Otizmde Sosyal Davranış

'Sağlık Rehberi' forumunda CalviN tarafından 4 Ekim 2009 tarihinde açılan konu


  1. Otizmde Sosyal Davranış
    Otistikleride Sosyal Davranış


    Diğer çocukların kucağa alınmaya karşı isteksizlik gösterme, kucağa alınınca huzursuz olma en belirgin özellikleridir.

    Genellikle 3. ve 4. aylarda görülen reaktif gülme görülmez ve çocuğun çevreyi tanıdığına dair hiçbir belirti de yoktur. Otistik bebekler, genellikle çevreleriyle ilişki kurmaz, kendi kendilerine gülümserler.
    Normal bir bebek yaşamının ilk 3 ayında annesine bakar, annesi onunla konuşurken gülümser. Daha sonraki aylarda ise her fırsatta kucağa alınmak için kollarını kaldırır. Tanıdığı kişileri görünce heyecanlanır. İnsanlarla ilişki kurmaktan hoşlanır. Otistik bebeklerin reaktif olarak güldükleri ancak gıdıklandıkları, havaya hoplatıldıkları zaman gözlenmiştir. Birçok otistik bebek yalnız bırakıldıklarında mutlu görünür; bazıları saatlerce yastığını veya çarşafını tırmalar. Bazıları ise yataklarında oturur ve öne arkaya sallanır veya başlarını yatağın kenarına vururlar.Anneler genellikle bebeklerinin yüzlerinin ifadesiz olduğunu, gülümsemekle birlikte yüzlerinde sevinç, utanç, rahatsızlık gibi duygusal ifadeler görmediklerini, bebeklerin yüzlerindeki ifadenin ve gözlerindeki bakışın hiçbir olay karşısında değişmediğini belirtmişlerdir.

    Otistiklerde hiperkinezi (aşırı hareketlilik) sık karşılaşılan bir problemdir. Hipokinezi (hareket azlığı) daha az görülür. Değişiklik karşısında veya ortada bir neden yokken saldırganlık ve öfke nöbetleri görülür. Kendi kendine zarar vermeye yönelik, kafasını vurmak, ısırmak, tırmalamak, saç çekmek, kendini yumruklamak gibi davranışlar vardır. Bu davranışlar zaman zaman stereotipik bir karakter gösterir. Neden ortaya çıktığı bilinmeyen, kendiliğinden başlayan ve bazen kendiliğinden sönen olaylardır. Kendi etrafında dönme, öne arkaya sallanma, parmakları ile havada bir takım şekiller çizme gibi davranışlardan çocuğun zevk aldığı , bazılarının sallanma, dönme gibi vestibüler sistemi uyaran hareketlerden hoşlandığı bilinmektedir.
    Kısa süreler için dikkatini toplayabilme, bir işe tamamen konsantre olamama, beslenme problemleri, idrar ve dışkısını tutamama da sıklıkla görülür.

    Eve bir misafir gelmesi, odanın farklı bir düzene sokulması, sürekli kullandığı çarşafın değiştirilmesi gibi durumlar, otistik çocuğun huzursuz olmasına, saatlerce ağlamasına, öfke nöbetleri geçirmesine neden olabilir. Uzmanlar, çocuğun yapılan her değişiklikten dolayı kendini güvensiz hisettiğini, ancak çevresindeki aynılığı koruyarak rahatladığı görüşünü paylaşmaktadırlar.

    Otistik çocukların genellikle çevrelerindeki tehlikelerin farkında olmamaları , anne babaları en çok endişelendiren özelliklerdendir. Çocuğun ince yüksek bir duvar üzerinde korkusuzca yürümesi, yoğun trafik olan bir caddeye fırlayabilmesi, sıcak sobaya yaklaşması gibi davranışlar örnek olarak verilebilir.
    Çevrelerindeki nesnelerin, kişilerin tamamı yerine ayrıntılarına, küçük parçalarına dikkat ederler. Annenin yalnızca küpesi, oyuncak arabanın yalnızca tekerlekleri çocuğun dikkatini çekebilir. Otistik çocuklarda hayal gücünün yetersizliğine bağlı olarak yaratıcı oyun oynama becerisinin bulunmaması yaygın olarak gözlenir. Bir oyuncakla gerçek amacına uygun olarak oynamaz, farklı bir şekilde manipüle eder. Çoğu çeşitli nesnelere tutkun olabilirler ve onları kullanmakta mükemmel bir ustalık gösterebilir. Bu yeteneğin bir kısmı, şüphesiz bu işlere fazla zaman ayırmaktan kaynaklanmaktadır. Normal bir çocuk bir şeyi çevirmek için saatler harcamaz.
    Konuşmanın olmaması veya çok az olması ve olgunlaşmamış sosyal davranışlar nedeniyle diğer çocukların oyunlarına katılamazlar.

    Özel korkular, nedensiz gülme ve ağlamalar gibi bazı duygusal tepkiler, otistik çocuklarda sıklıkla gözlenen özelliklerdendir. Bir ayakkabı ayağını sıktığı için ayakkabı giymeyi reddeden çocuk, elini küvetteki sıcak suya sokarak yaktığı için küvette yıkanmaktan korkan küçük kız, özel korkuları olan çocuklara örnektir. Zaman zaman bu korkuların nedenini bulmak oldukça güç olabilir. Çevresindekilerle iletişim kuramayan, bu nedenle de çevreden korkusu ile ilgili hiçbir yardım alamayan otistik çocukta bu korkular oldukça uzun sürebilir.

    Alıntı