Otistik Çocuklarda Takıntılı Davranışlar

'Sağlık Rehberi' forumunda CalviN tarafından 4 Ekim 2009 tarihinde açılan konu


  1. Otistik Çocuklarda Takıntılı Davranışlar

    Takıntılı davranışlar, kolayca tanınabilen ve başladıktan sonra ne zaman sona ereceği belli olmayan ve tekrar tekrar tekrarlanan davranışların bazıları anlamında kullanılmıştır. Örneğin; oturur ya da ayakta durur vaziyette sallanma, parmak ısırma, kafa sallama, el vurma, çevirerek oynama, nesneleri fırlatma, kendi etrafında dönme gibi.

    Harun'un havaya nesneleri fırlatma, özellikle topları bazen de ayakkabılarını fırlatma gibi takıntılı davranışları vardı. Bu davranışları kendisine veya başkalarına karşı zarar verici olmamasına rağmen Harun bu davranışları yapmak yerine daha yararlı etkinliklerle zamanını harcayabilirdi.

    Otistik bireylerin zaman zaman takıntılı davranışları neden yaptıkları tam anlamıyla anlaşılmamaktadır. Ancak boş kaldıkları zaman bu tür davranışları yaptıkları düşünülmektedir. Dolayısıyla takıntılı davranışlar çoğu zaman can sıkıntısına karşı bir uğraş olmaktadır. Böyle durumlarda takıntılı davranışları önlemek için kişiye yapabileceği ilginç uğraşlar verilebilir.

    Sallanma, çevirerek oynama gibi davranışları ilk ortaya çıktıkları anlarda, yapılandırılmış etkinlikler bireyin günlük rutinine yerleştirilebilir. Ancak daha ileri düzende ve yoğunluktaki takıntılı davranışlar için daha işlevsel davranış değiştirme uygulamalarına ihtiyaç duyulabilir.

    Mustafa atölyede bütün gün, bir köşede oturup bir parça gümüşten kağıdı çevirerek oynamakta ve herhangi bir atölye etkinliğine katılmayı reddetmekteydi. Atölye öğretmeni aşağı yukarı üç ay gibi kısa bir sürede düzenli olarak yiyecek pekiştireci (portakal suyu) kullanarak Mustafa'ya çok basit mekanik işler yapmayı öğretti. Mustafa bu işleri yapmayı öğrendikten sonra yaptığı işlerden çok hoşlanmaya ve gönüllü çalışmaya başladı. Böylece bu işleri yaparken nesneleri çevirerek oynama davranışı gözden kayboldu.

    Bazı takıntılı davranışlar ise dışarıdan gelen uyarıcılara karşı bir koruyucu olarak ortaya çıkmaktadır. Örneğin, Özden, 13 yaşında genç bir kızdı. Özden kalabalık ve gürültülü ortamlarda parmaklarını ısırmakta ve vokal bir ses çıkarmaktaydı. Dikkatli yapılan gözlemler sonucunda Özden'in çok rahatsız edici olan bu davranışını dışarıdan gelen seslerden korunmak için yaptığına karar verildi.

    Özden'e yüksek sesle müzik çalan bir volkmen verildi ve gürültülü ortamlarda volkmenini kafasına takıp çalıştırdığında pekiştirildi. Özden, takıntılı davranış göstermeden önce volkmen dinleyerek gürültülü ortama alındı. Bir süre sonra bu davranışı kendi başına yapmayı öğrendi. Özden kalabalık ve gürültülü ortamlarda parmağını ısırma ve vokal sesler çıkarma yerine volkmen dinlemeye başladı.

    Özden'in davranışının nedenini anlamak başlarda çok zor oldu. Ancak, bunu anlamak için Özden önce sessiz bir odada küçük bir uğraş verilerek kendi başına bırakıldı. Daha sonra radyo sesi verildi. Daha sonrada kalabalık bir odaya götürüldü ve her iki durumda da takıntılı davranışlar dikkkatlice gözlendi ve buradan hangi yaklaşımın benimseneceğine dair fikir edinildi.

    Kaynak: Yardımcı Doçent Doktor Bünyamin Birkan