Peygamber Efendimize Şiirler

'Okulistik' forumunda Violet tarafından 7 Nisan 2011 tarihinde açılan konu


  1. Peygamber Efendimize Şiirler,


    Şefaat senindir ya Resul Allah.

    Ehli imanlar saf saf durmuşlar
    Mahkameyi kibriyada hesap sormuşlar
    Günahı olanlar af dilemişler
    Şefaat senindir ya Resul Allah..

    Onların yardımcısı cümle enbiya
    Onların serdarı habibi Kibriya
    Onlar için rica ediyor hatımel enbiya
    Şefaat senindir ya Resul Allah.

    Günahı olmıyan ağlayıp geziyor
    Günahkar dostunun afını istiyor
    Kelimeyi tevhit bülbül gibi okuyor
    Şefaat senindir ya Resul Allah.

    Aşıklar feryadı arşı titretti
    Cabrail onların aşkından gürledi
    Yer gök onların azameti dinledi
    Şefaat senindir ya Resul Allah.

    Rica ediyorlar ehli imanı
    Onların boynunda berat fermanı
    Muhammed Mustafa’dır onların din imanı
    Şefaat senindir ya Resul Allah.

    Ehli aşk orda ediyor niyazı
    Feryadı fiğanı türlü avazı
    Hakk huzüründe ediyorlar nazı
    Şefaat senindir ya Resul Allah.

    Saf saf durmuşlar ne güzel canlar
    Yüzünde parlıyor nurun imanlar
    Hakk’ından bekliyor büyük fermanlar
    Şefaat senindir ya Resul Allah.

    Diyer yarab çaresiz derdimin dermanı
    Senin lütfündür emru fermanı
    Nuri Ahmed aşkına yürüt bu aşkın kervanı
    Şefaat senindir ya Resul Allah.

    Ehli imanın nuru parlıyor
    Fatma anam hüngür hüngür ağlıyor
    Ehli imanı rica ediyor
    Şefaat senindir ya Resul Allah.

    Bir yanında Muhammed bir yanında o şahi Haydar
    Hatice anamız elinde ferman
    Günahkar ümetimin derdine derman
    Şefaat senindir ya Resul Allah.

    [​IMG]


    Yüce Rabb’in Rahmeti.


    Bir gece ki aleme Miraç yadigâr oldu,
    Yüce Rabb’in rahmeti insanlığa ödüldür.
    Rabb’im kutsal şerefe Resulü layık gördü,
    Yüce Rabb’im rahmetin gönüllere ödüldür.

    Bir mucize ki gökler kapılarını açtı,
    Yol oldu Muhammed’e yıldızlar ışık saçtı,
    Gece an oldu Nebi bilinmez sırla kaçtı,
    Yüce Rabb’im gücüyle rahmetleri ödüldür.

    Muamma bir yerlere Nebi misafir yetti,
    Miraç, ruh ve cesetle Resul teşerrüf etti,
    Cennet, Cehennem nedir bizzat gördüğü netti
    Yüce Rabb’in gerçeği Muhammed’e ödüldür.

    Gecenin bir anında Muhammed arşa vardı,
    Kürsî, arş ve ruh arzı tarifsiz sırlar vardı,
    Açıldı tüm kapılar hakikat alem vardı,
    Yüce Rabb’in hikmeti Peygambere ödüldür.

    Nebi şaşkın ve mutlu o ne güzel onurdu,
    Mekansız ve zamansız gördüğü sima nurdu,
    Yücelerden yücesi tek Rabb’im okunurdu,
    Yüce Rabb’in sevgisi Resûlullah’a ödüldür.

    Her kula nasip olmaz, Rab ile sohbete erdi,
    O Nebiler Nebisi Resul kutsi bir serdi,
    O Nebinin şanından aleme ödül verdi,
    Yüce Rabb’in onuru mahlukata ödüldür.

    Beş vakit namaz farzı miraç kabul edildi,
    Şirk koşmayan kullara Cennet ikram edildi,
    Bu geceye erene, günahlar af edildi,
    Yüce Rabb’in birliği gönüllere ödüldür.

