Peyami Safa Ve Sözde Kızlar

'Kitap özetleri' forumunda HazaN tarafından 18 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu



  1. Varsayılan Peyami Safa ve Sözde Kızlar


    -ROMAN İLE İLGİLİ BİLGİ;
    1-ADI: SÖZDE KIZLAR
    2-YAZARI: PEYAMİ SAFA
    3-YAYIN EVİ, BASILDIĞI YER VE YILI: ÖTÜKEN YAYIN EVİ, İSTANBUL/1995
    4-SAYFA SAYISI: 208

    B-ROMANIN İÇERİĞİ;
    1-ÖZETİ:


    SÖZDE KIZLAR
    Yunanlıların batı Anadolu’ya işgali üzeri İstanbul’a gelen mebrure burada uzaktan akrabaları Nafi Bey’lerde kalır. Onun İstanbul’a geliş sebebi işgalcilerin zulmünden kaçıp bu ailenin yanına, himayesi altına sığınmaktan çok, Anadolu’da iken kaybettiği babasından haber almak içindir. Ancak Mebrure İstanbul’da hiçte ümit etmediği meselelerle karşı karşıya kalır. Nafi Bey’in ölümünden sonra Nazmiye hanım’ın idaresine giren köşk sosyetenin zevk ve eğlenti yeri olmuştur. Burada sık sık danslı, içkili eğlenceler kabuller düzenlenmektedir. Mebrure be eğlencelerde elinden geldiğince uzak durmaya çalışır ve arada fırsat buldukça Muharicin idaresine uğrayarak babasını sorar. Mebrure için bir diğer meselede Nazmiye hanım’ın oğlu Behiç’tir. Yakışıklı, zevkli ve fırsatçı bir delikanlı olan Behiç, köşke gelen diğer kızlar gibi Mebrure’yide tuzağına düşürmek istemektedir. Behiç bu isteğini gerçekleştirmek için Mebrure’ye bir takım vaadetlerde bulunmuştur. behiçin vaadetlerine bir ara kanan, hatta onun evlenme teklifi karşısında tereddüde düşen mebrure, Belma’nın araya girmesiyle aldatılmaktan kurtulur. Belma ona Behiç’le ilişkisini, bu ilişki sonucunda’’gayri meşhur’’ bir çocuğun olduğunu, çocuğun Behiç tarafından diri diri gömüldüğünü anlatır. Daha sonra olayları zabıtaya aksettiren bir mektubu mebrure’ye veren Belma intiharla hayatına son verir. Bu meselenin etkisiyle Behiç’ten uzaklaşan Mebrure, arkadaşı fahri ile birlikte haber aldığı babasının yanına Amasya’ya gider.

    2-KİŞİLER VE ÖZELLİKLERİ:

    MEBRURE: Babasını küçük yaştan beri görmeyen, babasını bulmak için Anadolu’daki isyanlar sebebiyle İstanbul’a göç eden, bir genç kız.
    BEHİÇ: Yakışıklı, zevkli, delikanlı birisi. Kızları vaadetlerle kandırmaya çalışan hatta çoğunu kandıran birisidir.
    BELMA: Köşkte çalışan ve Behiç’in tuzağına düşmüş hizmetçidir.
    NAZMİYE HANIM: Nafi bey’in kızı, köşkün sahibi ve eğlenceye düşkün birisidir.

    C-DİL VE ANLATIM;

    1-YENİ KARŞILAŞTIĞINIZ SÖZCÜKLER:

    MECOLSİZ: Halsiz
    AŞUDE:
    KABİL: Bölüm
    MUHARİCİN:

    2-DEYİMLER:

    3-ATASÖZLERİ:
    4-ANLATIMIN BİRİNCİ YA DA ÜÇÜNCÜ KİŞİ AĞZINDAN OLUŞU:
    Roman üçüncü kişi ağzından anlatılmıştır. Örneğin;
    __Behiç bu isteğine kavuşmak için mebrure’ye bir takım vaadlerde bulunur.
    __Nafi beyin ölümünden sonra Nazmiye hanımın idaresine giren köşk sosyetenin zevk ve eğlenti yeri olmuştur.

