Özgürlük Şiirleri Nazım Hikmet

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve YAREN tarafından 27 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. YAREN Üye



    Nazım Hikmet Özgürlük Şiirleri


    HÜRRİYET KAVGASI

    Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,
    dalga dalga aydınlık oldular,
    yürüdüler karanlığın üstüne.
    Meydanları zaptettiler yine.

    Beyazıt'ta şehit düşen
    silkinip kalktı kabrinden,
    ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını
    yıktı Şahmeran'ın mağarasını.

    Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
    Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
    Safları sıklaştırın çocuklar,
    bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.

    Nazım Hikmet RAN


    YAŞAMAYA DAİR

    1
    Yaşamak şakaya gelmez,
    büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
    bir sincap gibi mesela,
    yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
    yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
    Yaşamayı ciddiye alacaksın,
    yani o derecede, öylesine ki,
    mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
    yahut kocaman gözlüklerin,
    beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
    insanlar için ölebileceksin,
    hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
    hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
    hem de en güzel en gerçek şeyin
    yaşamak olduğunu bildiğin halde.
    Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
    yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
    hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
    ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
    yaşamak yanı ağır bastığından.
    1947
    2
    Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
    yani, beyaz masadan,
    bir daha kalkmamak ihtimali de var.
    Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
    biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
    hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
    yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
    en son ajans haberlerini.
    Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
    diyelim ki, cephedeyiz.
    Daha orda ilk hücumda, daha o gün
    yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
    Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
    fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
    belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
    Diyelim ki hapisteyiz,
    yaşımız da elliye yakın,
    daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
    Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
    insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
    yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
    Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
    hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
    1948
    3
    Bu dünya soğuyacak,
    yıldızların arasında bir yıldız,
    hem de en ufacıklarından,
    mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
    yani bu koskocaman dünyamız.
    Bu dünya soğuyacak günün birinde,
    hatta bir buz yığını
    yahut ölü bir bulut gibi de değil,
    boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
    zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
    Şimdiden çekilecek acısı bunun,
    duyulacak mahzunluğu şimdiden.
    Böylesine sevilecek bu dünya
    "Yaşadım" diyebilmen için...



    Nazım Hikmet RAN |


    ÖZGÜRLÜK ATALARI


    Nesilde silsile var,nesle dediler kuşak
    Birindeki asîl ruh,diğerindeki uşak

    TÜRKLÜK bizim neslimiz ASYA’da ilk yurdumuz
    Bizi oddan kurtaran ASENA’dır kurdumuz…

    Özgürlüğü ilk duyan,dünyaya yayan biziz
    İlik gibi özgürlük dolu kemiklerimiz…

    Esirlik ne bilmeyiz,biz özgürce yaşarız
    ÖZGÜRLÜK TARİHİ ‘ nin her sayfasında varız…

    FRANSA yardım aldı KANUNİ SÜLEYMAN’ dan
    FRANSIZ DEVRİMİ’ nin özünde odur yatan…

    KIZILDERİLİLER ‘ in deniyor TÜRK atası,
    O mayayla kuruldu günün AMERİKA ‘ SI…

    Başlar üstünde BAYRAK ve tam egemen VATAN,
    ÖZGÜR YAŞAM aşkıdır şairleri coşturan…

    Ne şairler su içti bu GÖZE kutsal nîmet…
    Bak işte NAMIK KEMAL…bak işte NAZIM HİKMET…

    SABAHATTİN ALİ ‘ ye odur sabrı öğreten
    ‘ALDIRMA GÖNÜL…’ diye hisli şiir söyleten…

    MEHMET AKİF yazıyor ‘ÇANAKKALE DESTANI…’
    ‘İSTİKLAL MARŞI ‘ TÜRK’ün son özgürlük ilânı…

    Güttüğümüz siyaset ne ırk! ne kafatası…
    TÜRKLÜK hakkın simgesi,özgürlüğün atası…

    Dünyaya tek tip anıt dikilecekse eğer
    O,ATATÜRK olmalı, ancak ona bu değer…

    Kaderin cilvesi bu…veren dâima verir…
    Kötülüklerin tümü verdiklerinden gelir.
     

  2. Cevap: Özgürlük Şiirleri Nazım Hikmet

    BENCE SEN DE ŞİMDİ HERKES GİBİSİN
    Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
    Onlardan kalbime sevda geçmiyor
    Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
    Çünkü bence şimdi herkes gibisin
    Yolunu beklerken daha dün gece
    Kaçıyorum bugün senden gizlice
    Kalbime baktım da işte iyice
    Anladım ki sen de herkes gibisin
    Büsbütün unuttum seni eminim
    Maziye karıştı şimdi yeminim
    Kalbimde senin için yok bile kinim
    Bence sen de şimdi herkes gibisin
     
  3. Cevap: Özgürlük Şiirleri Nazım Hikmet

    Kız Çocuğu -Nazım Hikmet

    Kapıları çalan benim
    kapıları birer birer.
    Gözünüze görünemem
    göze görünmez ölüler.

    Hiroşima’da öleli
    oluyor bir on yıl kadar.
    Yedi yaşında bir kızım,
    büyümez ölü çocuklar.

    Saçlarım tutuştu önce,
    gözlerim yandı kavruldu.
    Bir avuç kül oluverdim,
    külüm havaya savruldu.

    Benim sizden kendim için
    hiçbir şey istediğim yok.
    Şeker bile yiyemez ki
    kâat gibi yanan çocuk.

    Çalıyorum kapınızı,
    teyze, amca, bir imza ver.
    Çocuklar öldürülmesin
    şeker de yiyebilsinler.
     
  4. Misafir Ziyaretçi

    Cevap: Özgürlük Şiirleri Nazım Hikmet

    Tanrı dünya'ya birilerini yollarken, onlara birer görev vermiştir. Nazım: şiir yazacak...Ali : Gitar çalacak
    Sezen : Besteler yapacak... Atatürk : (TANRIM BİR İNSANA BU KADAR ÇOK GÖREV VERİLİR Mİ?)
     

Sayfayı Paylaş