    Böyle bir gece gören Cennet kapısı açar,
    Tertemiz vücut bulur tüm günahlardan kaçar
    Saf bir irade ile İrem de nurlar saçar,
    Yüce Rabb’in Cenneti has ruhlara ödüldür


    Alemler nura gark oldu, Seninle övündü,
    Kisralar çılgına döndü,tabiat alevleri söndü
    Nübüvvet mabedinde,hakikat sabahı göründü.
    Kokusu güzel,nuru ışık,canım peygamberim.

    Ötelerin ötesinde,nurlu yaratılışın temsilcisi.
    Bitmeyen merhametin, parlayan güneşi.
    Allah’ın habibi Resûllerin efendisi,
    Yol göstericimiz,canım peygamberim.

    Sevgisiyle,Resûle ağlayıp inleyen kütükler.
    Selam verip,dağlar taşlar nasıl feryat ettiler.
    Bulut ağlamadıkça,yeşillikler nasıl güler.
    Gönüller sultanı canım peygamberim.

    Etrafını kuşatan ikram,Medine semalarına yayılır.
    Yüce elçi,ifadeye sığmayan bir sevinç bir hal alır.
    Onun cömertliğini anlatmaya diller aciz kalır.
    Cihana ışık saçan,Hatemül enbiyasın.

    Resûlü Ekrem oturdular,Kubadaki kuyu başına
    Müyesser oldu Cennetül âla birkaç arkadaşına.
    Çağrıldılar huzuru Resûle isim isim tek başına.
    Nübüvvet mabedinin,Havzu kevserin sahibisin.

    Severlerdi Resûlü sıkaleyni,bitmez tükenmez hazla
    Taat itaat timsali,meleklerin gaslettiği Hanzala.
    Verdikleri andaki sevinç,nail oldukları sevinçten fazla
    Allah’ın davasını yükseltin, düşmanlarını susturdun.

    Söyliyeyimde gönlümde ki,gam dağılsın gitsin.
    Bütün övgülerin sevgilerin üstündesin.
    Kıyamete kadar övsem, Sen bitmezsin
    İki cihan serveri, hatemül enbiyasın.
    ............................

    'Ey Allahım! Resûlüne hakaret edenlerin yüzleri kara olsun,Kalplerine korku sal, Ayaklarına titreme ver...'
    Bizleri dünyadan milyonlarca büyük ve geniş olan Cennete çağıran, Müminlere çok şevkat ve merhametli olan, yüce peygamberime,salat ve selam olsun.


    Aydınlattın dünyayı nur yüzünle,
    Yüzünden hiç düşmeyen bir gülüşünle,
    Bazen yüzündeki bir hüzünle,
    Örnektin sen hep, tüm alemlere.

    Seni anlatmak ne mümkün bizlere,
    Dağlar taşlar dile gelse nafile!
    Göremedik seni, belki seneye,
    Çağır bizide Ya Rasul Medine'ye!

    Sahabilerle yaptın en güzel sohbet,
    Daim dilinden düşmezdi "sabret!",
    hep güzeldi, hoştu niyet,
    O meclise n'olur bizi de kabul et!

    Ali'n Ebubekr'in değiliz biz,
    Ama ümmetini seversin biliriz.
    Allah'tan daim seni isteriz,
    Gül cemalini bizde görmek isteriz!

    Gönderdik sana salat ve selam,
    Senin için yaptığım her duam.
    Sahebe deyilim ama bende diyorum;
    Fedadır sana canım,
    Fedadır anam, babam!..

    [​IMG]


    Ben Sana Yüreğimi Sunuyorum Ey YAR...
    Nabzimda..Adını Soluyan Nefeslerimle..
    Dermansız..Bahtıma Ağlarken..Her Bahar..
    Sana Sevdamı Sunuyorum...Hüzünlerimle...

    Ben Sana Yetimliğimi Sunuyorum..En Sevgili...
    Yetim Bırakmayacağını Beni...Bile Bile...
    Alevler Kuşatmış Bak!! Hasret Kokan Gurbetimi..
    Sana Ömrümü Sunuyorum..Efendim..Seve Seve...

    Ben Sana Selamımı Sunuyorum...Can Nebi...
    Sana Çarpan Yüreğimden..Senin Yüreğine..
    Kırık Gönlümde Büyüyen Sevdanla Ayaktayım Şimdi...
    Sana Aşkı Sunuyorum..Can Efendim..Tüm Hücrelerimle...