    D-ROMAN HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
    Sözde kızlar romanında mütakere döneminin bunalımlı günlerinde babasını aramak amacıyla İstanbul’a giden bir genç kızın macerasıyla yüksek tabakanın içinde bulunduğu ahlaki esas konu alınmıştır.

    E-YAZAR İLE İLGİLİ BİLGİ;

    1-HAYATI:
    Peyami Safa 1899'da İstanbul'da doğdu. Şair İsmail Safa'nın oğludur. 13 yaşında Posta Telgraf Nezaretinde çalışmaya başladı. 1914 ve 1918 yılları arasında öğretmenlik,1918 ve 1961 arasında gazetecilik yapmıştır. Yirminci Asır adlı bir akşam gazetesi çıkardı. Bu gazetede 1919'da imzasız olarak "Asrın hikâyeleri" başlıklı hikâyelerini yayınladı, Kültür Haftası (21 sayı, 15 Ocak–3 Haziran 1936) ve Türk Düşüncesi (63 sayı, 1953–1960) adlarında iki de dergi çıkardı. Tasvir-i Efkâr, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman, Son Havadis gazetelerinde yazdı. Oğlunu askerliğini yaptığı sırada kaybetmesi Peyami Safa'yı çok sarstı. Bu olaydan birkaç ay Havadis Gazetesi'nin başyazarı iken 15 Haziran 1961'de İstanbul'da öldü. Peyami Safa halk için yazdığı romanlarını "Server Bedi" adıyla yayınladı.80 kadar olan bu eserler arasında; Cumbadan Rumbaya (1936) romanıyla, Cingöz Recai polis hikâyeleri dizisi en ünlüleridir. Ayrıca ders kitapları da yazdı. Peyami Safa'nın fıkra ve makalelerinde sağlam bir mantık dokusu ve inandırıcılık görülür. Romanlarında olaydan çok tahlile önem vermiştir. Toplumumuzdaki ahlâk çöküntüsünü, medeniyetin yarattığı bocalamayı, nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışmayı dile getirdi. Zıt kavramları, duygu ve düşünce tezadını ustaca işledi.
    2-ESERLERİ:
    ROMANLARI:
    Gençliğimiz (1922)
    Şimşek (1923)
    Sözde Kızlar (1923)
    Mahşer (1924)
    Atilla (1931)
    Bir Akşamdı (1924)

    Süngülerin Gölgesinde (1924)
    Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925)
    Canan (1925)
    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930)
    Fatih-Harbiye (1931)
    Biz İnsanlar (1959)
    Bir Tereddüdün Romanı (1933)
    Matmazel Noralya'nın Koltuğu (1949)
    Yalnızız (1951)


    HİKÂYELERİ:

    Hikâyeler (Halil Açıkgöz derledi, 1980)
    OYUNU:
    Gün Doğuyor (1932)
    İNCELEME- DENEMELERİ:
    Türk İnkılâbına Bakışlar (1938) Büyük Avrupa Anketi (1938) Felsefî Buhran (1939) Millet ve İnsan (1943) Mahutlar (1959) Mistisizm (1961) Nasyonalizm (1961) Sosyalizm (1961) Doğu-Batı Sentezi (1963) Sanat- Edebiyat-Tenkid (1970) Osmanlıca-Türkçe- Uydurmaca (1970) Sosyalizm-Marksizim- Komünizm (1971) Din-İnkılâp-İrtica (1971) Kadın-Aşk-Aile (1973) Yazarlar-Sanatçılar- Meşhurlar (1976) Eğitim-Gençlik-Üniversite (1976) 20. Asır- Avrupa ve Biz (1976)
    DERS KİTAPLARI:
    Cumhuriyet Mekteplerine Millet Alfabesi (1929) Cumhuriyet Mekteplerine Alfabe (1929) Cumhuriyet Mekteplerine Kıraat (I-IV, 1929) Yeni Talebe Mektupları (1930) Büyük Mektup Nümuneleri (1932) Türk Grameri (1941) Dil Bilgisi (1942) Fransız Grameri (1942) Türkçe İzahlı Fransız Grameri (1948)