Paylaşabilir misin?

'Karışık Şiirler' forumunda Pardus tarafından 11 Temmuz 2009 tarihinde açılan konu


  1. Sen benimle gökyüzünde koşmayı
    Sen benimle ölürken buluşmayı
    Paylaşabilir misin
    Güneşi koklayınca çatlayan bir tohumu
    Irmağın yüreğinde çiçeklenen yangını
    Her akşam yanlızlığı uyandıran toprağı
    Her sabah bir gölgeyi sevindiren yaprağı
    Paylaşabilir misin
    Sen benimle gökleri paylaşabilir misin
    Hani salkım saçaktır bulutlarda sevgiler
    Hani bir turna gibi üryan olunca yürek
    Bahçesinde umuda kanatlanır serviler
    Sen benimle yağmurun nefesini
    Sen benimle tomurcuğun sesini
    Bir hülyanın dalgın avuçlarında
    Gölgesini arayan bir kuşun kafesini
    Paylaşabilir misin
    Her limanda bekleyen benim yanlızlığımdır
    Her geminin demir attığı yerde
    Parçalanan kalbin çığlıklarıyla
    Dağılan kırmızı benim yanlızlığımdır
    Gemilerin güvertesinden sızan
    Tayfaların masum bakışlarında
    Kelepçeler vurulan benim yanlızlığımdır
    Denizin kollarında uyurken kadırgalar
    Zıpkınlanan balığın gözlerinde kıvranan
    Benim yanlızlığımdır
    Sen benimle karanlık gecelerde
    Alabilirmisin avuçlarında
    Denizin dibindeki bir ateş çiçeğini
    Sen benimle kumlara gömülmeyi
    Sen benimle ölürken de gülmeyi
    Paylaşabilir misin
    Yosunlarda ağlayan yitik bir defineyi
    Dalgalara tırmanan kalbin çüzgilerini
    Yıldızlara gül kokusu taşıyan
    Kaptanları ağlatan aşkın ezgilerini
    Paylaşa bilirmisin
    Rıhtımları kıskanan benim ayrılığımdır
    Karaya çıktığında vurulan her askerin
    Kanıyla ıslanan benim ayrılığımdır
    Kursunlanan deniz fenerlerinin
    Kapanan gözkapakları ardında
    Acıların heykelini yontan el
    Benim ayrılığımdır
    Sen benimle rüzgarı tutuşturan alevi
    Kasırgayı,tayfunu,suları yutan devi
    Paylaşabilir misin
    Benim ruhum kuşların öldüğü anda biter
    Senin ruhun kuşları öldürürken dirilir
    Benim ufuklara baktığım yerde
    Yorgun savaşçılar seferden döner
    Senin her umudu yıktığın yerde
    İçimizde yanan kandiller söner
    Şimşekler susunca tükenir sesin
    Bulutlar tutunmuyor kanlı kirpiklerine
    Sen bir yanardağı sevecek kadar
    Mavi değilsin
    Martılardan,mürekkep balığından
    Suları sevmeyi öğrenmelisin
    Adımların öylesine karanlık
    Bana doğru yürüdüğün her sabah
    Ansızın akşam olur
    Senin o kızıl dudaklarında
    Unuturum çiçeklerin adını
    Artık duymalısın uykuda bile
    Kervanları gördüğün mesafeden
    Çöllerin feryadını
    Benim intizarımdır çölde kum fırtınası
    Bedevi bir infilaktır susuzluk
    Her serabın ortasında bunalan
    Her mecnun yüreğinin beyaz kıvrımlarında
    Leylayı arayan benim intizarımdır
    Hani bir ahunun can damarından
    Kelebekler uçar sılaya doğru
    Hani arslanları avlayan bir yiğidin
    Bir vahşinin pençelerinde solan
    Karanfili güvencindir ansızın
    Kelebeğin kanadında büyüyen
    Güvercinin renklerinde uyuyan
    Benim intizarımdır
    Sen benimle bir yılan derisini
    Bir akrebin gözlerinde ölümü
    Bir zakkum türküsünü
    Bir kaktüsün süsünü
    Paylaşa bilir misin
    Sen benimle kumlara gömülmeyi
    Sen benimle ölürken de gülmeyi
    Hani mum ışığında gölgeler de gariptir
    Evlerin duvarında gezinir çaresizlik
    Ağıtlar parçalanır içimizde köz gibi
    Bir yudum suya bile karışır da hüznümüz
    İncecik bir perdedir mutluluk,yanar gider
    Bilmez misin ki,umut bir kuştur konar gider
    Çoğalır kuşkuları tuzağa düşenlerin
    Hani bir ısırgandır güzel yüzlü han kızı
    Örümcek yuvasına bırakır ellerini
    Gergefinde laleye benzetir ahımızı
    Sen benimle mevsimlerin ardında
    Kımıldayan bir ihtilal gülünü
    Paylaşabilir misin
    Samerre’da hu çeken dervişin sızısını
    Hakan sarayında bir alınyazısını
    İstanbulda uyuyan devlerin rüyasını
    Erzurumda hüma kuşunun yuvasını
    Tanrı dağlarında çiğdemin sevdasını
    Paylaşabilir misin
    Sen benimle gökyüzünde koşmayı
    Sen benimle ölürken buluşmayı

    Nurullah GENÇ