    Ben Sana Selamımı Sunuyorum CaN Sevgili...
    Çağlar Sonrasından..BinDörtyüzyıl Evveline..
    Kırık Gönlümde Büyüyen Sevdanla Kıyamdayım Şimdi..
    Ben Sana Aşkımı Sunuyorum..EFENDİM..Tüm Yüreğimle...

    Ben Sana İçimdeki Seni Sunuyorum..Yıpranmamış Bir Sevgi ile...
    Kabul Buyururmusun EFENDİM....???


    Sevgili’yi Sevenler Özler

    duy beni, gör beni ey Yâr
    dünya artık daha kalabalık ve daha karanlık
    bu şehrin duvarları sağır
    bu şehir Sen’den sonra darmadağın, harâp
    bak, kayıp gidiyor yıldızlar avuçlarımdan
    sana yabancı bu çağlarda
    artık her insan bir başına, yapayalnız ve çâresiz
    beni bu sahte kalabalıklarda Sen’siz bırakma

    saâdet çağının uzağında kaldı adımlarım
    mevsim boran
    mevsim kaç asırdır yalancı bahâr
    yeminlerin, biâtlerin ırağında
    zakkum ağacının kökünü saldılar
    kızılca kıyâmet hangi yana baksam
    renkler ölümüne ağlıyor peşinden
    güneşin uyanışını bekleyen perdeleri
    Sen’siz bomboş kalan ellerimi doldururmuşçasına
    indiriyor ama kaldıramıyorum

    gözlerim akıyor yollara
    dokunsun diye sana
    duâlarla kuşattım acılar mahzenimi
    Senin gurbet ikliminde
    çâresiz firaklar baskınında
    uzaklara bırakma beni
    anlatır Sen’i bir çift güvercin
    bir örümcek ve Kusvâ
    yakından görmeliydim ellerini
    ellerini kaldırdığında ikiye yarılışını ayın
    Bedir’de ellerini görmeliydim
    Sen duâ olup
    yağmur yağmur yağarken yeryüzüne
    görmeliydim gülistân ellerini

    kalbim sökülüyor yuvasından
    rengini yitiren zamânlarda
    kalan mı benim, giden mi
    yokluğunda gidenler mi yoksa kalanlar mı gurbetçi
    bırakma beni sensizliğin bitimsiz kuytuluğuna
    sıcak bir aşkın en müntehâ kapısında
    sana kavuşmadan unutmam beklemeyi
    Sen’i unutmam, unutmam çağların çağını
    biliyorum bir gün ansızın geleceksin
    Sen’in yağmurunda ıslanacak dünyâ
    yaşanmamış bahârları getirmek için
    yeniden yazmak için aynaların sırrını
    rahvan atlarla geleceksin biliyorum

    en çok, tanımamalar kanatır beni
    tanıyan sever, sevenler özler Sen’i
    buralar gayrı şaşkınlığın son halkası
    gayrı buralar acem mülkü
    sevdâlar acem, karlar, yağmurlar acem
    martılar bu denizi terk edeli beri
    rüyalarıma da uğramıyorsun artık
    özlemler rüyada başlar, sevdâlar rüyada dâim
    Sen’den başka sığınacak divan yok
    güneşe renk veren renkler ülkesinde
    “huzur” ver içimdeki yalnızlığa sesinle
    utanmıyorum gözyaşlarımdan anarken Sen’i

    sana geç kalmışlığımdan
    bu şehre depremler iniyor bir bir
    Sen’siz her şeyde yarım kalmışlığın izi
    Sen’i unuttuğumdan
    kuşlar da terk ediyor beni
    şehirler gibi şiirler de kirlendi ardından
    perdeler kalkmadı, filizlenmedi tanyeri
    pişmanlıklar kalbimde tutam tutam gül
    bu karda kışta, bu ışıksız duldalıkta
    beni, sevenlerini, özleyenlerini
    korku tûfanında hiçlik karanlığına bırakma

    yokluğunda, anne bağrı da gurbet, vatan da
    kuru bir hurma kütüğü kadar olmasa da
    yokluğunu yoksulluk sayan bütün kalbimle
    özledim diyorum, özledim Sen’i
    süvâriler vuruldu, Sen gelmedin, bahâr gelmedi
    belli ki Sen’i özlemeyi bile beceremiyorum