Oswald Spengler Kimdir?

'Biyografi' forumunda Wish tarafından 24 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Oswald Spengler Hayatı
    Oswald Spengler felsefesi
    Oswald Spengler Hakkında Bilgi
    Oswald Spengler Biyografisi



    Oswald Spengler (1880-1936)



    Oswald Spengler, Alman tarih felsefecisidir. Tarihi kör bir doğa oyununa benzetip, tarihte bir amaçlılık aramanın boşuna bir çaba olduğunu savunmuş olan Spengler, dünya tarihinin morfolojisini, felsefi ve bu arada biyolojik esaslara göre açıklamaya çalışmıştır. Spengler'e göre, kültürler gelişigüzel doğar, gelişir ve ölürler. Ona göre, tüm dünya tarihinde 8 tip kültür çevresi ayırt edilebilir. Mısır, Babil, Hindistan, Çin, Antikite, Arap, Batı ve Meksika olarak belirlediği 8 kültür çevresinde, 1. Metafiziksel-dini yüksek kültürler, 2. Simgeci erken kültürler, 3. Sivil-geç kültürler diye üç gelişme basamağı ayırt etmiş olan Spengler, "sivil-geç kültür" olarak tanımladığı Batı kültürünün bir çöküş içinde olduğunu savunmuştur.
    Birinci Dünya Savaşı, Spengler'in görüşlerini oldukça etkilemiş, onlara yön vermiştir. Yaşanan iki dünya savaşının, Spengler'in görüşleri üzerinde travmatik bir kadercilik, döngüsellik ve tarihin tekrarına olan inancı doğurduğu aşikardır. Aynı özellik, Arnold Toynbee'de de görülür. daha sonra, değişen zaman ve anlayışla yapıtlarının, özellikle William McNeill tarafından sertçe eleştirilmiştir.
    Spengler; uygarlıkların ortaya çıkışını, insanın gelişim dönemlerine göre sınıflandırmıştır. Çocukluk döneminde toplum ortaya çıkmıştır. Din bu dönemde kendini göstermeye başlar. Gençlik dönemi aklın egemenliğiyle geçmektedir. Olgunluk dönemi entelektüelliğin üst seviyede olduğu, sanatın, felsefenin, bilimin tavan yaptığı dönemdir. Yaşlılık döneminde tüm değerler parçalanmaya yüz tutar; bu dönem, kaçınılmaz olarak çöküşün habercisidir.
    Tarih olaylarında nedenselliğin yerine yazgısallığı temele almıştır. Ona göre yazgı tarihin bütün görünümünü belirler.
    Eleştirel tarih felsefesinin önemli adamlarındandır. Tarihi yasa koyucu doğa bilimi olarak değil, betimleyici ve yaşayan bir bilim olarak ele alır.