki o müşrikler, 3 yıl boyunca Müslümanları açlık içinde kıvrandırarak azab etmişlerdi.

    Allah Resulu - Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v) bunları bile affetti.

    Hudeybiye’de, baskın yaparak Allah Resulu’nu öldürmek isteyen bir birlik gelmiş ve hepsi de yakalanmıştı. Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v) bunları da bağışladı. (Müslim, Cihad, 132, 133)

    Hayber’in fethinden sonra bir kadın Allah Rasûlü’nün yemeğine zehir koymuştu. Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v) eti ağzına aldığında zehirli olduğunu farketti. Yahûdî kadın yemeğe zehir koyduğunu itiraf ettiği halde Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v) o kadını affetti. (Buharî, Tıbb, 55; Müslim, Selam, 43)

    Allah Resulu kendisine sihir yaparak hastalanıp ıztırap çekmesine sebep olan münafık yahudi Lebid’i vede onu bu işe teşvik eden kimseleri vahiy yoluyla öğrenmişti. Lakin Lebid’in bu cürmünü hiçbir vakit anmadı ve başına da kakmadı. Hayatına kastetmiş bulunan Lebid’i ve onun mensûb olduğu Benî Zurayk yahudilerinden hiç kimseyi de öldürtmedi.27